Bir maç rakip kim olursa olsun ve de kim ne derse desin sahada değil beyinde kazanılır ya da kaybedilir.
Trabzonspor dün akşam gerek taraftarı gerekse takım olarak
Liverpool'u yenebileceğine inanmadı. Öyle ki ilk dakikalarda golü bularak moral motivasyonunu üst düzeye çıkardılar ama tribünlerde herhangi bir çoşku yoktu! İlk yarıda oyunda istediğini yapan taraf
Trabzonspor'du. Liverpool'un ilk şutunun 24'ncü dakikada olduğunu hatırlatmak istiyorum. Trabzonspor özellikle orta sahada başta
Selçuk sonra Colman olmak üzere topu ayağa oynama becerisi gösterdiler. İlk yarıda Trabzonspor'un aksayan tarafı ise sol taraftaki
Burak'tı. Ne savunmaya yardıma gelebildi ne de hücumda istediği futbolu oynayabildi.
Yattara bir iki kez sağ kenardan atak girişiminde bulundu ama sonrasında ise fazla çalım sevdası yüzünden topların büyük bölümünü rakibe verdi. Bu yarıda
Trabzonspor'un en başarılı bölgesine savunmanın göbeğindeki
Giray ve Egemen'di. İkinci yarıda ilk yarının tersine bir durum ortaya çıktı.Yattara'nın yerine
Alanzinho'nun oyuna girmesi
Burak'ın sağ kenera çekilmesi bütün dengeleri alt üst etti.
Liverpool orta saha üstünlüğü ele geçirdi. Oyunun ilerleyen bölümlerinde Selçuk'un ve
Colman'ın fiziksel anlamda düşüş göstermeleri ve
Ceyhun'un orta sahada inanılmaz top kayıpları sonucunda Liverpool
Trabzon kalesinde daha fazla görününen takım oldu. Kendi gücünü potansiyel kılan ve bu inançla sahaya çıkan ve bu inancını eyleme dönüştüren bir Trabzonspor'un dünkü
Liverpool gibi son derece yetersiz bir takım karşısında turu geçmesi gerekirdi. Çünkü Liverpool takımına baktığımızda sakatlarını bir kenar bırakırsak
Joe Cole dışında çok üst düzey yıldızı yoktu.