CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Boyun eğmek yok!..

Eklenme Tarihi 02 Ocak 2017
Geride bıraktığımız ve oldukça sıkıntılı geçen 2016'nın ardından 2017 takvim yılında en azından biraz daha rahat edebileceğimiz beklentilerini boşa çıkarmak ister gibi geldi İstanbul Ortaköy'deki terör saldırısı.
Aslında uzun bir müddetten beridir bildiğimiz bir şeydi.
Ama bir kez daha ve çok net olarak anlaşıldı ki, terör belası Üst Akıl'ın ülkemizi teslim olmaya ya da en azında boyun eğmeye zorlamak için kullandığı yöntemlerden birisidir...
Ortaköy saldırısı, Fransa'da ve dünyanın başka ülkelerinde benzeri görülse de, Türkiye'de tarz açısından bir ilk.
Hemen her kesimden 700 civarında insanın bulunduğu bir mekana otomatik silahla yapılan saldırı, terörün hedef ayrımı yapmadığının ve asıl meselesinin ülkemizi korkuya ve tedirginliğe sevk etmek olduğunun altını da çizmiş oldu.
Olup bitenlerde mutlaka bizim de bir şekilde dahlimiz ya da en azından ihmalimiz vardır şeklinde düşünenlerin oturup durumu yeniden değerlendirmeleri gereken bir hal bu.
Terör olayları ile verilmek istenen mesaj her ne ise, bunun olup bitenlerden çok bizden istenen ve Türkiye'nin vermediği, vermeye yanaşmadığı tavizlerle yakından alakası var belli ki...
Son terör saldırısının ve ondan öncekilerin vermeye çalıştıkları mesaj ya da mesajlar her ne ise, bu mesaj ya da mesajların alınıp alınmamasının ve gereğinin yapılıp yapılmamasının öneminin olmaması da, işin ver başka tarafı.
Çünkü terör üzerinden mesaj verilerek istenenlerin bir sınırı olmadığı açık.
Ve eğer bu şekilde bir netice elde edilmeye başlanırsa, bundan sonra benzer metotlarla istenebilecek olanların da... Boyun eğmek çare değil yani...

Küresel dert...

Sadece Türkiye'nin değil, aralarında gelişmiş ülkeler de olmak üzere dünyanın birçok ülkesinin canını yakan terör saldırılarına tam olarak mani olmanın bir yolu ve yöntemi olmadığı, biliniyor.
Bu üzücü bir durum, ama maalesef böyle...
Olayları tezgahlayan ve bu iş için birilerini kullanan mihrakların derdi ile, tetiği ya da pimi çekenin derdinin aynı olmadığı, bildiğimiz diğer husus.
Yani terör denilen olgu, bir yönüyle kör dövüşü gibi.
Bu açıda bakıldığında, ülkemize yönelik saldırılar için ülkemiz içinden bazılarının kullanılıyor olmaları, işin bir diğer vahim tarafı.
Açık olan şu: Terör örgütlerini hedeflerine ulaşabilmek için taşeron olarak kullanan mihraklar ve tabii ki bu güçlere uşaklık yapanlar, durmayacaklar.
Onlar bir biri ardına planlar yaparak başka saldırılar gerçekleştirmeye ve güvenlik güçlerimiz de ellerinden geldiğince onları önlemeye çalışacaklar.
Bizlere düşen de elden geldiğince tedbirli olmaya çalışmakla beraber, konuyu bir korku ve tedirginlik vesilesi haline getirmeden hayatımızı sürdürmek.
Ancak bundan önceki terör saldırılarında da olduğu gibi, hepimizin yüreğini yakan Ortaköy saldırısının ardından bazılarının siyasi rant devşirmeye çalışmaları, kelimenin tam manasıyla ibretlik.
Oysa terörle mücadele sadece ülkeyi yönetenlerin değil, bu ülkede yaşayan herkesin görevi.
Özellikle de siyasi partilerin bu konuda üzerlerine düşeni yapmaları, hepimizin beklentisi.
Ortaköy saldırısının bir son alacağını söylemek mümkün değil...
Ama yine de son olur inşallah...