CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Avrupa; kapıyı açtı mı, araladı mı!

Eklenme Tarihi 07 Eylül 2015
'Ekran başka, gerçek başka', Rahmetli Erbakan Hoca'nın, olup bitenlerin çarpıtılarak, yanlı bir şekilde aktarılmasını ifade sadedinde sıklıkla söylediği bir sözdü. 'Ekran başka gerçek başka'... Şimdi de.
Annesi ve ağabeyi ile birlikte cesedi Bodrum sahillerine vuran Aylan Kurdi'nin dünya çapında bir olay haline gelen fotoğrafı sonrası yaşanan gelişmeler, gerçeklerden uzak bir biçimde verildi, veriliyor.
Dışarıdan ve içeriden birileri, Aylan ve ailesi ile ilgili olarak Türkiye'yi, Hükümeti ve Cumhurbaşkanı'nı, yani Kobanili 200 bin kişi ile birlikte, onları aylardır misafir eden ülkemizi ve yöneticilerini suçlama derdindeler.
Aylan Kurdi'nin Kobanili ailesi, can korkusu ili sığındıkları Türkiye'den, daha iyi bir hayat ümidi ile kaçak olarak Yunanistan'a ve oradan da başka batılı ülkelere gidebilmek için denize vurdular kendilerini. Sonunu biliyoruz.
Gazeteler ve televizyonlar, 'Avrupa ülkeleri mültecilere kapıları açtı' haberleri ile dolu. 'Aylan Kurdi'nin dünya medyasında yayınlanan fotoğrafları, Avrupa ülkelerinin kapıları açmalarını sağlamış'.
Ancak kapılar, Türkiye ya da başka böle ülkelerinden Avrupa'ya gitmeyi hayal edenler için değil; daha önce yasadışı yollarla Avrupa topraklarına adım atabilenler için açık.
Yani şu anda Avrupa topraklarına gidebilme hayalleri kuranlara bırakın açılmayı, aralanmış kapı filan bile yok. Türkiye iki milyon insana kapı açarken buna burun kıvıran ve yüzlü, binli sayıda insanı ve onları da ince eleyip sık dokuyarak alan batılı ülkelere alkış tutanlar gizlemeye çalışsalar da, gerçek bu. 'Aylan keşke o denize açılmasaydı...' Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın taziye için aradığı Aylan'ın babası Abdullah Kurdi'ye söyledikleri, yaşananların özeti aslında: "O iki yavru sizin yavrunuz olduğu kadar, bizim de yavrumuzdu. Aynı şekilde hanımefendi de bizim kardeşimizdi...
Keşke o denizlere açılmasaydınız da sizleri ülkemizde misafir ediyor olsaydık..."
Avrupa ülkelerinin mültecilere olan ilgisi, kamplara gelerek aralarından bazılarını seçmekle sınırlı. Bunun içindir ki Türkiye iki milyona ev sahipliği yaparken; onlar, yüz kişiden, bin kişiden ve en çok da on bin kişiden filan bahsedebiliyorlar... Türkiye 6 milyar dolar harcamışken, bütün batılı ülkelerin maddi katkısı da 370 milyon dolar. Türkiye'de mülteci olarak yaşamak belki sıkıntılı ama en azından can emniyeti var... Daha iyi bir hayat ümidi ile Avrupa ülkelerine doğru giden yol ise, son derecede tehlikeli.
Avrupa ülkelerine geçebilmek için insan tacirlerine büyük meblağlar ödemek ve sonu belirsiz yolculuklara çıkmak gerek. Hemen her gün yayın organlarında bu yolculuklara çıkanların başlarına gelenlerin hikayeleri ile karşılaşıyoruz. Çürük gemiler, tekneler, basit şişme botlar, sıkış tıkış kasalarına insan doldurulan kapalı kamyonetler... Ve her biri feci şekilde, ölümler...

Netice şu; Avrupa ülkeleri mültecilere değil, bunlardan sadece bir şekilde içeri girebilenlere kapıları aralamış durumda...