ÇOCUKLARA bile "sulanan" şerefsiz insanları gördükten sonra limonun asaletini daha iyi anlıyorum. Tozlanmış aynalar satıyorum da kimse yüzüne bakmıyor. Vicdanındaki kiri görmekten korktuklarını anlıyorum.
Dahilikle delilik arasında bir adımlık mesafe vardır. Her gece ekranlarda gazeteci, profesör, spor yorumcusu gibi bilumum etiketle akıllı geçinenleri izlerken, deliliğin lüzumu olduğunu anlıyorum.
Mazinin güzel insanları çiçek kokularını severdi, bebek kokusunu. Sosyal medya mezbahalarında gezinmenin özellik sayıldığı bir dünyada, eski moda film seyircilerini neden sevdiğimi şimdi daha iyi anlıyorum.
Ben de Nesrin Sipahi şarkılarının sesini açıyorum sonuna kadar. "Sesin de kadifesi oluyormuş" diye haykırıyorum. Yozlaşmış pop müziğin marka değeri yükseldikçe, Türk müziğinin zarafetini daha iyi anlıyorum.
Geçenlerde önüme çıkan bir babayla kısa yollu sohbetim oldu da "çocuklar için bütün sokakları maviye boyamak isterdim" dedi. "Yarın sabah boyamaya başlayın" dedim. "Mümkün değil" dedi, "artık cümlelerimi bile mavi kuramıyorum!" Doğru yolculardan yanlış cümleler duyunca umutsuzluğun tavan yaptığını anlıyorum.
Kurduğum cümlelerin içindeki gizli özneleri fark eden okuyucularım vardı. Emekli öğretmenler, uyanmak için kitap okuyan emekli işçiler. Artık eskisi gibi aranmıyorsam, o güzel insanların gözlük camlarında harflerimin bile kalmadığını anlıyorum.
Haram paranın ve yalanın her şeyin önüne geçtiği, kötülüğün itibar gördüğü bir düzende ölü çocukları doğuruyor hayat. O yüzden içimdeki çocuk sürekli dürtüyor beni, "hiç bıkmadan çocukları yaz" diye.
Bu kadar karanlık ve vicdansız adamla o çocuklar nasıl büyüyecek diye endişe ederken, bir yandan da yatıp kalkıp dua ediyorum; "süt hala beyaz" diye!
Mutluluk Takvimi
Çocuklara yün çorap al.
Eski şarkıların peşine takıl.
Kötü insandan uzak dur.
Aşk yalanın maskarası
İhanetler yüz karası
Sen o sarı takvimlerin
En zavallı hatırası
Dönme, sakın dönme
Ben dahil burda seni
Hiç kimse özlemedi
Hepsi gönül defterinden
Seni bir bir siliyor
Kime baksan
Utanırsın gözlerinden
Senin ne mal olduğunu
Artık herkes biliyor
Hakkı YALÇIN
Mektupların sandıkta saklananını bulursanız gözünüz gibi bakın.
Ruhani güç!
Bu kadar çok şarkı sözü yazıp, başka bir ülkede yaşasam para içinde yüzermişim. Öyle diyorlar. Ben de diyorum ki, "bunları bana söylemeyin, haklarımızı gasp edenlere, kazandığımız davaları yıllarca istinaf mahkemesinde bekletip iade ettirecek kadar arkası sağlam olanlara ve sosyal medyadaki çaçaronlar kadar fikir işçiliğine değer vermeyenlere söyleyin!"
Bizler bu dünyaya para içinde yüzmeye gelmedik ama boşa kürek çekmekten ve arkası güçlü adamlara "haksız yere" yenilmekten yorulduk. O yüzden hakkımızı yiyen çakalları Allah'a havale ederken sadece ruhani güce sığınıyoruz.