Bence bir ULUBATLI FİLMİ haline dönüşen seyri hoş yapımda en çok o aklımda yer etti... Film yeni bir şey söylediği için değil, sadece bugünü çağrıştırdığı için...
Ee boşuna TARİH TEKERRÜRDEN İBARETTİR dememişler...
Gelin tekerrüre bir bakalım. Derviş EDEBALİ'nin Osmangazi'ye öğüdünü herkes bilir: ...
Ey oğul! Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.
Haklıysan mücadeleden korkma!...
Osmangazi dönemin çok güçlü ve etkili ismi ŞEYH EDEBALİ'nin kızıyla evlendi. Osmanoğulları, Selçuklular'ın İZNİYLE ANKARA-KARACAĞDAĞ'dan SÖĞÜT'e geldi.
Ertuğrul Bey ölünce amcası DÜNDAR'ı öldüren OSMAN Bey başa geçti. 1324'te ölünce yerine Eleftoria/Nilüfer, Asporça, Maria/Tamara ve Teodora adlı Rum kadınların kocası olan Orhan Gazi geçti. Kısa bir süre sonra EDEBALİ'nin büyük desteğiyle BURSA fethedildi.
Bundan sonra Şeyh EDEBALİ, yakınlarını DEVLETTE öne çıkardı. En güvendiği isim de CENDERE Köyü'nden akrabası olan KÖYLÜ ALİ'ydi. Ali'nin, Kara Halil isimli eğitimli, karayağız bir oğlu vardı. İşte bu Kara HALİL, önce Başkent Bursa'nın Kadısı, sonra Kazasker, Vezir ve Vezir-i Azam oldu. Böylece OSMANLI'da 150 yıl sürecek olan ÇANDARLI hakimiyeti başladı.
KARA HALİL PAŞA'dan sonra sırasıyla Çandarlı ALİ PAŞA, Çandarlı İbrahim Paşa ve Çandarlı HALİL PAŞA ikinci adam oldu. Devletin askeri, adli ve mali yapısı bu dönemde oluşturuldu. Yeniçeri teşkilatını kuran ve SİPAHİLER üstünde de derin etkisi olan yine bu aileydi... OSMANLI'dan sözedilince akıl ve güç sahibi olarak hep PADİŞAHLAR öne çıkar. Ancak devleti devlet yapan ÇANDARLILAR nedense pas geçilir... Oysa işin özü öyle değildi.
Özellikle II. Murat zamanında Vezir-i Azam olan HALİL PAŞA bütün gücü elinde topladı. Saray içi ENTRİKALARI çok iyi kullanarak "Küçük" diye Fatih'i tahttan indirdi.
Babasını geri getirdi. "Akıl karı değil" diyerek İSTANBUL'un fethine karşı çıktı. Bizans'la oyunu tehlikeli gördü. Hep iyi ilişkileri savundu. Gücün karşısına DİKİLMEYİ uygun görmedi. Bunu yapan DEVLETİN yaşamasının zor olduğunu ileri sürdü...
Değişime karşı çıktığı için de FATİH tarafından ölüme gönderildi. Bir çağ kapatan Sultan Mehmet aynı zamanda içeride de bir devri bitiriyordu. Çandarlı asılan ilk Vezir-i Azam oldu.
1700'lerin sonuna kadar 34 kardeş, 7 oğul, 11 yeğen, 1 baba, 3 amca, 7 torun katledildi. 14 Padişah tahttan indirildi. GARİP ölümler yaşandı. 182 Vezir-i Azam'dan 44'ü boğularak öldürüldü. Anlayacağınız "oyun" ne BİZANS'ta ne de Osmanlı'da bitmiyordu...
BÜYÜMEZSE küçüleceğini bilen Fatih ve etrafındaki DEVLET aynı idealde birleşmeyen herkesi ortadan kaldırdı. Böylece İMPARATORLUK olundu.
Gelelim günümüze...
1923'le başlayan CUMHURİYET özellikle ATATÜRK'ten sonra ne ülkeyi ne de bölgeyi taşıyabildi. Asırlardır at oynatılan yerlerde Jackler'in, Hanslar'ın, Peterler'ın, Mosheler'in dediği oluyordu. Karışıklık bir türlü bitmiyordu. Belalar üstümüze üstümüze gelirken SAVUNMAYI bile doğru dürüst yapamıyorduk.
Ülkeye kafa yoran devlet adamları ve paşalar bir bir ortadan kaldırılırken, ekonomik çalkantılar, darbeler, yasaklar belimizi bükmüştü. Faili meçhullerden nefes alamıyorduk. Karanlık bir tünelden başka önümüzde çok fazla bir şey yoktu.
Eldeki tek DEĞERLİ şey DEVLET KURMA becerimizdi...
Yine öyle oldu...
Önce asker, sonra MİT daha sonra da yargı için bir YOL HARİTASI çıkarıldı. Güzergah belliydi. Ancak bir LİDERE ihtiyaç vardı. Işık saçan isim CEZALIYDI.
Seçim yasağı vardı. Alacağı oyların hiçbir değeri yoktu. Derken bugünlerde UNUTTUĞUMUZ bir şey oldu. CHP lideri BAYKAL sahneye çıktı. Seçim yasağının karşısına dikildi. Tıpkı 1 Mart TEZKERESİNE "hayır" dediği gibi...
Ve o yol açıldı. Nasıl olduğunu kimse bilemedi ama açıldı. Çünkü YASAĞI kalkan kişi BAŞBAKANLIĞIN en güçlü adayıydı... Her şey umulandan daha kolay ilerledi. Hem ülke büyüdü hem de ülkesini büyüten lider...
Türkiye'yi İÇERİ HAPSEDEN ne varsa üstüne gidildi. ASKER, MİT ve YARGI'nın uzun sayılamayacak bir dönemde HAFIZASI yenilendi. Ülke "korkmamayı" ve "kendine güveni" tekrar öğrendi.
Gidemediğimiz yerlerde TÜRK BAYRAKLARI dalgalandı.
Oradaki PARA buraya akmaya başladı. Yıllardır uyuyan Türkiye uyanmakla kalmamış ÇEVRESİNİ de uyandırmıştı.
Arap Baharı bölgeye yerleşen güçlerin KIŞI olunca düşmanlık iyice arttı. Hem hükümet, hem devlet tehdit altındaydı. Dün BİZANS'ın yaptığını bugün ABD ve İSRAİL yapıyordu. Bizans'ın SULTAN ORHAN'la yaptığını bugün Ahmetle, Mehmetle yapıyorlardı. Ama unuttukları çok önemli bir şey vardı. BASINI eskisi gibi kullanamıyorlardı.
Mesajları eskiden olduğu gibi her yere ulaşmıyordu.
En büyük saldırılarını geçtiğimiz HAFTA yaptılar. EN büyük deneme buydu. Hem bölge hem Türkiye ellerinden kayıp gitmişti.
Ancak umduklarını bulamadılar.
İndirmeyi planladıkları DARBE kafalarında patladı. Bu onlar için en büyük mağlubiyetti.
Şimdi küçük küçük saldırılarla devam edecekler. Ama sonuç belli:
Türkiye büyüyecek.
Hem de KÜÇÜLTMEYİ düşündükleri anda...
Çünkü "Türkler devlet kurmakta ve yıkmakta birinci sınıf üstadlardır..." sözü bir kez daha gerçek
oluyordu... Sıkıntı da bu zaten...