CANLI YAYIN

Çürük tahta

Eklenme Tarihi 10 Ağustos 2012
Terör şehirlere uzanıyor.
Caniliğin tüm hallerini sergileyenler can almayı sürdürüyor.
Onlar sadece terörist değil.
Başka ülkelerin bugünler için eğitilmiş katilleri!
***

Bir yanında yaralı askerler için kan aranıyor ülkede.
Bir yanında Şemdinli'de evlerini, bahçeleri bırakıp, köylerinden uzaklaştırılan insanlar haykırıyor. "Yalvarıyoruz" diyorlar, "savaş kimseye yaramaz!" "Top sesleri yerine kuş sesleri duymak istiyoruz."
İnadına barış çelengi örüyorlar.
***

İstanbul sıcaktan ve nemden şikayet ediyor.
Trafikten, kargaşadan!
Arabasının koltuğuna kurulmuş insanlar, kan aranıyor anonslarının, ne ifade ettiğini düşünüyor mu acaba?
Ya da kalbinden vurulmuş insanların halinden anlıyor mu?
Sükseli iftar sofralarında caka atanlar, ömrü yenmiş insanların çığlıklarını duyabiliyor mu?
***

Ne oldu da "savaş kokusu" yayılmaya başladı?
Ne oldu da terör böylesine yayılma gücü buldu?
Savaşının soluğunun, gittikçe yaklaştığını hisseden var mı?
***

Ya politikacılar?
Partiler arası savaşın sözcülüğünü yapanlar, namus ve şerefi üzerine yemin ettiklerini ne zaman hatırlayacaklar?
Bugün birlik zamanı değilse ne zaman?
***

Biliyoruz ki... Çürük tahtalar çivi tutmaz!
Sorumlu toplumlar, böyle günleri unutmaz diyeceğim ama bu ülkede partiler, ülkelerden çok seviliyor.
***

Uzaklar da yakınlaşıyor artık.
Silah ve bombalarla yüklü bir cisim hızla yaklaşıyor ülkemize.
Başınızı eğince, size değmeyeceğini zannediyorsunuz.
Öyle zannedin!

* * *
BERKANT İÇİN...
Sanatçı Berkant'ı şimdiki nesil pek tanımaz. "Samanyolu" şarkısını duyunca, belki hatırlarlar.
Çocukluğumuzun kadife sesli adamı, şimdi akciğer kanseri.
Yapılacak bir şey kalmadığını söyleyen doktorlar "Allah'tan mucize bekliyoruz" diyorlar.
İnsanların içine işleyen şarkıların sahibini, şarkıları yaşatır.
İnsanlarda bıraktığı izler.
Berkant ölmez.

* * *
Kötü bir barış, iyi bir savaştan değerlidir.

* * *
Cep telefonuyla konuşmada Avrupa şampiyonu olduk. Olimpiyatlara inat!

* * *
10 Ağustos 2012
Mutluluk takvimi
Kimsenin seni sömürmesine izin verme.
Çocuklara barışı öğret.
Deniz yolculuğu yap.
Bağışlayıcı ol.

* * *
Eylül'ün sarı saçları
Ekim'in inatçı hüznü
Kasım yağmurlarında
Öperim mahzun yüzünü

Kapın hep bana Aralık
Her Ocak'ta sevdan tüter
Şubat akşamlarında
Gülüşlerin bana yeter

Mart'ın camları buğulu
Nisan'ın yüzünde bahar
Gözlerin sanki bir Mayıs
Benim sevdam dağlar kadar

Haziran'ın başı döner
İki gözün iki Temmuz
Ağustos'a selam çakar
Beni cayır cayır yakar
Hakkı YALÇIN