Vaktiyle var olan ve kendilerinin her nedense kabul etmeye yanaşmadıkları bir vasatı arzu ettiklerini beyan ediyor. Ve çok önce yapması gereken asıl çağrıyı yapıyor PKK'ya: "Ellerinizi tetikten çekin!" Çatışmasızlığa dönelim ya da PKK'ya ellerinizi tetikten çekin diyebilmek için bu kadar beklemeye ya da kalkıp Brüksel'e kadar gitmeye ne gerek vardı, bilinmez. Ama netice olarak gelinen nokta, gereklerine riayet edeceklerse eğer, doğru.
Akıl için yol bir olduğuna ve Türkiye gibi bir devlet kuru gürültüye pabuç bırakmayacağına göre, çatışmasızlıktan ayrılmak neyin nesiydi?..
Terör örgütüne 'ellerini tetikten çek!' denilmesi gerektiğini çocuklar bile söylüyorken, terör örgütünün bütün melanetlerini meşru, devletin müdahalelerini gayri meşru gösterme çabaları neyin nesiydi?
Barış Süreci olarak adlandırılan dönemin bariz vasfı, devletin çatışmasızlığa azami derecede riayet etmesi ve ama PKK unsurlarının hakimiyetlerinde olduklarına inandıkları bölgelerde sürekli olarak ortamı gerecek türden adımlar atmaları ile yürüdü.
Devlet ve hükümet üzerine düşen hemen her şeyi mümkün olduğu kadar yerine getirirken, üzerine düşen hiçbir şeyi yapmaya yanaşmayan PKK da, durumunu tahkim edeceğine inandığı adımlar atmakla meşgul oldu. Yol kesmeler, adam kaçırmalar, araç-gereç yakmalar, örgüt yandaşı olmayanlara kesimlere yönelik tehdit ve şantajlar, vergi adı altında haraç almalar... gündemin diğer başlıkları arasında kaybolup gitse de, eninde sonunda yaşanıyordu.
Koridor tezgahı
Derken sürecin belki de en önemli dönemeçlerinden birisinde, Suriye'nin kuzeyi üzerine birtakım hayaller atıldı ortaya. On yıl öncesine kadar Kürt vatandaşlarına nüfus cüzdanı bile vermeyen bir diktatörün, kuyruğu sıkışınca PKK/PYD'ye bir devlet hediye etmeye mecbur kaldığını zannettiler.
Belli ki Türkiye'nin gerçekten normalleşmesini sağlayacak Barış Süreci'nin ürküttüğü birileri, Esad'ı da ikna ederek büyük bir tezgah düzenlediler. Suriye'nin kuzeyinde Kuzey Irak'tan Akdeniz'e kadar uzanan bir koridor hayaline ikna edilecek PKK'nin, Barış Süreci konusunda işi ağırdan alacağını hesap ettiler ve bu hesap tuttu da.
Sonrası ise çorap söküğü gibi geldi:
Bazı dış güçlerin teşvik ettiği koridor/ devlet hayali, Türkiye içinden bazı çevrelerin romantik desteğine de kavuşunca, zaten isteksiz olanlar Barış Süreci'ni tümüyle rafa kaldırdılar. Çatışmasızlığa zaten riayet etmiyorlardı, terör eylemlerini hızlandırdılar.
İş iyice çığırından çıkmaya başlayınca Türkiye'nin "Vururum!.." beyanı duyuldu. Gerekenler yapılmaya başlandı; mesaj yerine ulaşmıştı...
Ne diyor Selahattin Demirtaş?.. Çatışmasızlığa dönelim, PKK elini tetikten çeksin!.. İyi de birader, 'Daha önceleri nerelerdeydiniz' şarkısı repertuarında yok muydu senin?..