CANLI YAYIN
Ekrem Kızıltaş
EKREM KIZILTAŞ

24 Nisan 2016 için ev ödevi...

Eklenme Tarihi 30 Nisan 2015
100. yıl dolayısıyla olsa gerek, oldukça hareketli bir Nisan ayı yaşadık. Diasporadaki Ermeniler ve destekçilerinin başlattıkları diplomatik ataklar, bu sene -tabir caizse- bir tür zirve yaptı.
Malum, her 24 Nisan diasporadaki Ermeniler çalışmalarının hasılatlarını toplarlar. Bu sebeple bir tür ülke toto oynanır adeta. Onlar, ne kadar ülkenin kendi amaçlarına uygun açıklamalar yaptığını hesaplar; bizler de, hangi ülkelerin Ermeni iddiaları korosuna katıldığını.
100 yıl önce yaşananların teşvikçileri de dahil olmak üzere birçok ülke, Türkiye'yi siyaseten zayıflatacağını düşünerek, Ermeniler'in iddialarını destekleyen açıklamalar yaptı. Bu sene yaşanan belirgin fark ise Ermeni iddialarına 'içeriden' destek verenlerin sayısındaki artıştı. İçimizden gözüküp, güya Ermeniler'e destek olmaya çalışanlarla ilgili en çarpıcı tespiti de Markar Esayan yaptı: "Ermeni sözcüğü artık bir küfür değil. Ama dün bize 'Ermeni köpekler' diye manşet atanlar bugün soykırımcı oldular. Acı bir tebessümle izliyoruz." (Markar Esayan, Başbakan Davutoğlu'nun 1915 taziyesi; 22.04.2015, Yeni Şafak) Şu veya bu şekilde 2015'in 24 Nisan'ı geçti. Şimdi 2016'nın 24 Nisan'ını beklemeye başlayabiliriz.
Ve 2016'nın 24 Nisan'ını beklerken de, bildik tezleri o zaman da tekrarlayacak olanlara, ama özellikle de içeriden olanlara, üzerinde çalışmaları gereken bazı hususları hatırlatmakta fayda var. Bu, aslında bir tür ev ödevi. Başta Rusya olmak üzere, Osmanlı'yı siyaseten zor duruma düşürmek ve sonrasında da parçalamak amacıyla bazı Ermeniler'i kullanan birçok ülke, 1915'te tam olarak ne olduğu ve bu duruma nasıl gelindiğinin hatırlanmasını kesinlikle istemez. Ermenilerin 'bizi denize kim itti?' sorusunu sormalarından korkarlar çünkü.
Ama, dün Ermeni vatandaşlarımıza 'Ermeni köpekler' derlerken, şimdi soykırımcı kesilen içeridekiler, 1915'e nasıl gelindiğini öğrenmek mecburiyetindeler. 1796'da İran İmparatorluğu'na bağlı Derbent Hanlığı'nın Ruslar'ca işgalinde bazı Ermeniler'in 'içeriden' oynadıkları rol konusunu araştırarak başlayabilirler.
Ruslar'ın Azerbaycan, Karabağ ve Erivan'ı işgaliyle nüfus yapılarını nasıl değiştirdiklerini de.
Şu kadarını söyleyelim; Ruslar Ermeniler'le beraber insanları katlederek göçe zorlamadan önce, bugünkü Ermenistan sınırlarında yaşayanların çoğunluğu Müslümanlar'dan oluşuyordu... 1828-1829 Osmanlı Rus Savaşı ve yine 1853-1856 Kırım Savaşı günlerinde yaşananlar da ibretliktir.
Tebaayı Sadıka'nın bazıları tarafsız kalsalar da, bazıları ülkelerinin düşmanı ile işbirliği yapmışlardı.
Aynı durum 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda da tekrarlanırken; Ruslar, bazı Ermeniler'i 1890 ve 1909'da da çeşitli isyan girişimlerinde kullandılar.
Konu uzun, yerimiz az. Ama bütün olup bitenlerin hülasası şu: Nüfusun en fazla yüzde 20'sini oluşturdukları halde; bazı Ermeniler isyanlar ve Rus desteği ile idareyi ele geçirme hayali kuruyorlardı. 1915'e yani sona doğru giden yolun taşlarını da bu düşüncelerle döşediler...
Yeni soykırımcılar, tarihte gerçekte ne olduğu üzerine ev ödevleri ile uğraşadursunlar. Bazı Ermeniler'in, azınlık oldukları halde -yabancı devletlerin de teşvikleriyle- Osmanlı mülküne hükmetme sevdasına kapılmaları ile; bir avuç Beyaz Türk'ün, millete rağmen Türkiye'nin idaresini ele geçirebilme gayretleri arasındaki ilgi çekici benzerlikler de, bu ülkenin Ermeniler'i başta olmak üzere bizim ev ödevimiz...