Mesele, 'denileni yapmazsan, başın böyle derde girer' uyarısını tekrarlamaksa, bunun herkes farkında zaten. Türkiye'nin son yollarda yaşamak zorunda kaldığı birçok anormal olayın arkasında, arzu edileni yapan bir ülke olmaktan çıkmanın yattığını, bilmeyen kalmadı.
Kobani baskınına kadar PKK/ PYD'nin DAEŞ'le yan yana olduğu, bilinen bir şey. Kobani kuşatması sonrası PKK/PYD'nın DAEŞ'le mücadele etmeye başlayıp, uluslararası koalisyonun kara ordusu rolüne soyunması da, kendileri açısından anlaşılabilir bir şey. Ama ya devletler açısından?.. Bir terör örgütü olan DAEŞ'le mücadelenin, yine bir terör örgütü olan PKK/PYD üzerinden yapılmaya çalışılması, anlı şanlı koalisyon üyeleri açısından garip bur durum.
PKK VE DAEŞ EL ELE Mİ!..
40 bin kişilik Irak ordusunun 1.500 DAEŞ militanına Musul'u çatışmasız terk etmesi, o günlerdeki DAEŞ-PYD beraberliği ve Suriye'nin kuzeyindeki hareketlenme sırasında, DAEŞ'in Tel Abyad'ı çatışmasız bir şekilde PYD'ye teslim etmesi de, hikayenin aksayan kısımları.
Bu gelişmeleri, Ankara'nın Suriye'nin kuzeyinde bir oldu-bittiyi kabul etmeyeceğini ve mani olmak için -ne olursa olsun- gerekeni yapacağını açıklaması takip etti.
Sonrası ise kaos. Suruç'ta DAEŞ'e izafe edilen patlama sonrası PKK'nın terör eylemleri tırmandırılınca da, Türkiye gerekeni yaptı ve yapıyor, malum.
Gelişmelerin en açık neticesi, dışarıdan ve içeriden birilerinin sürekli olarak hayalini kurdukları anlaşılan Kuzey Suriye Koridoru'nun (devletinin) mümkün olmadığı ve olmayacağının kesinleşmesi oldu.
Times'in, içerideki benzerleri gibi makul ve mantıklı adımlara yanlış demesi ve Ankara'yı 'miyoplukla' suçlamasının sebebi de işte bu!..
Ankara'nın aslında gelişmelere kör olmasını ve istenileni yapmasını istiyorlar çünkü... HDP'nin, PKK/ PYD'nin, Türkiye'deki bir kısım medyanın, bazı beyinsizlerin ve Times'in derdi aynı: Türkiye oyun kurucu olmayı bırakıp, kendisine biçilen rolü oynamaya odaklanmalı, yoksa başı hep derde girer. Ama bilmiyorlar ki, mesele ülke ise gerisi teferruattır...