CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Canbaza bak!..

Eklenme Tarihi 26 Ocak 2018
DEAŞ'la ilgili durum, biraz da Nasrettin Hoca'nın kedi ve et hikayesinde olduğu gibi sanki. Hanımı, evdeki iki kilo eti kedinin yediğini söyleyince, kediyi tartıp iki kilo geldiğini gören Hoca sormuştu: 'Bu iki kilo kedi ise et, et ise kedi nerede?'
Geçtiğimiz yıl kasımın sonlarına doğru Rakka Operasyonu ile DEAŞ'ın bittiği açıklanmıştı, hatırlarsınız. Ancak ABD'li yetkililer, bittiğini söyledikleri DEAŞ'la mücadele için 30 bin kişilik bir ordu oluşturma niyetindeler.
Kurmayı düşündüklerini söyledikleri ordunun ismi konusunda ciddi manada kararsız oldukları için, her yetkili değişik bir isim söylüyor. Orduyu ne için kurmak istedikleri konusu da karmaşık. Bilinen tek şey güya PYD/YPG mensuplarından oluşturacak olmaları. PYD/YPG yapısına mensup 30 bin kişi olup olmadığı da, zaten ayrı bir mesele...
Esas problem, Türkiye Afrin'e yönelik Zeytin Dalı Harekatı'nı başlattıktan sonra, ABD'lilerin aşırı şekilde endişe sahibi olduklarının ortaya çıkması...
Harekatın uzun sürmesi ve muhtemel can kayıpları sebebiyle endişeli gözükseler de, esas dertleri açıklamaların satırları arasında gizli: Yetiştirip silahlandırdıkları teröristlerin büyük bir bölümünün etkisiz hale getirilecek olması sebebiyle endişe duyuyorlar aslında.
Bunu açıktan söyleyemedikleri için de, Afrin'e müdahalenin DEAŞ'a yönelik mücadeleyi zayıflatabilme riskine dikkat çekiyorlar...
Başkan'ında en düşük rütbedeki sözcüsüne kadar bütün ABD'li yetkililer, 'DEAŞ'a karşı mücadelenin zaafiyete uğrama ihtimalini' adeta bir nakarat gibi tekrarlayıp duruyor bu sebeple...

DEAŞ'LA OYALAMA...
ABD'lilerin, Kasım 2017 itibariyle bitirildiği söyledikleri DEAŞ'a karşı mücadelenin sekteye uğramaması için(!) 30 bin kişilik ordu kurma sevdası, ilgi çekici bir durum. Ama daha da ilgi çekici olanı, muhataplarının söylediklerine inanacaklarını ve dolayısıyla söylemek istediklerine dikkat etmeyeceklerini umuyor olmaları.
Oysa olup bitenler ve açıklamalar alt alta konulduğunda ortaya çıkan gerçek, ABD'nin DEAŞ üzerinden bölgeyi domine etme niyetinde olduğu.
Nerden ve nasıl ortaya çıktığı hala net olarak bilinmeyen bir terör örgütü üzerinden ilgili ilgisiz atraksiyonlar yaptılar ABD'liler. Son olarak yapmaya çalıştıkları ise, bittiklerini söyledikleri örgüt bahanesiyle Suriye'nin kuzeyinde Suriye devletine ait olmayan bir ordu oluşturmak.
Suriye ile uzun bir sınırı olan ve bu sınırlardan gelen tehditler sebebiyle başı çok ağrıyan Türkiye, 'kendi göbeğini kendisi kesmeye karar verip' Afrin'e yönelince, ABD'liler açısından işin rengi değişti.
Onlar eski Türkiye döneminde olunduğunu ve ne kadar sıkıntılı gelişmeler olursa olsun Türkiye'nin kendi rızaları olmadan Afrin'e bir harekat düzenlemeyeceğini zannediyorlardı.
Güvenlik endişelerimizi anlıyor olmaları, ama yine de harekatın mümkün olduğu kadar sınırlı tutulmasını umdukları gibi sözler, uluslararası münasebetlerin klişe sözleri.
Afrin'e müdahalenin DEAŞ'a yönelik mücadeleyi zaafa uğratmasından endişe duyduklarını söylemeleri ise, meselenin bam teli.
Artık nerdeyse tamamen bitmiş ve buharlaşmış olan DEAŞ'la mücadele, koalisyona dahil olan ve olmayan ülkeleri oyalama mekanizması olarak bundan sonra da hep gündemde olacak belli ki...
Ve ABD, PYD/YPG mensupları adı altında oluşturacağı lejyonerler ordusu ile Suriye'nin kuzeyindeki hedefini tahakkuk ettirmeye çalışacak, eğer kıvırabilirse...
Türkiye başta olmak üzere bölge ülkeleri, ABD'lilerin 'DEAŞ'la mücadeleye odaklanmalıyız' şeklindeki sözlerinin: 'Ben PYD/YPG üzerinden Suriye'yi parçalarken, siz DEAŞ'la oyalanın' manasına geldiğini artık biliyorlar...
Bu 'canbaza bak!' numarasını yiyen yok artık...