CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

Bu son olur inşallah!..

Eklenme Tarihi 12 Ekim 2015
Ankara 'daki terör saldırısında, 97 vatandaşımız hayatını kaybederken bir kısmı ağır olmak üzere 246'sı da yaralandı. Ağır yaralıların sayısının fazla olması, can kayıplarının artabileceğini düşündürüyor.
Ankara Sıhhiye Meydanı'nda çeşitli sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenen 'Emek, barış, demokrasi' mitinginin toplanma yeri olarak belirlenen Ankara Tren Garı önünde yaşanan ve ülke çapında derin bir üzüntüye sebebiyet veren olay, belli ki terörün yeni bir aşaması. Olayın arkasında kim olabileceği konusunda değişik rivayetler var. Olağan şüpheliler olarak PKK, DAEŞ, DHKP-C gibi örgütlerin ismi zikrediliyor. Suruç saldırısına benzer bir şekilde gerçekleştirilen olayın, o saldırı ile verilen mesajın devamı niteliğinde olduğu kanaatinde olanlar, başkent Ankara'daki saldırının, 'istediğim zaman istediğim yerde seni vururum' şeklinde bir meydan okuma içerdiğini düşünüyorlar.
Türkiye'nin Suruç saldırısı sonrası yaşamaya başladığı terör yoğun gündemin bu yeni aşaması; devleti yönetenler, siyasetçiler, medya ve konu ile ilgili bütün aktörlerin meseleye ortak bir zeminde buluşarak yaklaşmaları gereğini işaret ediyor. Ancak ne yazık ki, son zamanlarda yaşanan terör olayları konusundaki ikircikli tavırların, bu elim olay sonrası bile devam ettiğine şahit oluyoruz.
Terörün tırmanışı sırasında terör örgütünü ve saldırılarını makul ve mantıklı göstermeye çalışıp, devletin güvenlik güçlerini suçlar ifadeler kullananlar tekrar işbaşında. Şimdi de, söz konusu canlı bomba olayının devlet güçleri tarafından yapıldığı yalanlarını dolaşıma sokarak, güvenlik güçlerini hedef göstermeye başladılar bile.
Olay sonrası Ankara'da cankurtaranlara yol açmaya çalışan emniyet güçlerine yönelik saldırı girişimleri ve değişik illerde güya terörü protesto etmek için sokağa çıkanların polislere yönelik davranışları, akıl tutulmasının yaygın olduğunu gösteriyor.
Olayın acısı yaşanırken, birilerinin gelişmeyi siyasi ranta çevirme çabası içerisine girmiş olmaları, işin bir başka yönü. Yükselen istifa çağrıları ve ilgili ilgisiz herkesi suçlu ilan etme gayreti, durumun ciddiyetinin kavranılamadığını gösteriyor.

Terörün şakası yok...

Olayı aydınlatmak için çalışması gereken güvenlik güçlerinin, olayın aydınlatılmasını en çok istemeleri gerekenler tarafından bloke edilmeye çalışılması, ülkemize has garabetlerden birisi.
Bunun arka planında ise, devletin ve güvenlik güçlerinin bu ülkede yaşayan herkesi korumakla görevli olduğu anlayışını zayıflatmaya çalışanların gayretleri var.
Oysa terör olaylarına karşı tedbir alabilmenin ve etkili bir şekilde mücadele edebilmenin yolu, görevi bu olayları durdurmak olan güvenlik güçleri ile uyum içerisinde hareket etmekten geçer.
Ankara'da yaşanan olayın soruşturulması, faillerinin tespit edilerek onları azmettirenlerin bulunabilmesi, önemli. İnsan hayatı konusunda zerre kadar hassasiyetleri olmadığı anlaşılan mihrakların bundan sonra yapmak isteyecekleri benzer girişimleri önleyebilmenin tek yolu bu. 'Birlik ve beraberliğe en çok muhtaç olduğumuz bu günlerde' diye başlayan ve bazen gülümseyerek izlediğimiz türden nutukların gereğinin gerçekten yapılması gereken bir zamandayız. Çünkü belli ki terörün şakası yok.