Önceki gün Çankaya Köşk'ündeydi. Merve yan flütle sağında, Dağhan gitarıyla solunda, birçok ünlü isim de karşısındaydı... Gözleri buğulandı.
Elleri titriyordu. Derin bir nefes aldıktan sonra Ayla Aydemir'in yazdığı "Sol yanım acıyor anne" şiirini okumaya başladı. "Gülmeyi unuttum" diyen Seval herkesi ağlatıyordu...
Merhaba anne, yine ben geldim
Merak etme okuldan çıktım da geldim.
Anneler de babalar gibi merak eder mi bilmiyorum ama,
Ali "okula gitmezsem annem çok kızar merak eder" demişti de onun için söylüyorum.
Geçen hafta öğretmen sağ elimde sarımsak, sol elimde soğan dedirte dedirte
Öğretti sağımı solumu.
Ben biliyorum artık anne, sağım neresi, solum neresi,
Ağrıyan yanımın neresi olduğunu şimdi iyi biliyorum anne...
Hani geçen geldiğimde, şuram acıyor, şuram işte demiştim de,
Bir türlü söyleyememiştim ya acıyan yanımı anne,
Bak şimdi söylüyorum.
Şuram işte sol yanım çok acıyor anne,
Hem de her gün acıyor anne, her gün...
Dün sabah annesi Ayşe'nin saçlarını örmüştü.
Elinden tutup okula getirdi.
Yakası da danteldi. Zil çalınca öptü, hadi yavrum sınıfa dedi...
Ben de ağladım... Ağladım işte utanmadım.
Öğretmen "ne oldu" dedi. "Düştüm dizim çok acıyor" dedim.
Yalan söyledim anne,
Dizim acımıyordu ama, sol yanım çok acıyordu anne!
Bu gün ben de saçım örülsün istedim.
Babam ördü ama onunki gibi olmadı.
Dantel yaka istedim, babam "ben bilmem ki kızım" dedi
"Bari okula sen götür" dedim.
"Kızım iş" dedi. Ben de "bana ne" dedim ağladım.
"Kızım ekmek" dedi babam.
Sustum ama , okula giderken yine ağladım anne.
Ha bi de sol yanım yine çok acıdı anne...
Herkesin çorapları bembeyaz, benimkiler gri gibi.
Zeynep "annem beyazlara renkli çamaşır katmadan yıkıyormuş" dedi.
Babam hepsini birlikte yıkıyor, babam çamaşır yıkamasını bilmiyor mu anne?
Of babam, her gün domates peynir koyuyor beslenmeme.
Üzülmesin diye söylemiyorum ama,
Arkadaşlarım her gün kurabiye, börek, pasta getiriyor.
E biliyorum babam pasta yapmasını bilmez anne.
Hava kararıyor, ben gideyim anne,
Babam bilmiyor kaçıp kaçıp sana geldiğimi?
Duyarsa kızmaz ama, çok üzülür biliyorum.
Kim bozuyor toprağını, çiçeklerini kim koparıyor!
izin verme anne, ne olur toprağına el sürdürme!
Eve gidince aklıma geliyor, bi de bunun için ağlıyorum anne.
Bak kavanoz yanımda, toprağından bir avuç daha alayım.
Biliyor musun anne, her gelişimde aldığım topraklarını,
Şu kavanozda biriktirdim, üzerine de resmini yapıştırıp başucuma koydum.
Her sabah onu öpüyor, kokluyorum.
Kimseye söyleme ama anne, bazen de konuşuyorum onunla.
Ne yapayım seni çok özlüyorum anne.
Ha unutmadan! Öğretmen "yarın anneyi anlatan bir yazı yazacaksınız" dedi.
Ben babama yazdıracağım, öğretmen anlarsa çok kızar ama, bana ne, kızarsa kızsın.
Ben seni hiç görmedim ki, neyi nasıl anlatacağım anne,
Senin adın geçince, sol yanım acıyor anne, hiçbir şey yutamıyorum.
Bazen de dayanamayıp ağlıyorum.
Kağıda da böyle yazamam ya anne.
Ben gidiyorum anne, toprağını öpeyim, sen de rüyama gel beni öp,
Mutlaka gel anne.
Sen rüyama gelmeyince, sol yanımın acısıyla uyanıyorum anne
Sol yanım açıyor anne. İşte tam şurası, Sol yanım...
Çok acıyor anne.
Seni çok özledim, çok...anne...
Sizi bilmem ama Seval'in sözleri iki gündür kulağımda çınlıyor.
Gözyaşlarım benim kontrolümden çıktı.
Yaşadığımız hayatın ne kadar gerçek olduğu sorusuyla savaşıyorum.
Her ölüm erkendir ama ANNE gidince yürek isyan ediyor.
Eğer anneniz yaşıyorsa ne olur KIYMETİNİ bilin...
Bir öpücüğü çok görmeyin...
Zaten fazla da bir şey istemez ki anneler...
Ne diyor şair:
"Gözlerinde bir derin hiçin
Kanadın yayılmış çırpınmak için
Bu kış yolculuk var, diyorsa için
Beni de beraber al anneciğim"