CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

Evet; şimdi ne yapıyoruz?..

Eklenme Tarihi 10 Haziran 2015
2002'de yüzde 34'le başlayan ve sonrasında yüzde 40, hatta 50'lere yükselen bir oy oranının, 7 Haziran'da yüzde 41'e inmesinin üzücü tarafları var, tamam. Ama bu dünyanın sonu da değil. Unutulmasın ki bu hareketin öncüleri, siyasi geçmişlerinde yüzde 3'leri, 5'leri, 11'leri, 22'leri ve 17'leri de gördüler. En ümitsiz bir zamanda dahi 'Evet, şimdi ne yapıyoruz' diyerek, bir sonraki seçim için kolları sıvayıp harekete geçtikleri için de, yüzde 50'ye ulaştılar. Çeşitli iç sebepler ve bu arada benzeri zor görülebilecek garip bir ittifakla mücadele edilerek alınan yüzde 41'lik bir netice var ortada. Birileri her şeyi zorlayıp bir hezimet olarak göstermeye çalışsa da, yüzde 41 alarak Türkiye'nin birinci partisi olarak seçimi bitirebilmek, tartışmasız bir zaferdir. Ve Türkiye'nin hemen her tarafında var olarak alınan yüzde 41 oy, gerekli değerlendirmeler yapılarak tekrar harekete geçildiğinde kolayca alınabilecek yüzde 50 ve hatta azıcık zorlayarak alınacak yüzde 60 demektir. Dolayısıyla, milletimize rağmen başarı kazandıklarını zanneden birileri boşuna seviniyorlar. AK Parti'nin kurmayları: "Evet, olan oldu, biten bitti. Şimdi ne yapıyoruz?" moduna geçti bile. Bunun devamı da: "Nerede neyi eksik yaptık ve nasıl telafi ederiz?" sorusunun cevaplarını bulmaktır ki, devamını biliyorsunuz...

Zafer ya da hezimet...

Genel seçim değil de; kimin kazandığı yorumlayana göre değişen bir yarış neticelenmiş gibi sanki. AK Parti'nin oyları azaldı diye bayram yapanlar, CHP'nin kaybını göremiyorlar bile. Göremedikleri bir başka şey de sebebi oldukları tablonun sakilliği. Tek başına iktidara gelebilecek kadar milletvekili çıkaramamış olsa da, AK Parti seçimi tartışmasız bir şekilde açık-ara önde bitirdi. Bu partinin tek başına iktidar olabilecek kadar milletvekili alamamış olmasını 'hezimet', ama CHP'nin oylarını yüzde 25.9'dan 25'e düşürmesini 'zafer' olarak değerlendirmek, tam da Türkiye'ye özgü bir davranış.
Oylarında düşüş olursa genel başkanlıktan istifa edeceğini açıklamış olan CHP Genel Başkanı'nın, konuyla ilgili bir soruyu: 'Demokrasi'nin kazandığını, Türkiye'nin kazandığını' söyleyerek geçiştirmesi de bize has özelliklerden.
Demokrasi ve Türkiye kazanmış olsa da, kendisi kaybeden Kılıçdaroğlu'nun bıraktığı yerden söze devam eden CHP Parti sözcüsü Haluk Koç'un "Kılıçdaroğlu ve CHP hükümeti kurabilecek en önemli aktör haline gelmiştir" demesi de, 'galip sayılır bu yolda mağlup' demek.
İstifa üzerine söyledikleri ise iyi bir mugalata örneği: "Oy yüzdeleri (ile?) değerlendirilemeyecek kadar önemli bir seçimdir." CHP'nin hedefi oyların artırmak filan değil, oylarından bazılarını emanet verme pahasına istikrara giden yolu tıkamaktı anlaşılan. 'Demokrasi tabii ki iyidir, ama benim dediğimin olması kaydıyla' mantığı ile tabloya bakanlar, kurulacak hükümet konusunda da hayal güçlerini çalıştırıyorlar şimdi. Oyların yüzde 41'ini alarak birinci parti olan AK Parti'yi denklem dışında tutmak da, temel hareket noktaları. Bekleyecek ve göreceğiz...