FENERBAHÇE, Ankara'da var olan potansiyelini inkar ederken futbolsuz bir galibiyet aldı.
Ankaragücü'nün attığı iki golün kıl payı ofsayt olmasıyla savunmadaki savurganlığın öne çıkması arasında bağlantı vardı. Fenerbahçe'nin attığı ilk gol VAR'a gitmeyi gerektirirdi.
Orta alandaki voltaj düşüklüğünün, Valencia'nın silik gecesiyle kardeşliği vardı.
Ama kararlılık ve geceye hükmetme kuralı Fenerbahçe'nin kazanmasına yetti.
Sonuç farklı olsa da Fenerbahçe'nin bir iç hesaplaşması zorunludur.
Çünkü liderliğe açılan pencerelerde sis olursa görüntü bulanıklaşır!
***
Beşiktaş, Trabzonspor karşısındaki yoğun baskının karşılığını alamadı.
İki kanattan bindirmekle, Weghorst'un rakip kale önünde tek başına yıpranması arasında zaman su gibi aktı.
Valerien İsmael'in maçtan sonra, "Lig Ekim'de değil Mayıs'ta bitiyor" cümlesiyle kurduğu konuşma balonu patlamaya müsait.
İstanbul'daki 4 maçta 9 puan kaybeden bir takımın teknik direktörü, baharda açan çiçekleri bu ülkede görebilir mi şüpheliyim!
***
Adana Demirspor karşısında "harika" diye tanımladığımız Galatasaray'dan Kayseri'de eser yoktu. Maç boyu rakibine oynama hacimleri açtı, "esneyen Aslan" modundan çıkamadı.
Ama Galatasaray'ın sayılmayan golünde Barış'ın koluna çarpan topla gelen golü geçersiz sayan hakemin İcardi'nin maçın 30'uncu saniyesinde yaptığı vuruşta rakibin koluna çarpan topa da penaltı vermesi gerekirdi.
İkiz eylemden birini Galatasaray adına doğrulamayan ve tercihlerini Kayserispor'dan yana kullanan hakem Arda Kardeşler'de adalet yoktu.
Not: Bir takımın kötü oynaması hakemin de onun aleyhine çalışmasına sebep olamaz!