Birleşmiş Milletler'in (BM) tüm üye ülkelerin eşit olarak temsil edildiği tek organı olan Genel Kurul çalışmalarının 71.'si, dün başladı. "Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri: Dünyamızı Değiştirmek için Evrensel Hamle" temasıyla yürütülecek 71.
Dönem çalışmaları 26 Eylül'de sona erecek... Bu, işin teknik kısmı, esas ise başka...
Birleşmiş Milletler, malum:
'Dünya barışını, güvenliğini korumak ve uluslar arasında ekonomik, toplumsal ve kültürel bir iş birliği oluşturmak...' için kurulmuş. Kuruluşunun temel esprisi olan işleri yerine getiremediği ise ortada. Bu açıdan 71 Genel Kurul'un barış ve güvenliğin niçin korunamadığı, uluslar arasında ekonomik, toplumsal, kültürel işbirliği yerine neden sürekli bir çatışmanın hakim olduğu konularının sorgulanacağı bir platform olacağı düşünülebilir.
Ve belli ölçüde de öyle olacak zaten.
Söz konusu toplantı için New York'ta bulunan Cumhurbaşkanımız Recep Tayip Erdoğan'ın bu hususları ve elbette gerekli diğer başka hususları da gündeme getireceğini, biliyoruz.
Ancak özellikle de sistemin hakimi olan güçlerin, Genel Kurul'da dile getirilecek bu ve benzeri konuları gözlerden gizlemek ve mevcut adaletsiz sistemin bundan sonra da devam etmesi için ellerinden geleni yapacaklarını da...
BM'nin 193 üye ülkesinin eşit oy hakkına sahip oldukları Genel Kurul'un işleyişi ana hatlarıyla şöyle:
Yılda bir kez toplanan Genel Kurul, önemli konularda mevcut üyelerin üçte ikisinin, daha az önemli konularda ise salt çoğunluğun oyu ile kararlar alır.
İlk bakışta 'fena değil' denilebilecek bir durum bu. Ancak Dünya nüfusunun yüzde 8'ini teşkil eden küçük ülkelerin 3'te iki çoğunluğu yakalayıp kararlar alabildikleri de olabiliyor.
193 önemsiz oya karşılık...
Daha vahim olanı ise barış ve güvenlik konuları dışında her konuda öneride bulunabilmesi mümkün olan Genel Kurul'un kararları ile ilgili olarak Güvenlik Konseyinin veto hakkının bulunması. Bu, Genel Kurul'un 193 üyesinin almış olduğu kararların bile, aslında bir tekliften öte bir anlamı olmadığının göstergesi. Yani işin nihayetinde, önemli kararların hemen tamamı, 193 önemsiz oya karşılık 5 önemli oyla alınmakta!.. Bazı hallerde bu 5 oydan bir tanesinin bile sistemi tıkayabilmek için yeterli olabilmesi, işin bir başka yönü...
Buraya kadar yazdıklarımızı hülasa etmek gerekirse: 7 milyarlık dünyayı temsilen 193 ülkenin ortak kuruluşu olduğu varsayılan BM; aslında BM Güvenlik Konseyi'nin daimi üyeleri olan ABD, İngiltere, Rusya, Fransa ve Çin'in bir kuklası gibi adeta...
BM'nin yapısının değişmesi gerektiği -5'i hariç-, üye ülkelerin hemen hepsinin ortak arzuları.
Ancak bu durumun böyle devam etmemesi gerektiğine inansalar da, birçok ülke çeşitli sebeplerle bu konuda ağzını açmamayı tercih ediyor.
Sistemin hakimi olan ülkelerin Türkiye'ye bakışlarındaki şaşılığın temel sebeplerinden birisi de, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Dünya 5'ten büyüktür' sözleriyle BM'nin yapısı ve işleyişindeki çarpıklığı sürekli dile getirmesi.
Hakim ülkeler, 'Dünya 5'ten büyüktür' sözünün diğer ülkeler nezdinde de önem kazanmaya başladığının ve kurdukları gayri adil sistemin çatırdamaya başladığının farkındalar çünkü...