• 14 Haziran 2018, Perşembe

Kendi ayağına sıkmak!..

Hemen her kadronun şimdiye kadar yaptıkları, bundan sonra yapabileceklerinin teminatıdır. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki AK Parti kadrolarının, yapacağız dediklerini yapacaklarına inanabiliriz.

Yaptıkları yapacaklarının teminatı olduğu için ve şimdiye kadar yapmayacakları şeyleri hiç söz vermedikleri için…

Erdoğan Karşıtı İttifak partilerinin ve ama özellikle de CHP'nin yapacaklarını söylediklerine de yapmayacaklarını söylediklerine de inanmak biraz zor.

CHP zihniyetinin yapacaklarını söyledikleri ile ilgili tereddütler de aslında iki konuya dayanıyor mesela. Millet ve memleket lehine parmaklarını bile kımıldatmadıkları bilinen CHP'lilerin bundan sonra yapabileceklerine inanmanın çok zor olması, ilk tereddüt noktası.

Genellikle inançlı kesime yönelik ağır yasakları savunması ve tatbik etmesi ile tanınan bir partinin birden bire özgürlükçü kesilmesinin hiç ama hiç inandırıcı olmaması da, ikinci ve en önemli tereddüt noktası…

Millet İttifakı ismi altında bir araya geldikleri partilerden birisinin başörtüsü ve İmam-Hatipler konusundaki hassasiyeti, malum. CHP'nin özgürlükçü olabileceğine kendileri inanmış olsalar da, hitap ettikleri insanları buna ikna etmeleri zor gözüküyor SP yöneticilerinin. Okumak ve dinlemek bir yana, o zihniyetin melanetlerini yaşadılar da çünkü…

28 Şubat dönemini unutmuş olsak bile, şimdiki genel başkanlarının ve cumhurbaşkanı adaylarının başörtüsü aleyhinde imzaladıkları dilekçelerin mürekkeplerinin bile hala kurumamış olması, CHP zihniyetinin inançlar söz konusu olduğunda nasıl tavırlar takınabildiğini bilmek açısından yeterli…

Bu ne sevgi(!)…

CHP'nin Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve Cumhurbaşkanı adayı İnce'nin, nereden esti ise İmam Hatiplere yönelik sevgi davranışları göstermeye başlamaları ve başörtüsü konusunda katı olmadıklarını düşündürecek mesajlarının birbirini takip etmesi, birilerini kandırabilir belki, ama CHP'nin ne olduğunu bilenleri asla.

Kılıçdaroğlu ve İnce'nin muhafazakar kitleyi kandırabilmek için uygulamaya çalıştıkları stratejinin kendi tabanlarında ve özellikle de çelik çekirdek tarafından nasıl karşılandığı da ciddi bir soru işareti.

Dinin herhangi bir tezahürü karşısında kırmızı görmüş boğa gibi davranan bazı CHP'lilerin, genel başkanları ve cumhurbaşkanı adaylarının kandırmacalarını hoş karşılayıp karşılamadıkları da önemli bir konu…

Yaptığı başörtüsü konusundaki hazımsızlığını gösteren konuşmaları ile arşivler dolup taşan ve başörtüsü serbestiyeti konusundaki olumlu gelişmeleri baltalama girişimleri ile iyi bilinen Muharrem İnce'nin şirin gözükme gayretlerinin müşterisi olup olmadığını göreceğiz.

7 Haziran 2015 seçimleri sonrası üstüne basa basa koalisyon şartı olarak (4+4+4) eğitim modeli yerine öne sürdüğü (1+8+4) ile, İmam-Hatiplerin orta kısımlarını ve Kur'an Kurslarını kapatma sevdasında olan Kılıçdaroğlu'nun, şimdi 'İmam-Hatip karşıtı değilim' şarkıları söylemesi de ne kadar inandırıcı olur bilinmez.

Mesele şu ki, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye'den rahatsız olan birtakım çevrelerin, sadece onun karşıtlarını bir araya getirerek oluşturdukları, Erdoğan karşıtı olmaktan ziyade aslında Türkiye karşıtı bir cephe ile karşı karşıyayız.

Bu cephede muhafazakar ve dindar olarak bilinen bir parti de var. Ama ana gövdeyi oluşturan CHP'nin su katılmamış din aleyhtarı olduğu ve adını Millet koymuş olan bu ittifaka giden oyların, eninde sonunda CHP zihniyetinin işine yarayacağı da, bilinen bir şey…

Birileri ne yaparsa yapsın, milletimiz kendi ayağına sıkmaz!.. Çünkü o İrfan sahibidir…

  • ve ya