Bugünkü
Takvim
  • 13 Ekim 2015, Salı

"Barışa uzanan eller"...

Bağcılar Belediyesi ve Kuzey Kıbrıs Yakın Doğu Üniversitesi İlahiyat Fakültesi tarafından düzenlenen 'Uluslararası Osmanlı Döneminde Kıbrıs Sempozyumu'nun ikinci gününde, tam da ecdadın Ada'yı fethederek buraya barış ve istikrar getirdiği konuşulurken aldık Ankara'daki patlama haberini.
Cumartesi günü boyunca, izleyiciler bir yandan birbiri ardına sunulan güzel tebliğlere bir yandan da Ankara'daki gelişmelere göz ve kulak kesildiler; vefat sayısının her artışında yürekli yanarak.
Olay sonrası başta Ankara olmak üzere çeşitli şehirlerde yapılan 'protesto' gösterilerinin bir benzerine Pazar günü ikindi saatlerinde Lefkoşe'de şahit olmak çok da şaşırtıcı olmadı. Kentin Girne Kapısı civarında yürüyüş yapan ve adadaki öğrencilerden olduğu anlaşılan bir grup, başlıca sloganı 'Barışa uzanan eller kırılsın' olan yürüyüşün ardından, belli ki esas amaç olan Paralel kanallardan birisinin mikrofonlarına demeç verme faslına geçtiler...

Barışa uzanan eller kırılsın...
Bir dilek, bir dua; hatta barışa kast edenlere yönelik olarak söyleniyorsa, ki öyle olmalı, bir tür beddua gibi bu söz.
Dolayısıyla kim 'amin' demez ki...
Ancak 'barışa uzanan eller kırılsın' sloganını atanların, gerçekte barışa düşmanlık edenleri mi kast ettikleri, yoksa başka bir niyetleri mi olduğu üzerinde düşünmek gerek.
Haberlere bakıldığında, yine başta Ankara olmak üzere ülkemizin çeşitli yerlerindeki protesto gösterilerinde, aynı sloganın kullanıldığı dikkat çekiyor. Gerçekten barış istedikleri için bu sloganı kullananlar var tabii.
Ancak Doğu ve Güneydoğu'da ellerinde Molotoflar ve yüzlerinde maskelerle, güvenlik güçleriyle çatışarak eylem yapanlar bile, 'barışa uzanan eller kırılsın' diyorlar... Değişik şehirlerde polisle çatışma niyetiyle sahneye çıktıkları belli olan birtakım marjinal grupların mensupları da. Bu 'barış' bildiğimiz 'barış' değil...
Bu kesimlerin bahsini ettikleri 'barış'ın bizim bildiğimiz barış olmadığı kesin.
Onların arzu ettiği barış, an itibariyle terör örgütünün saldırılarını istediği gibi sürdürmesi ama güvenlik güçlerinin buna karşılık vermemesi çünkü. Bu, yazarken bile garip gelen bir söz, ama öyle.
Çünkü ağızları dolu dolu barış sözleri söylediklerine şahit olduklarımızın hemen tamamı, gerçekte 'barış'ı değil, başka bir şeyi kastediyorlar.
Saldırılarını son zamanlarda artıran terör örgütünün siyasi alandaki temsilcisi Selahattin Demirtaş 'Barış' dediğinde, gerçekte bizim anladığımız barıştan bahsetmediğini uzun uzun anlatmaya gerek var mı?.. En bilindik marifetlerinden birisi 6-8 Ekim 2014'te Kobani bahanesiyle halkı sokağa dökerek 50'den fazla insanın kaybına sebep olması iken...
Ellerinde Kaleş ya da Molotof, yüzlerinde maske ile, kamu güvenliğinin teminatı olan güvenlik güçlerine yönelik saldırıların faili olanların bahsettiği 'barış' bizim bildiğimiz barış mıdır? 'Barış kim, bunlar kim' denilecek birilerinin ağzından çıkan 'barışa uzanan eller kırılsın' sözü; bu durumda anlam değiştiriyor. Bunlar, 'barışa uzanan eller kırılsın' derken, barış niyetiyle uzatılan ellerden bahsediyorlar; yoksa barışa kast eden ellerden değil...
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
  • ve ya