Politikanın koynuna sokulurdu, ne kadar düzenbaz adam varsa.
Ruhumuz onlarla kan kaybederdi, kimse oralı olmazdı. Hepimiz buralıydık oysa.
Türkü dinlemenin hapiste yatma sebebi sayıldığı bir ülkeden kalan kırıntılarız biz!
Bizler oybirliğiyle karar verirdik, bir insanı yargılarken düşlerimizde bile.
Onlar mısır koçanıydı, tanelerinden yoksun!
Sonra ihtilal oldu, sözde isyanları susturmak için. Sol ayağı kesildi bu ülkenin, sağ ayağına halı serildi.
12 Eylül'den sonrasını hatırlamak istemiyorum!
Saklanan kimliklerin içinde, dağ gibi adamların gerçek kimliği yatardı.
Şerefsizliğe geçiş izni veren sistem, yürürlüğe konmazdı o yüzden.
Gazeteler için, "Bir ihtimal daha yoktu", vatan savunulacaktı.
Okurlar da cesurdu, yazarlar gibi. Şimdi korkak bir yüzleşmenin devre arasında, sinsi sözleşmeler yapılıyor.
Kendini ele vermenin tek temsilcisi, sümüklü böcekler değil, gördüğünüz gibi.
Kepengini indiriyorum gözlerimin.
Hey gidi Özal hey!
1980'den sonrasını hatırlamak istemiyorum.
Tanıdığım bütün solcular, yolcu oldu kaypaklığa. Onların istediği devrim, evrim geçirdi üç paralık düşlerin içinde. Şimdi düşkünler evinde duş alıyor 6 oklu ilkeler.
Kim silkeler de, kendine getirir onları?
Hala zenginler için yasalar. Yoksullar için yeni bir demokrasi icat etmeli belki de.
Dünyanın öbür ucundan yönetiliyoruz, farkında değiliz!
Biri bizi çimdikliyor, "Uyanın. Bir gün uyanmaya bile fırsatınız olmayacak" diyor.
Yürekler yosun tutmuş!
2000'den sonrasını hatırlamak istemiyorum!
Bir boyama kitabım vardı, hala kullanılmamış sayfaları duruyor.
Ülkemde siyahlar kuduruyor, maviler kuruyor!
Bir gökyüzü ressamı gerek bizlere, mavinin bütün tonlarına hayran!
Tertemiz! Beyaz bulutlar gibi.