CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş

EKREM KIZILTAŞ

'Sınırlar' meselesi...

Eklenme Tarihi 19 Ağustos 2015
Hayır, Suriye, Irak ya da başka bir ülkeyle olan sınırlarımızdan bahsetmiyoruz. Özellikle bir kısım medyadaki bazı isimlerin sürekli olarak aştıkları edep ve terbiye sınırlarından da değil.
Bahis konusu, birilerinin son günlerde dillerine dolamaktan zevk aldıkları, 'Cumhurbaşkanlığı'nın Anayasal sınırları'. Başta bazı siyasi partilerin temsilcileri ve bazı medya kuruluşlarının kalemşörleri olmak üzere birçok kişi, ısrarlı bir şekilde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın anayasal sınırlar içerisinde kalması gerektiğinden bahsediyorlar.
Tabii bunlardan hiç birisi, anayasal sınırlardan hangilerinin ve nasıl çiğnendiği gibisinden sorulara cevap vermek zahmetine bile katlanmıyorlar.
Yapmaya çalıştıkları şey, gerçeklerle hiç alakası olmayan bir iddiayı sürekli olarak tekrarlamak suretiyle, insanımızın en azından bir kısmı nezdinde bu sözlerde haklılık payı olduğu şeklinde bir algı oluşturabilmek. Oysa Anayasa'da Cumhurbaşkanının yetkilerini belirleyen maddeler son derecede açık. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın bunlardan herhangi birisinin sınırlarını zorladığına dair herhangi bir emare de yok. Cumhurbaşkanımızın seçilmesi öncesi sıklıkla vurguladığı gibi, oturan ve rahatına bakan değil, koşturan ve terleyen bir Cumhurbaşkanı olduğunu her vesile ile ortaya koyuyor olması, meselenin bam teli.
Halkın doğrudan seçtiği bir Cumhurbaşkanı olarak, insanlarla bir arada bulunmaya, onları dinlemeye ve huzur ve istikrarları için doğru olduğuna inandığı şeyleri yapmaya ve yapılmasını sağlamaya gayret ediyor. Ve işte bu da, Başbakan olduğu dönemde, kendisini bir türlü istedikleri gibi yönlendiremeyenlerin, Cumhurbaşkanı olarak memleket işlerine karışmamasını sağlayabilmek için çeşitli iddialarda bulunmalarına yol açıyor.
Cumhurbaşkanı'nın anayasal sınırları aştığı iddialarının hedefinde, hemen her meselede Türkiye'nin menfaatlerini önceleyen genel gidişata mani olmak niyeti var. Ülkemizin kararlı bir biçimde kendi ayakları üzerinde durması ve kendi kararlarını kendisinin almasının rahatsız ettiği çevreler bütün gayretleri ile bunun engellemek için çalışıyorlar.

TESLİMİYETÇİLERİN DERDİ...
Bu gayret sahipleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın rutin olarak ilgilendiği memleket işleri ile ilgilenmemesi ve susmasını istiyorlar. Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan farklı düşünmediğini biliyorlar aslında. Ancak, böylelikle AK Parti iktidarının köşeye sıkışacağını ve istenilen şeyleri yapacağını hayal ediyorlar, belli ki.
Bu kişilerin şahsi düşmanlıkları sebebiyle kendiliklerinden harekete geçtiklerini zannetmek mümkün.
Ancak, Sayın Cumhurbaşkanı'na son derecede pervasız bir şekilde ağır eleştiriler ve çeşitli iftiralar yöneltmeleri; bunu yaparken de sınır tanımayan bir şekilde hakaretamiz bir üslup kullanmaları, meselenin çok daha derin olduğunu düşündürüyor.
Yani birilerine teslim olanlar, AK Parti ve böylelikle Türkiye de teslim olsun istiyorlar...
Bunların, Cumhurbaşkanlıkları döneminde A. Necdet Sezer ve Süleyman Demirel'in memleketin aleyhine olacak bir şekilde yetkilerini aşmalarına seslerini çıkarmadıklarını unutmamak gerek...
Algı operasyonuna kanıp, Cumhurbaşkanımızın anayasal sınırları zedelediği tezinde haklılık payı olabileceğini düşünmeye başlayanlar varsa, durumu tekrar gözden geçirmeliler... Gün, safları sıkılaştırma günü...