Bugünkü
Takvim
  • 01 Temmuz 2020, Çarşamba

Kim bunlar?..

Eskiler 'kişi refikin kendin gibi bilir derken' sadece refiklerini yani arkadaşlarını mı yoksa diğer insanların tümünü mü kast etmişlerdi acaba?..

Yukarıdaki soru, basit gibi gözükse de önemli. Çünkü bizler sadece tanıyıp bildiklerimizin değil bütün insanların kendimiz gibi olduğunu zannederiz genellikle. Ve fena halde yanılırız maalesef…

Halen bazı riskleri ile karşı karşıya bulunduğumuz Kovid-19 sürecinde bu ülkenin hemen her ferdi salgınla ilgili tedbirlerin başarılı olması için dua etmiştir ve etmektedir de.

Ancak aynı süreçte sırf iktidar başarısız gözüksün diye birtakım yalanlarla insanımızın kafasını karıştırmaya gayret eden ya da en azından yapılanları itibarsızlaştırmaya çalışanlar vardı mesela.

Başarı ve başarısızlığın çok sayıda insanın sağlığını hatta hayatını ilgilendirdiği bir süreçte, gerçeklerin ideolojik sebeplerle çarpıtılması, toplumumuzun yabancı olduğu bir tavırdır. Ya da 'tavırdı' demek belki daha doğru…

Son dönemlerin en önemli konularından birisi de ülkemizin savunma sanayini yerlileştirme ve millileştirmekte gösterdiği başarı. Savunmada yerli-milli silah ve malzeme üretiminde ciddi mesafeler alınması, savaşa karşı olanları bile heyecanlandırması gereken bir husus.

'Hazır ol cenge eğer ister isen sulh-ü salâh' sözü boşuna söylenmiş bir söz değildir.

Kıbrıs Barış Harekatı sonrası, hatta daha sonraki yıllarda dışarıdan aldığımız silahlarla ilgili sınırlamaları ve ambargoları bilmeyen yoktur. Savunma sanayinde yerlilik-millilik konusundaki adımlar atılmasaydı, son harekatların belki de yapılamayacağını hatırlatmaya gerek yok.

Ama bizler, ana muhalefet partisinde önemli görevlerde bulundukları halde yerli-milli savunma sanayindeki gelişmelere karşı çıkanları gördük ve görüyoruz da.

BİZİMLE AMA BİZDEN DEĞİL…
Suriye'de ülkemizin asayişi yanında bekasını da ilgilendiren gelişmeler yaşanır ve birçok ülke o ülkeyi parçalamaya çalışırken, orada ne işimiz olduğunun sorulmasına artık alıştığımız söylenebilir.

Suriye'nin kuzeyinde oluşturulmaya çalışılan terör koridorunun Irak'ın kuzeyi ile birleştirilip Akdeniz'e uzatılmaya çalışıldığını ve bunun ülkemiz açısından çok büyük bir tehdit olduğunu çocuklar bile biliyordu oysa.

Ancak 'saf' rolü yapan birileri 'ne var bunda canım, bırakalım orada bir koridor kuruversinler' diyebiliyorlardı.

Akdeniz'de en uzun kıyıya sahip bir ülke olarak Doğu Akdeniz'deki enerji haklarımızdan mahrum edilmeye çalışıldığımız süreçte atılan ve gerekli olduğu tartışılamayacak adımlara karşı çıkmaları ise, bu zihniyettekilerin kimden yana olduklarını sormayı artık zaruri kılmıştı.

Ülkemiz vatandaşı olsalar da bize rakip ülkelerin tezlerine daha yakın duran ve hatta bazen bunları birebir tekrarlayan bu zihniyet mensuplarının yerlilik ve millilik özürlü oldukları artık kesinleşmiş durumda.

Türkiye'de yaşamakta olan 83 milyonun milli meselelere ortak bir şekilde bakması, hepimizin temennisi. Ancak 83 milyonun büyük bir kısmı milli meselelere aynı şekilde baksa da, farklı bakanlar da var aramızda.

Farklı bakış derken, mesela Doğu Akdeniz konusunda Yunanistan'ın bakışına sahip çıkıyor bu zevat ve bu bakışı bir de yaygınlaştırıp genelleştirmeye de çalışıyorlar…

Uzunca bir süre kimden yana olduklarını merak ettiğimiz bu zihniyetteki insanların bizden yana olmadıkları artık açık ve net ortada.

Ancak şimdiki mesele biraz daha karmaşık ve çözümü daha da zor: Bizimle beraber yaşadıkları halde bizden yana olmayan bu insanların kim oldukları, önemli bir konu…

Sahi, kim bunlar?..

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya