Gördüğümüz puştlar geleceğimizi öldürürdü.
Analar vardı, gözleri iki kırık su testisi.
Babalar vardı, gözleri iki gece devriyesi.
Gereken kitapları okurduk da, kehanet gibi çıkardı yazdıkları. Kızdıkları olurdu analarımızın, beş dakikada geçen.
Hayal kumpanyasına bilet keserdi nur yüzlü büyükbabalar.
Kestirme yolları bilirdik insanlığa çıkan, ağaçları kökünden kestirmezdik.
Yakamıza sarılan heyecanların peşinden koşardık, bütün çocuklar peşimize takılırdı.
Katillere madalya takılırdı bugünkü gibi.
Spartaküs'ün adını yazardık onlara inat.
Gençliğimiz ayaklanırdı, coplar inerdi sırtımıza, ayağımızı yerden keserlerdi.
Yaşamak bize haramdı, namussuzlara helal. Adanalı Celal vardı, yürekli adamdı.
Eşya kırardı da gönül kırmazdı.
İçten içe birikirdi isyanlarımız.
Yeni aşklar taşırdık, adresini şaşırmayan arılar gibi. Birbirimize bulaşırdık, candan tokalaşırdık.
Herkes birbirinin gözlerinin içine bakardı.
Hileyle alınmış bütün kaleleri zapt etmekti tek dileğimiz, er niyetine.
Onların her niyetine ihanet karıştırdıklarını bilirdik.
İlmeği boynumuzdan geçirirlerdi, sandalyemize tekme atarken pis pis gülerlerdi üstelik.
İhanetlerini yedirirdik onlara.
Defterimizde Annabel lee.
Bir deniz ülkesinde yaşamayı hayal ederdik de, denizlerimizi kuruturlardı.
Martıları da ağlatırdı anamızı ağlatanlar.
Analarımız vardı, gözleri iki kırık su testisi. Umutları kimvurduya gitmiş.
Babalarımız vardı, gözleri iki gece devriyesi.
Politikacılar onları çoktan terk etmiş.
Biz hala kayıplarıyız bu ülkenin.
Kimsenin kayığına binmiyoruz.
Kimseye eğilmiyoruz Allah'tan başka.