Partiler kapatılmasın.
Askerleri sivil mahkeme yargılasın.
Milletvekili olanlara sakın ha!
Dokunulmasın.
İnsana ayrıcalık dokunuyor zaten.
Çaresizlik... Sokaklardaki çakallara verilen özgürlük.
İnsanına sadece seçim mevsimlerinde değer veren politika!
Yusuf Sirem, Çorum Sungurlu'da oturan bir inşaat işçisi.
Kalp hastası eşini zor şartlarla Ankara'ya tedaviye getiriyor.
Hastanede anjiyo yapılan eşinin tedavisi için para gerekiyor da, Ankara'daki tanıdıklarını dolaşıyor, kapı kapı.
Yeni Anayasa böyle garibanlara hangi kapıyı açıyor acaba?
Oysa yargıdan kaçmak için milletvekili olanlara bütün kapılar açık.
Arkasında sayısız dosyalar bulunanlara, her türlü yasal haklar sebil.
Bu ülkenin sokaklarında insanların canları da sebil.
Çorumlu inşaat işçisi Yusuf Sirem, aradığı parayı bulamayınca, kızının yanına gitmek için otobüs durağına gidiyor.
Karşısında iki gaspçı, "Sökül paraları" diyor.
Cebinde 20 TL yol parası olan Çorumlu Yusuf Sirem, "Param yok" deyince, iki gaspçı onu 3 metrelik duvardan aşağı atıp öldürüyor.
Yeni Anayasanın hangi maddesi, sokaklarda önü kesilen vatandaşlar için kavga veriyor acaba?
Hangi parti lideri için, ülkenin insanı, partisinin insanından değerli?
Genel suskunluk meselesi, toplumun anayasası olurken, böyle insanların kurban olmasından doğal ne var ki.
Orospuların, pezevenklerin daha çok değer bulduğu medya sisteminde, işçileri yoksulları yazdığımız zaman, fakir edebiyatı yapıyoruz ha!
Açlıktan kimse ölmemiş de, hastanelerde kimse rehin kalmıyormuş ha!
İzin verelim de, zengin kalemlerden bal gibi cümleler aksın.
Muhteşem Türkiye ve yeni Anayasası geliyor.
Herkes ayağa kalksın!
Siz bana aldırmayın, böyle bir ülkede, yeni Anayasanın keyfini çıkarın.
Huzura varın! Her şey güzel olacak.
Çorumlu Yusuf Sirem'in dramatik ölümü...
Az sonra...