CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Blackwater’dan Academi’ye...

Eklenme Tarihi 09 Eylül 2016
Son günlerde sıklıkla ekranlarda ve gazete sahifelerinde karşımıza çıkan Suriye'nin kuzeyindeki örgütler konusu, bir yönüyle basit ama bir başka yönüyle de oldukça karmaşık bir konu.
YPG, DAEŞ, SDG ve ÖSO, Suriye'nin kuzeyindeki örgütlerin en bilinenleri. Diğerleri bir yana, bunları gereği gibi tanıyabilsek konuyu derinlemesine anlayabilme imkanına da kavuşmuş olacağız en azından.
Ancak söz konusu örgütlerin bazılarını gerçek manada tanıyabilmek pek mümkün gözükmüyor.
Görünüşte Suriye Kürtleri'nin temsilcisi olduğu iddia edilen PYD ve onun silahlı kolu olarak bilinen YPG aslında PKK'nın bölgedeki uzantısı. YPG Suriye rejiminin, İran'ın, ABD'nin ve tuhaftır Rusya'nın da desteğini alabilen bir örgüt.
Mesele bu kadarla da bitmiyor. Çünkü YPG bünyesinde çarpışanlar arasında bol miktarda yabancı militanlar olduğu da biliniyor.
Bölgede asker bulundurmama kararındaki ABD'nin, YPG'yi DAEŞ'e karşı mücadelede bölgedeki kara gücü olarak kullandığı şeklindeki açıklamalar, YPG bünyesindeki yabancıların bir kısmının ABD'lilerden oluşmasını kısmen izah edebiliyor. Ancak ABD'nin kara gücü olduğu söylenen bir örgütte İngilizlerin, Almanların, Fransızların ve Belçikalıların ne aradıkları meçhul.
İzahı gereken esas mesele ise;
DAEŞ'in Kobani kuşatması sırasında uluslararası camiayı yardıma çağıran ve ancak ülkemiz üzerinden yardıma gelen Peşmergeler ve Türkiye sayesinde kurtulabilen YPG'nin nasıl olup da kısa sürede ABD'nin bölgedeki kara gücünü temsil edebilme seviyesine ulaşabildiği...
YPG/PKK'nın bölgede önemli bir güç haline gelmesi, örgüt adına çarpışanların sayısının birden bire artması ile mümkün olabildi. Bu, örgütün bölge insanından aldığı destekle ilgili bir husus değil, çünkü YPG kendisi gibi düşünmeyenlere hayat hakkı tanımaması ile meşhur olan bir örgüt. Terörist sayısındaki artışı, örgütü kullanan ülkelerin gönderdiği varsayılabilecek askerlerle açıklamak da, zor.
Bahis konusu ülkeler asker gönderebilselerdi, bunu doğrudan yaparlardı zaten.

Kimin eli kimin cebinde...

Zihinleri karıştıran temel soru, YPG bünyesindeki yabancıların aslında lejyonerlerden oluşup oluşmadığı.
Ve bu sorunun cevabı da yüksek ihtimalle 'evet'. Irak'ın 2003'te ABD tarafından işgali sonrası, ülkede hayatı yaşanmaz hale getiren ve 'askeri nitelikli Amerikan sivil güvenlik şirketi' olarak lanse edilse de, temel olarak bir lejyoner kuruluşu olan Blackwater akla geliyor hemen.
Paralı askerlerden oluşan Blackwater, ABD ordusunu bile rahatsız eden davranışlara imza atması sebebiyle 2009'da Xe Service, 2011'de de Academi ismini almıştı.
Blackwater, Xe Service ya da Academi...
Bu lejyoner örgüt mensuplarının Suriye'nin kuzeyinde PKK/YPG'lilerin kara kaşları ve kara gözleri için çarpıştıkları söylenemez. Ve dünyanın değişik ülkelerinden gelip, her an ölümle burun buruna gelmenin karşılığı da asgari ücret filan değildir herhalde...
Türkiye'nin destek verdiği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Suriye'nin toprak bütünlüğü ve bölgenin kendi kaderini kendi temin edebilmesi için uğraşıyor. PKK/PYD/YPG ve cömert destekçilerinin dertleri ise Suriye'yi bölüp parçalamak ve böylelikle bölge üzerinde daha fazla söz sahibi olabilmek...
İçimizde olsalar da 'yerli' olmaya pek yanaşmayanlar için ne ifade eder bilinmez.
Ama bunlar gözlerimizi açması gereken gerçekler...