CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Rahatsızlar korosu...

Eklenme Tarihi 13 Nisan 2016
Bir aktör eskisinin kendisine uzatılan mikrofona söyledikleri, 'çizmeden yukarı çıkmamak' deyiminin ne kadar derin manası olduğunu anlamak için iyi bir vesile. Kılıçdaroğlu'nun hakaret dolu konuşması sorulduğunda, 'çok güzel cevaplar verdi' diyerek 'bravo' çekerken, Cumhurbaşkanımızın konuşmaları için ise 'beni çıldırtıyor' demiş.
Başlangıcından sonuna kadar, en ufak bir fikir kırıntısı bile barındırmayan bu konuşma, artık tükenmenin eşiğine gelmiş bir kesimin ortak psikolojisini yansıtıyor.
Garip bir aidiyet duygusu ile; doğru olan her şeyin karşısında durma, yanlış olan her şeyi ise savunma hali bu.
Ülke olarak geçmişe nazaran çok iyi bir durumda olduğumuza şüphe yok. Tamam, her şey güllük gülistanlık ya da 'dert üstü murat üstü' değil belki. Ama özellikle de 80'li ve 90'lı yılları anlayarak ve hissederek yaşayanların teslim edeceği gibi, günümüz Türkiyesi hemen her açıdan o yıllardan fersah fersah ilerde. Görünen tablo, geleceğin bugünkünden daha güzel olacağını da müjdeliyor.
Geçmişte toplumun önemlice bir kesiminin acılar çekmesine sebebiyet verenler ve bunların gönüllü destekçileri, bütün meyvelerinden en iyi şekilde faydalanıyor olsalar bile, gelişmelerden rahatsızlar. Kişi başına milli gelirin artıp, ülkenin cari açığının azalmasından, vaktiyle 70 Cent'e muhtaç bir ülke iken, şu anda Merkez Bankası'nın kasalarının dövizle dolu olmasından rahatsızlar mesela.
Şehirlerimizin pırıl pırıl halleriyle Avrupa ve ABD şehirleri ile yarışıyor olması yanında, memleketin dört bir tarafına kara, hava veya deniz yollarıyla hızlıca ulaşılması da canlarını sıkıyor adamların.
Ne kadar işlerine yarasa da, İletişimde sağlanan çılgın gelişmeler morallerini alt-üst ediyor. Bu yüzden olacak, iletişim kanallarını memnuniyetsizliklerini birbirlerine aktarmakta kullanıyorlar daha çok.
Olmadığını söyledikleri 'düşünce ve ifade özgürlüğü'nün de dibini bularak.

CANLARI ÇOK SIKKIN...
Morallerini bozan asıl sebep, toplumun hemen tamamının vaktiyle sadece kendilerinin sahip oldukları ayrıcalıklara kavuşmuş olması belki. Ya da bu gelişmeleri sağlayan kadroların kendi içlerinden değil de, halkın bağrından çıkması... Belli olan, canlarının çok, ama çok sıkkın olduğu...
Hemen her gün, vaktiyle aşırı şekilde parlatılmış imajları üzerindeki son cila kalıntılarının da artık döküldüğünü fark etmeden yeni bir saçmalığa imza atıyorlar. 78 milyonun artık o eski insanlardan oluşmadığının, gelişmeleri an be an takip ettiklerinin tam olarak farkında değiller. Bunun içindir ki, kıyıda köşede kendilerine uzanan bir mikrofon ya da kamera gördüklerinde aşka geliyor ve içlerindeki bütün kin ve nefreti boca ediyorlar. Yaptıklarını düşünecek halleri olmadığı için, ne kadar çirkinleştikleri konusunda herhangi bir fikirleri de olmuyor.
Kervan yoluna devam ediyor oysa. Vaktiyle birileri tarafından kendisine çizilen ve onların içerdeki uzantıları tarafından korunmaya çalışılan sınırları yıkmış bir şekilde hem de. Rahatsızlar korosu, ne söylerlerse söylesin, bu yürüyüş sürecek de...