Zafer ya da hezimet...
Genel seçim değil de; kimin kazandığı yorumlayana göre değişen bir yarış neticelenmiş gibi sanki. AK Parti'nin oyları azaldı diye bayram yapanlar, CHP'nin kaybını göremiyorlar bile. Göremedikleri bir başka şey de sebebi oldukları tablonun sakilliği. Tek başına iktidara gelebilecek kadar milletvekili çıkaramamış olsa da, AK Parti seçimi tartışmasız bir şekilde açık-ara önde bitirdi. Bu partinin tek başına iktidar olabilecek kadar milletvekili alamamış olmasını 'hezimet', ama CHP'nin oylarını yüzde 25.9'dan 25'e düşürmesini 'zafer' olarak değerlendirmek, tam da Türkiye'ye özgü bir davranış.
Oylarında düşüş olursa genel başkanlıktan istifa edeceğini açıklamış olan CHP Genel Başkanı'nın, konuyla ilgili bir soruyu: 'Demokrasi'nin kazandığını, Türkiye'nin kazandığını' söyleyerek geçiştirmesi de bize has özelliklerden.
Demokrasi ve Türkiye kazanmış olsa da, kendisi kaybeden Kılıçdaroğlu'nun bıraktığı yerden söze devam eden CHP Parti sözcüsü Haluk Koç'un "Kılıçdaroğlu ve CHP hükümeti kurabilecek en önemli aktör haline gelmiştir" demesi de, 'galip sayılır bu yolda mağlup' demek.
İstifa üzerine söyledikleri ise iyi bir mugalata örneği: "Oy yüzdeleri (ile?) değerlendirilemeyecek kadar önemli bir seçimdir." CHP'nin hedefi oyların artırmak filan değil, oylarından bazılarını emanet verme pahasına istikrara giden yolu tıkamaktı anlaşılan. 'Demokrasi tabii ki iyidir, ama benim dediğimin olması kaydıyla' mantığı ile tabloya bakanlar, kurulacak hükümet konusunda da hayal güçlerini çalıştırıyorlar şimdi. Oyların yüzde 41'ini alarak birinci parti olan AK Parti'yi denklem dışında tutmak da, temel hareket noktaları. Bekleyecek ve göreceğiz...