Spain, Türkiye'yi NASILSA bizlerden daha iyi bildiğini tarihe geçen şu sözüyle açıklıyordu:
Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında Türkiye'de önemli bir şey olmaz. Çünkü bütün ÖNEMLİ isimler sahillere gider!
Türkiye'de ciddi bir araştırmacının yapamadığı TESPİTİ, ABD Büyükelçisi gelir gelmez yapabiliyordu! Ya çok iyi bilgi aktarılmıştı ya da içerideki ÖNEMLİ DOSTLARI "Yazları şalteri kapatıyoruz" diye kendisine TÜYO vermişti!..
Neyse konumuz bu değil..
Spain'in söylediklerinin tersine bu yaz Türkiye'de çok önemli gelişmeler oluyor. En önemlisi de Haziran'ın sonunda Leyla Zana'nın makas değiştirerek "BARIŞ İÇİN" kalkıp Erdoğan'a gitmesiydi.
Zana'nın daha önceden ne dediğinin de hiçbir önemi yoktu.
Önemli olan KULVAR değiştirmesiydi!
Peki neden?
Biraz başa sarıp anlatırsak her şey daha net ortaya çıkar. Böylece FİLMİN tamamını görürüz!
Leyla Zana hapse giderken bile yanında şimdilerde çok ünlü olan Fransız Sosyalist Partisi'nden SEGOLENE ROYAL vardı.
Fransızlar'ın desteği hep tamdı.
Bayan Mitterand'ın "kızım gibi" dediği ise zaten biliniyordu. Fransız DERİN DEVLETİ ise her halükarda kol kanat açmıştı! Fakat KÜRT hareketinde KUKLACI çoktu. Almanya, İngiltere, Rusya, İsrail, Suriye ve İran bile işin içindeydi. Herkesin bir TAKIMI vardı. ABD ise Öcalan'ı kontrol ediyordu.
Pardon! Kontrol etmeyip rahat etmesini sağlıyordu! Bu yüzden AJAN kaynayan ŞAM'da korumasız dolaşabiliyordu! Türk askeri ataşe ile aynı binada oturmaktan çekinmiyordu. Hiçbir resmi kokteyli kaçırmıyordu...
Zaten ne zaman PKK'nın arkasındaki AVRUPA kendisine bir rakip çıkarsa ortadan kaldırılıyordu.
Tıpkı "Kani Yılmaz" kod adlı Faysal Dunlayıcı gibi...
Bu suikast ve sonrasında gelen infazlar Avrupa kanadını hep zayıflattı. PKK üzerinden KUZEY IRAK PETROLLERİNE ulaşma istekleri kursaklarında kaldı.
ABD'nin bölgedeki gücü petrole, Rusya'nın inatçılığı da doğalgaza ulaşmalarını engeldi. Derin Avrupa için tek bir seçenek kalmıştı.
O da Türkiye'nin Güneydoğusu'nu koparıp Barzani'ye bağlamak!
Ama Türkiye şaşırtıcı bir refleksle Barzani'yi yanına çekmeyi başardı.
Zaten Akdeniz'e ulaşmayan petrolün kendisi için bir anlamı yoktu. Bu hamle derin Avrupa'yı titretti.
Ufukta iflası gören İHTİYARLAR toplanıp, hemen yeni filmi vizyona sokmaya karar verdi. Dünün şahini Zana birden yumuşayıp barış çubuğu uzattı! Barış için kendisinin gücü yetmese de ortada güzel bir JEST vardı... Ancak Zana'nın asla yanaşmayacağı tek şart vardı: Anlaşma olmadan PKK silah bırakmaz!
PKK'ya destek olan ULUSLARARASI güçler ile Zana'nın akıl hocaları buna katiyen yanaşmıyordu. PKK biterse pazarlık şansları yoktu çünkü... Silahlar susarsa perde arkasında olanların bir hükmü kalmazdı ne de olsa...
Zana, sorunu Erdoğan'dan başka kimsenin çözemeyeceğini biliyordu.
Ya derin güçler galip gelecek daha çok kan akacaktı ya da Yeni Ankara'nın planı hayata geçip herkes nefes alacaktı...
Ancak PKK'nın arkasındaki dış destek "Sakın Ankara'ya inanmayın. Silah bıraktığınızda tükürükle sizi boğarlar" diyerek Kandil'i kışkırtıyordu. Ankara'daki eski masa da boş durmuyordu. Bazı
PKK liderlerinin Avrupa'ya gidişine izin vermiyordu. Türkiye'ye gelmekten korkan PKK'lılara "orada rahat ettirmeyiz" mesajı veriliyordu. Yani perde arkasındaki yerli ve yabancı güç "en iyi yol silah" diyordu!
Ama Avrupa'nın enerji kıskacından çıkması gerekiyordu.
Güneydoğu'da kararlarını kendi veren bir KÜRT yapısı istiyorlardı. İhtiyarların son kararı buydu!
Böylece ticari bütün adımlarını rahatça atacaklardı. Türkiye'ye sormadan Kuzey Irak'la bütünleşeceklerdi. Belki Zana için anayasal haklar önemliydi ama onlar için bir şey ifade etmiyordu! "Daha fazla demokrasi, daha fazla özgürlük" diyen Ankara, planında tek başınaydı. Dünyanın birlikte var ettiği bir soruna karşı tek başına çözüm arıyordu.
Bu yüzden Türk uçağı düşürülüyor, Oslo görüşmesi sızıyor, MİT-polis krizi çıkarılıyor, Hakan Fidan hedefe konuyor, cemaathükümet çatışması çıkarılıyordu!
Adamların tek derdi, çözümü Türkiye'ye bırakmamaktı! Hep birlikte kazanmak istiyorlardı.
Bu ülkenin ölen gençleri umurlarında değildi. Tek dertleri Musul-Kerkük'e yakın olmaktı. Bir de Hürmüz Boğazı'na çıkış buldular mı onlardan iyisi yoktu!
Avrupa'nın planı böyleydi!
Zana'yı öne sürüp "Öcalan'a ev hapsi talebi" aslında ABD'ye birlikte çalışabiliriz mesajıydı! Biz de kazanalım sen de kazan önerisiydi! İstedikleri BARIŞ gelmezse PKK yine saldıracak!
Sessizce, "Kan akıtmadan çözelim" teklifiyle geliyorlar.
Bakalım Ankara'nın son cevabı İHTİYARLARI üzecek mi?