Vav TV İzle
Sesli dinlemek için tıklayınız.
  • 24 Kasım 2021, Çarşamba

En zor şık!

BAŞKAN Erdoğan'ın konuşmalarına dikkat ederseniz, özellikle SÖYLENMEYENLERE odaklanırsanız mücadelenin ritmini ve taraflarını görme şansınız çok fazla olur.
Başkan Erdoğan girdiği her seçimi kazanan ve kendi ifadesiyle yaşayan en tecrübeli lider. Bu net.
Bu kadar badire atlattı.
Daha önce hiçbir liderin girmediği ve uzanmadığı alanlara MÜDAHALE ETTİ. Libya'dan Suriye'ye, Azerbaycan'dan Bosna'ya oradan da Orta Asya'ya kadar... Ve aynı Erdoğan son dönemde majör bir şekilde FAİZ ile ilgili tavrını ortaya koydu. Son günlerde sık sık sorduğum soruları yineleyip asıl konuya geleceğim..
Başkan Erdoğan faizi YÜZDE 25 yapsa kim şikayet eder? Peki bunu yapacak gücü varken yapmaması ne anlama gelmektedir? Faizleri artırsa seçime gitse kazanacağı aşikar! Buna rağmen neden kolayı seçmeyip zorda karar kılıyor?
Soru çok... Gelin biz günlük düşünmeyip geniş kadrajdan ilerleyelim...
Mücadeleyi anlayalım. Daha doğrusu ERDOĞAN'ın tam olarak "söylemediğine" değinelim... Birkaç gündür yazdığım gibi KIRILMA DAVOS'taki ONE MINUTE olsa da mücadelenin başlama vuruşu TAKSİM'den GEZİ'den yapıldı. Gezi eylemlerinde YEŞİL İÇİN sokağa çıkanlarla her zaman beraberdim.
Söyledim, yazdım. Ancak bir de madalyonun arka planı vardı. Erdoğan, AK PARTİ içendeki YALNIZ ADAMDI. 2002'de geldiğinde bunu görecek zamanı yoktu. Hükümet politikası belirlenmiş kabine oluşturulmuş bunun üzerine yasağı kalkınca BAŞBAKANLIK koltuğuna oturan bir liderdi ERDOĞAN... Hedefi büyüktü. Yapacaklarıyla tarihte yer almak istiyordu.
Öyle de oldu. Erdoğan'dan ilk önce kurtulmak isteyen kendi partisi oldu.
KAPATMA DAVASI gerçekleşse Erdoğan dışında YASAKLI olacak kimse yoktu!
Neyse... GEZİ'den önce Erdoğan'ın DEMOKRATLARLA BAĞININ TAMAMEN KOPTUĞU bir ABD ziyareti gerçekleştirdi.
Obama ile Biden daha o gün ERDOĞAN'la ilişkiyi noktaladı. Bunun AVRUPA'ya uzanan koca bir gölgesi vardı. Sade vatandaş bunu görmekte zorlanabilirdi. Ancak bir kuşatma başlamıştı.
ŞIKLAR tek tek hayata geçiriliyordu. ABD'den dönen ERDOĞAN GEZİ OLAYLARI ile sarsıldı.
Partisiyle tamamen TERS düştü. Hatırlayın o günleri...
Oysa GEZİ'den birkaç gün önce ÇOK İYİ İŞLER OLUYORDU! ABD ile kopuş başlamadan önce çok önemli iki hamle geliyordu.
Şimdilerde unuttuğumuz o haber!
"Türkiye'ye, 21 yıl aradan sonra ilk kez uzun dönemli yabancı para cinsinden iki kredi derecelendirme kuruluşu tarafından yatırım yapılabilir notu verildi.
Fitch'in 5 Kasım 2012'de bu notu vermesinden sonra gerek ekonomi çevrelerinde, gerekse finans piyasalarında uzun zamandır beklenen ikinci karar, kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'ten geldi.
Türkiye'nin kredi notunu bir basamak artışla Ba1'den Baa3'e yükselten kuruluş, kararına gerekçe olarak kamu finansmanındaki ve ekonomik verilerdeki iyileşme ile dış kırılganlıktaki azalmayı gösterdi..."
Bunu yazan YABANCI AJANSLARDI...
Küçük bir ayrıntı daha vardı! Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Türkiye'ye 2013'ün Mayıs ayında verdiği "yatırım yapılabilir" seviyedeki kredi notunu yaklaşık 40 ay sonra 23 Eylül 2016'da geri aldı. Moody's, Türkiye'nin kredi notunu "yatırım yapılabilir" seviyenin 1 basamak altı olan Ba1 seviyesine indirdi.
Dikkat ederseniz tarih ilginçti! 15 TEMMUZ KALKIŞMASI OLUYOR ardından verilen NOT geri alınıyordu!
Bu ve benzer nedenlerden dolayı hiçbir zaman sadece EKONOMİSTELRE BAKMADIM. SİYASİ ANALİZİ yanında olmayan her değerlendirme eksikti.
Okullarda okutulmayan da buydu... GEZİ'nin başlamasından önce FAİZ oranları da yerlerdeydi!
Can Paker Bey'in "Soros Erdoğan'la mücadele ediyordu..." sözleri çok anlamlıydı. Soros kişisel olarak önemli olsa da asıl mesele arkadaki güçtü.
KÜRESEL SERMAYE Erdoğan'ı istemiyordu.
Erdoğan GEZİ'den ve 17-25 Aralık'tan sonra tamamen yer değiştirmiş ve DEVLETE yaslanmıştı...
O gün bugün bu kavga var. Değişen CHP, Kemal Bey'in gelmesi, Deniz Baykal'ın tasfiyesi, Meral Hanım'ın yeni bir partiyle yola çıkması, AK PARTİ içinde kopuşların yaşanması hepsi bir büyük bakışın hayata geçen sahneleriydi...
Tesadüf yoktu. Obama döneminde başlayan fırtınanın meydana getirdiği DALGALARIN şimdilerde sahillerimizde görülmesiydi olay. Erdoğan 8 yıl öncesine dikkat çekerken bunu söylüyordu. Arada TRUMP dönemi olmasa bunu daha önce yaşayacaktık.
Hillary Clinton gelseydi Moody's'in 23 Eylül 2016'da geri aldığı NOT ile birlikte DEMOKRATLAR yüklenecekti. AVRUPA ile birlikte... Obama- Biden-Soros ekolü bu ERDOĞAN'ı istemiyordu.
Binlerce kez yazdım!
İçeride yakıcı bir hale dönüşen eylemlerin kaynağı dışarısıdır... Bu Türkiye gibi kritik bir ülke için böyledir. Erdoğan, FAİZ ile savaşacağını açıkladığı an SALDIRI geldi! Tempo yükseldi. Karşı blok başka başka hamleler yapsa da, FAİZLER yukarıda olduğu sürece kapıya tüm güçleriyle dayanmıyordu. Şimdi iş terse döndü geliyorlar...
AVRUPA'da böyle faiz oranı yok! Pek çoğu eksi!
Enflasyon orada da bizdeki kadar. ABD de aynı şekilde...
Erdoğan FAİZLERE dokunmasa kimse rahatsız olmayacaktı! Ancak en zor şıkı işaretledi. Kolaya kaçmadı... Günün birinde yapılması gerekeni şimdi yapıyordu. Hiç kolay değildi.
Kabaca olay bu!
NOT: İşin garip bir yanı daha var. Gelinen noktada uluslararası markalar için en uygun ülkelerden biri Türkiye olmakta! Bu da mücadele içindeki çelişkinin ta kendisi!

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya
      SON DAKİKA