CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Ne olacak bu Avrupa’nın hali?..

Eklenme Tarihi 19 Eylül 2016
Toplumumuzun siyaset konusuna duyduğu ilginin olağanüstü olduğu konusundaki yorumlara katılır mısınız, bilmem. Dünya üzerinde siyasetle bizim kadar haşır-neşir olmuş başka toplumlar da vardır muhakkak, ama sanırım sıralamada yine de önlerde bir yerlerdeyizdir.
İnsanların bir araya geldikleri hemen her mekanda, gündemle ilgili meselelerin enine boyuna konuşulması vukuatı adiyedendir bizde.
Konuşmalar sırtlarında yumurta küfesi bulunmayanlar tarafından yapıldığı için de, çözümler basit ve nettir. Birkaç kişiyi sallandırmak ya da gerekene haddini bildirebilecek başka bazı pratik formüller öne çıkar bu tür sohbetlerde. Ama mevzu genellikle 'ne olacak bu memleketin hali' çerçevesinde dolaşır durur.
Meşhur hikayedir: Avrupa'ya işçi göçü yaşanmaya başladıktan sonra özellikle de Almanların, 'ne olacak bu memleketin hali?' sorusu üzerine kafa yormaya başladıkları fark edilir. Uzmanlar ne oldu bu millete diye araştırmaya koyulduklarında, bunun oralara işçi olarak gelen Türklerden geçme bir alışkanlık olduğu kanaatine kapılırlar. Çünkü bizimkiler, Türkiye'de edinilmiş alışkanlıklarını Almanya'da da sürdürmekte ve bir araya geldikleri hemen her mekanda, 'ne olacak bu memleketin hali' muhabbetine devam etmektedirler.
Bu alışkanlığın günümüzde Avrupa'da ve insanımızın bulunduğu hemen her memlekette sıkı bir gelenek olarak devam ettiği de bilinir. Bedenen başka ülkelerde bulunsalar ve oralarda doyuyor olsalar da, ruhen hep Türkiye'de yaşar insanımız. Ve en önemi muhabbet konularından birisi de kaçınılmaz olarak 'ne olacak bu memleketin hali' sorusu etrafında şekillenir daima.
Dolayısıyla başlığa bakıp, 'düşünecek o kadar şey var iken nerden çıktı 'ne olacak bu Avrupa'nın hali?' sorusu da kardeşim, diye kızmadınız umarım. Malum bizler sıkıntıya düşen hemen herkesin derdiyle dertlenmeyi dert edinmiş bir milletiz. Dolayısıyla, Avrupa'nın 'varoluşsal krizde olduğu' gerçeği ile karşı karşıya isek, onları da düşünmemiz gerekli!..

Varoluşsal kriz...

AB Komisyonu Başkanı Juncker, yıllık "Birliğin Durumu" konuşmasında 'AB'nin kısmi bir varoluşsal krizle karşı karşıya olduğunu' söylemiş. Siz bu sözden 'kısmi' vurgusunu çıkarıp, aslında 'AB'ın varoluşsal bir krizde olduğu' neticesine ulaşabilirsiniz.
Türkiye için ısrarla bir hedef olarak gösterilen Avrupa Birliği'nde çoktandır çalmaya başlamış olan tehlike çanlarının, artık hemen her taraftan duyulmaya başladığı manasına geliyor bu sözler.
İngiltere koptu. Birkaç merkezi ülkeyi saymayacak olursak, Avrupa Birliği'ni oluşturan ülkelerin çoğunun hali içler acısı. AB'ın, Ekonomik güç olma hali bütün kırılganlıklarına rağmen devam ediyor belki. Ama siyasi olarak yok mertebesindeler, çünkü askeri güç olarak pek kıymeti harbiyeleri yok.
Avrupalıların, farklılıkları bir arada barış içerisinde yaşatabilecekleri hayali ile oluşturdukları 'medeniyet projesi' çöktü çökecek durumda.
Çünkü hemen her ülkede ırkçı partiler oylarını yükseltip dururken, farklı topluluklara yönelik tepkiler de adeta bir çığ gibi büyüyor.
Dolayısıyla Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker'in sözlerini ciddiye alıp memleket genelinde sürdürdüğümüz 'ne olacak bu memleketin hali' muhabbetlerinin en azından bir kısmında 'Ne olacak bu Avrupa'nın hali' konusuna eğilmekte fayda var.
Bu sohbetin öncelikle AB üyesi ülkelerdeki mekanlarda başlatılması şayan-ı tercihtir...