Zamanında söylenmeyen sözlerin, bugün hükmü olabilir mi?
Ahmet Kaya ile ilk olarak 1987 yılında Aksaray'da bir restoranda buluşmuştuk.
Yanımda gazeteci Nurettin Soydan ve yapımcısı vardı.
Kendisine albüm yapmaya cesaret edemeyen plakçılar çarşısını özne yaptığımız gecede, şarkıların ve özgürlüğün muhabbetini yapmıştık.
Çektirdiğimiz resimler o günün anısına saklı duruyor.
Sonraki yıllarda Ahmet Kaya'yla müzik konulu sohbetlerimiz oldu.
Aynı firmadan çıkan şarkılarımızın muhabbetlerine girdik.
İnandığı davanın adamı olması kadar, şarkılarındaki özelliği hep takdir ettik.
Şarkılarını bile dinlemeye korkanlar ülkesinde, Ahmet Kaya'nın şarkılarını severek dinledik.
Üstelik bağıra çağıra!
Baldır bacak medyasında Ahmet Kaya'nın hiç hükmü olmadı.
Ahmet Kaya'nın düşüncelerini yasaklamak, neredeyse kanun hükmünde kararname oldu.
Bir Roma tiyatrosunda, baş parmağını aşağıda tutan medyatik imparatorlar onun hakkında ölüm emri bile verdi.
Ahmet Kaya işçi sınıfıydı.
Ahmet Kaya grevciydi.
Ahmet Kaya, kendi halkına yapılan zulmün yürekli sesiydi.
Kapılarını gece yarısı çalan postal düzeninin isyankarıydı.
Kimse onun gibi söyleyemedi şarkıları.
Kimse onun kadar cesur davranmadı.
Şarkılarının sözlerindeki derinliği bugün anlamak, geç kalmış eylemdir artık.
İtibarının iade edildiği düşünülmesin sakın.
O zaten itibarlı bir sanatçıydı.
Bir insan ölümünden sonra, medyanın da, politika ve sanat dünyasının da ne kadar ikiyüzlü olduğunu gösterdi.
Kendisine çatal bıçak atanları bile utandırdı.
Yaşasaydı, emin olun "Kendinizi daha fazla rezil etmeyin" derdi.
***
Yaşadım diyebilmekse hayat, yaşadıklarımızın kıymetini bilelim. Ölüm zaten bizi bekliyor!
***
Nereye gidiyoruz?
Türkiye'de her 100 kadından 14'ü çocuk yaşta evlendiriliyor.
Gençler uyuşturucunun pençesinde.
O gençleri kurtarmak varken, meselemiz kızla erkeğin birlikte okuması.
Paralı bir eğitim sistemi oluşturuldu.
Veliler ömürlerinin sonuna kadar okul taksitlerini ödemekle yükümlü.
Bu konuda görüş bildirmeyi kendilerine yasaklayanlar, kızla erkeğin birlikte eğitimini yasaklayarak, hangi değerleri ayakta tutacaklar?
Söylesinler bilelim.
***
Mutluluk Takvimi
Karton bardakla kahve iç.
Sevdiğin şarkıyı defalarca dinle.
Zengin bir salata yap.
Beynini boşalt.
Hayatı sev.***
Hayatımın son nefesi
Biliyorum haksızlık ettim
Ömründe hırçın dalgalar
Seni kendime benzettim
Bir köz kaldı geriye
Sana sönmeyi öğrettim
Söylenmemiş söz kalmadı
Seni de kurban ettim
Tenin gül kokardı senin
Son defa içime çektim
Senden sonra ömrüme
Hasret tohumları ektim
Kendimle yüzleşiyorum
Düşmüş bir kale gibiyim
Gitme kal diyemem artık
Bir sevdayı mahvettim
Hakkı YALÇIN