Amaç çok netti. Her dilden, her dinden, her ırktan insanları kucaklamaktı. Her renkten insanı sarıp sarmalamaktı.
Ancak o gün bir grup genç oturdukları koltuklardan kalkarak "PARASIZ EĞİTİM İSTİYORUZ, ALACAĞIZ" pankartı açtı. Belki küçük bir TEPKİ gibi görülebilecek bir olay, aldı başını gitti.
Pankartı açan Ferhat Tüzer ile Berna Yılmaz, "Silahlı terör örgütüne üye olmak" ve "terör örgütünün propagandasını yapmaktan"
8.5 yıl hapis cezası aldı!
11 Şubat 2006:Mersin'de BOTAŞ tarafından düzenlenen törende, Erdoğan'a YUMURTALI saldırı girişiminde bulunan 9 kişi yakalandı. Mahkeme HEPSİNİN beraatine karar verdi...
18 Ekim 2010:Egemen Bağış, Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ndeki programdan çıkıp aracına binmek üzereyken, Nihal Çarıkçı isimli öğrencinin YUMURTALI saldırısına uğradı. Bağış'ın şikayetçi olmasına rağmen mahkeme ilk duruşmada Çarıkçı'yı serbest bıraktı!
27 Temmuz 2011:Bu kez Anayasa Komisyonu Başkanı, AK Parti'li Burhan Kuzu, Siyasal'daydı... Masaya oturur oturmaz üzerine YUMURTA yağdı. 13 öğrenci hakkında "Kamu görevlisine hakaret"ten dava açıldı. 4 yıla kadar hapis istendi.
DAVA SÜRÜYOR...
12 Ekim 2011:Erdoğan, İstanbul Üniversitesi'nin akademik yılı açılışına katıldı.
Güvenlik önlemlerine rağmen protesto gösterisinde bulunan 37 öğrenci gözaltına alındı. Hepsi serbest kaldı.
9 Aralık 2011:Yine Egemen Bağış, Ege Üniversitesi'ndeki HEYKEL açılışı sırasında YUMURTALARIN hedefi oldu. "Onlara hiç kızmıyorum. Ama onları kullanan zihniyete acıyorum" dedi. Gençler SERBEST kaldı.
23 Ocak 2012:Cumhurbaşkanı Gül, İstanbul Üniversitesi'ne geldi.
Hukuk Fakültesi öğrencisi Yiğit Ergün cebinde 3 yumurtayla yakalandı. YUMURTA başına 44 ay hapis istendi. BERAAT ETTİ...
Şimdi en başa dönelim...
İki genç parasız eğitim istedikleri için son ayların en sihirli KELİMESİ olan ÖRGÜTTEN ceza aldı. Basına yansıyan kısmıyla ortada ÇOK CİDDİ bir kanıt da yok!
Zaten şimdiye kadar pankart açmanın, molotof atmaktan, mayın döşemekten, pusu kurmaktan, dükkan kundaklamaktan, gençleri kandırıp dağa çıkarmaktan daha tehlikeli olduğunu söyleyeni de duymadım. "Pankartı SİLAH olarak kullanan terör örgütü var mı?" onu da bilmiyorum.
Ama bildiğim bir şey var, insanların YARGIYA olan güveni giderek azalıyor!
Başbakan da aynı fikirde.
Her kararda SİYASİ gölge aranıyor! Görevden alınan savcılar, yerleri değiştirilen hakimler kafaları iyice karıştırıyor!
Bizim gibi sıradan insanların YARGIDAN başka gidecek yerleri yok.
YUMURTALI protestoyu çok hoş bulmam.
Birinin OMLETE dönmesinin hiç çekici tarafı yok. Ayrıca zekice de değil...
Tamam; Roman Çalıştayı'ndaki pankart Fener trübünlerinde açılan KORKAK TAVUK ORTEGA esprisinde değil...
Karşıyakalılar'ın BARKOT görünümlü pankarttan KÜFÜR saçmaları kadar yaratıcı değil...
Fazla iddialı ve soğuk...
Ama bir talebi dile getirmesi açısından anlamlı.
Bütün anne-babaların baş etmeye çalıştığı bir DERT...
İnsanlar OKULLARA çalışıyor.
Bütün bunlar ortadayken PANKARTA verilen cezayı anlamakta güçlük çekiyorum...
Çünkü demokrasilerde kimse kimsenin fikrine katılmak zorunda değil!
Yeter ki şiddet olmasın! Saygı çerçevesini aşmasın!
Burada bunlar aşıldı mı bilmiyorum!
Ama ben de PARALI EĞİTİME KARŞIYIM...
NOT: Hayati Kamhi'nin cenazesine İsrail Cumhurbaşkanı Simon Peres, mavi-beyaz çiçeklerle örülü koca bir çelenk gönderdi.
"Bu çelenkin anlamı ne?" diye sorduğum Yahudi cemaatinin saygın isimleri şu ilginç cevabı verdi:
"Biz devlet olarak size bu kadar yakınız. Attığınız her adımı, aldığınız her nefesi biliriz. Yaptıklarımızın da arkasındayız."