İSTANBULSPOR karşısında galibiyet bilincini silip süpürenleri seyreden, takımın gücünü sünger gibi emenlere kaptanlık bandı veren bir teknik adamın, kaç maçtır saltanat sürdüğü "son dakika masalları" ters tepti.
Üstelik maçın bitiminde sahanın ortasında bir tiyatro sahnesi ve kendisine tepki gösteren taraftarlara el kol hareketleri.
O tiyatroda kendini kaybeden 69 yaşındaki Jesus'u sakin olmaya çağıran da 18 yaşındaki bir delikanlı;
Arda Güler.
Gecenin hem futbol hem de olgunluk olarak parmakla gösterilen sembolü.
***
Arda Güler. İki gol attı servis yaptı, ciddiyeti elden bırakmadı.
Harika tekniği bir yana zihinsel kazanma yeteneğini fiziksel olarak da sahaya yansıttı.
Tek başına çektiği bir filmin hem yönetmeni hem başoyuncusu oldu.
Daha ne olsun!
Buna karşılık sahada gezinen Mert Hakan Yandaş, Arda'nın ilk golünden sonra çocuğun sırtına bindi.
Bütün takımı sırtlayan Arda Güler için Mert Hakan Yandaş ne ki?
Ama önemli olan Arda'nın sırtından geçinmek isteyen birine Fenerbahçe'nin kaptanlık bandının verilmesi.
Çünkü O bandı koluna takanlar 18 yaşındaki bir delikanlının sırtına binmez omuzlarına alır, sahada mücadele eder.
Böyle bir adamı sahaya kaptan olarak sahaya çıkaranlara Fenerbahçe tarihini hatırlatsak ne yazar! Jesus'un ürettiği narkoz etkisi sadece takımı değil, kulübü bile sarmışken!
***
Galatasaray'a gelince. Karagümrük maçında kaybettiklerini Fenerbahçe iade etse de berbat sinyalleri inkar edemeyiz.
Elindekini koruma içgüdüsüyle maça çıkıp, rakibe karşı tedbir geliştirmeyen takımlar sahada kendilerine sıkıntılı alanlar yaratırken 12 dakikada 3 gol yer.
Sonuç olarak; puan farkının şemsiyesi altında gezintiye çıkanları nelerin beklediğini işaret etmek zorundayız.
Beşiktaş maçı Galatasaray'ın liderlikle en kritik imtihanlarından biridir.
İcardi'nin bir maçta ipini çekmek haksızlık olur ama ligin en kritik haftalarına girilirken psikolojik sorunları penaltıdaki tespitle sınırlı olsun bari