Yine de küfürü basmadan önce aşağıdaki satırları okursanız, belki zihinsel gelişiminiz açısından faydalı olur. Haa "Biz PATRONUMUZUN dediğini yapıyoruz" diyeceklerse iş başka... O zaman da BEYEFENDİNİN anlayacağı dilden konuşuruz. Çamursa çamur...
Sonuçta biz de BUCALIYIZ...
Eşrefpaşa'da geçti çocukluğumuz...
Neyse konumuza dönelim...
Önce şu tarihleri bir hatırlayalım.
24 Kasım 2011'de şike yasası Meclis Genel Kurulu'nda büyük çoğunlukla kabul edildi.
Hatta birçok konuda anlaşamayan partiler bu yasa için ortak imza attı. Kabul edilen değişiklikle ŞİKE'den dolayı alınan cezalar büyük oranda hafifletildi. Yani şikeye karışmış birinin alacağı ceza 13 yıldan 3 yıla düşürüldü.
* 2 ARALIK CUMA akşamı Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, "Adalet duygusunu zedelediği" için yasayı geri gönderdi.
* 3 ARALIK SABAHI ise iddianamenin tamamlandığı savcı tarafından açıklandı. Vetodan saatler sonra iddianameyle ilgili ilk detaylar geldi.
Gelelim düne;
* 9 ARALIK 2011 yani dün veto edilen ŞİKE YASASI aynen kabul edilmek üzere Genel Kurul'a geldi.
Meclis'in AYNEN İADEYİ görüşmek için toplandığı saatlerde 401 sayfalık iddianame mahkeme tarafından kabul edildi. Tüm detayları kamuoyu ile paylaşıldı.
Buraya kadar bir sorun yok di mi? Sadece zamanlamalara DİKKAT çekmek istiyorum.
Tamamsa devam...
Üç gündür "Futbol sadece futbol değildir" diye yazdık. Bir takım ilişkilere dikkat çektik. Serdal Adalı ve Aziz Yıldırım'ın NATO ile yaptığı işlere mercek tuttuk.
Daha ikna edici bir yol ararken imdadıma CİHAN KAMER'in bir televizyon kanalında söylediği sözler yetişti.
Telefona sarıldım...
Cihan Bey "ALO" diyemeden sordum: "Hükümetle askerin arasını Aziz Yıldırım mı buldu?"
Cihan Bey ekranda söylediklerinin arkasında olduğunu vurguladıktan sonra şunları söyledi: "Arasını bulmak ifadesi doğru değil. Ancak Aziz Bey askerin katı tutumunu yumuşatmak için çok çaba harcadı.
Tanıdığı bütün paşalara 27 Nisan e-muhtırasıyla başlayan gerginliği bitirmek için telkinde bulundu. Ben de bunlara birçok kez şahit oldum.
Yanlış anlamaları ortadan kaldırmak için gayret gösterdiğini çok iyi biliyorum. Türkiye'de işler iyi gitsin diye dert edindi. Ayrıca dünyada şikeden 150 yıl yatan biri yok..." Şimdi gelin Cihan Bey'in söylediklerini birlikte tercüme edelim...
HÜKÜMET-ASKER UYUMU belli ki hem içeride hem dışarıda bazı ODAKLARI rahatsız etti. Yıllarca sivil-asker çatışmasından, muhtıradan, darbeden beslenenlerin HORTUMU kesildi.
Elinde silah tutan orduyu 1960'da, 1971'de, 1980'de istediği gibi yönlendiren BABALAR ellerindeki gücü kaybetti. Önceden "ŞERİAT GELİYOR" dediklerinde durumdan vazife çıkaranlar vardı. Atlantiğin ötesinde "BİZİM ÇOCUKLAR BAŞARDI" müjdesini aldığında sevinçten uçan ABD Başkanları görüldü.
Şimdi işler değişti. DEMOKRASİ YÖRÜNGESİNE giren ve her geçen gün zenginleşen bir ülke var. Devlet, devlet gibi olmaya başladığı için yani sivil-asker dengesi kurulduğu için bölgede BAŞROL oynayan bir Türkiye var. Bütün rahatsızlığın temelinde yatan asıl neden bu.
Büyüyen Türkiye kimyalarını bozuyor. Emir alan değil emir veren bir Ankara ezberlerini altüst etti. "E-şeriat" tehlikesi de iş yapmayınca geriye "İÇERİDE KAOS ÇIKAR" seçeneği kaldı. Bunu da F.Bahçe üzerinden gerçekleştirmek istiyorlar...
Bu benim yorumum. Elbette katılmayan olacaktır.
Ancak şunu unutmayın Tayyip Erdoğan'ın önünü kesmek için ASKER KARTINI oynamaya çalışanlar var. Üç gündür söylemeye çalıştığım bu. Ben, futbolun sadece futbol topu olmadığını anlatmaya çalışıyorum...
Amaç içeride istikrarı bozmak. Çünkü Köşk'e çıkan Erdoğan, Neocon'lar ve Avrupa'daki uzantıları için kabus... ABD ve FUTBOLun ne kadar yakın olduğunu şimdi daha iyi anladınız değil mi...