1: Patron (müdür, şef, vb.) daima ve tartışmasız bir biçimde haklıdır.
2:Patronun haksız olduğu kesinlikle ileri sürülemez.
3: Patronun haksız olduğu durumlarda da 1. Madde hükümleri geçerlidir.
Açıkça söylemeseler de kendilerini Türkiye'nin patronu zanneden birilerinin aklından geçenler de aynen böyle.
Onlara göre, ülkede her ne yaşanırsa yaşansın; yaptıkları yorum ve değerlendirmeler esas kabul edilmeli, bunların doğruluğu kesinlikle tartışılmamalı ve olur da tartışılmaya kalkışılırsa, birinci madde esaslarının kesinlikle geçerli olduğu unutulmamalı...
Yani, her ne olursa olsun ve her ne yaşanırsa yaşansın birileri, 'biz ne diyorsak o!' diyorlar. Dahası, bunu genel bir gerçeklik olarak kabul etmemizi, her şeyi kendi arzu ettikleri biçimde görmemizi ve yorumlamamızı istiyor; bu olmayınca da, kelimenin tam manasıyla şirretleşiyorlar. Vaktiyle onları böyle yaşamaya alıştırmışız çünkü...
Türkiye, 7 Haziran'daki seçim sonuçlarına göre bir hükümet kurulamamasının ardından yeni bir seçime doğru giderken, yükselme eğilimi gösteren bir terör belasıyla karşı karşıya. Terör örgütü PKK'nın Temmuz ortalarından beri saldırılarını artırmasıyla bölgeden ülkenin hemen her yöresine gelen şehit cenazeleri tekrar başladı.
Hükümet kurulamaması ve terör belası, algı operasyonu peşindeki lobinin önemli konuları.
Hükümetin neden kurulamadığı açık: AK Parti'nin bütün uğraşmalarına rağmen, 'yapılan her şeyi altüst etme -yani restorasyon- heveslisi CHP; ne olursa olsun her şeye 'hayır' diyen MHP ve boylu boyunca terör belasına bulaşan HDP, hükümet kurulmasına müsaade etmediler. 'Biz ne diyorsak o' zihniyetindekiler, hükümet kurulamamasını bir kabahat olarak kabul ediyor ve bunu da AK Parti'ye yüklemek istiyorlar. 1 Kasım seçimlerinde bu argümanın işlerine yarayacağına inanıyorlar çünkü.
Sıkışınca 'barış' çağrısı...
Terör saldırıları ve buna karşı yaşanan gelişmeler konusunda da 'biz ne diyorsak o' lobisinin değişik bir bakış açısı var. Malum, görevleri insanımızın huzur ve emniyetini temin etmek olan güvenlik güçleri, saldırılara karşı koymanın yanında, terör örgütünün lojistik merkezlerini de tespit ediyor ve vuruyor. Tam da burada, özellikle terör örgütünün kayıpları sebebiyle canları sıkılan malum çevreler devreye giriyor ve olayları değişik bir biçimde yorumlamaya ve bizi de buna ikna etmeye çalışıyorlar.
Temel olarak teröre terör, saldırgan örgüte de terör örgütü dememeye dikkat eden bu güruh, yeri geldiğinde iktidarı terör karşısında beceriksiz olmakla suçlarken; yeri geldiğinde de, zor duruma düştüğü anlaşılan örgüte destek olmak amacıyla güvenlik güçlerinin savunma halini bile terk etmesi gereğini savunarak, 'barış' çığlıkları atıyor.
Her şeyin onların istediği bir biçimde gelişmesi ve aksi durumda da onların arzu ettiği bir biçimde yorumlanması gerektiğine inanmışlar bir kere. 'Patron her zaman haklıdır' diyorlar yani; ama: 'Patron ancak haklı olduğu zaman haklıdır' gerçeğini unutuyorlar...