Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, Ankara'daki terör saldırısını değerlendirdi: "Ankara Gar terör saldırısının arka planında bir üst akıl ve dış gücün desteği var. Ana hedefi siyaseti tasarımlamak, seçimi etkilemek ve Türkiye'nin dış politikasına yön vermek."
Bir gerçeği asla unutmayalım. Hiçbir kaos, şiddet ortamı; sırf "kaos, şiddet olsun" diye yapılmaz. Onun bir stratejisi, siyasi amacı, hedefi vardır. Ankara saldırısı da çoklu amaçlar taşıyordu. Bu nedenle, Ankara saldırısı, "konjonktürel" bir olay değildi. Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan'ın iyi analiz edilmiş parantezini açalım:
ÜST AKIL NEYİ HEDEFLİYOR?:
Yeni Türkiye'yi durdurmak için, Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan'ı kuşatmak, AK Parti'yi iktidar dan düşürmek istiyorlar. Yeni senaryo, eski önemli olaylara bakılarak, revize edilmiş.
Eski darbeler ve kaosların arkasındaki Küresel Güçler asla unutulmamalıdır.
27 Mayıs 1960 darbesinin arkasında, İngiltere vardı. 9 Mart 1971 cuntasını İngiltere organize etmişti. 12 Mart'ta NATO- Amerika/İngiltere ortak operasyonda anlaştılar. Cuntaları birleştirdiler. 12 Eylül 1980 darbesi, Amerika/NATO işiydi. 28 Şubat darbesi, Amerika-İsrail orijinliydi. Onlar, orduyu darbeye sürüklediler. Mecbur bıraktılar. İşi tamamladılar.
İSTİKRARA BOMBA: Ankara bombalaması seçimlerin sonucunu etkileyerek, 'AK Parti'yi tek başına iktidara getirmeme, koalisyon çıkarma' hedeflidir.
Seçim öncesi bir "kaos stratejisi" ve planı uygulamaya konuluyordu. Seçimlere 20 gün kala patlamanın olması manidardı.
Bombalama öncesi, AK Parti yüzde 44'e çıkmıştı. 276 milletvekili üstüne çıkıyordu. HDP-Selahattin Demirtaş'ın oyu düşüyordu. Baraj tehlikesi başlamıştı. Kurgulanmış muhalefet hemen algı operasyonuna sarıldı.
Henüz kimsenin ayrıntısını bilmediği bir olay üzerinde, aklı başında hiç kimse "kesinlik" öne süremezken, hazırlanmış muhalefet, özellikle PROJE ADAMI SELAHATTİN DEMİRTAŞ "işte şu yapmıştır"ı mutlak bir kanaat olarak savunuyordu. Bir "bilgiye, fikre" değil, sahibinin sesi olarak konuşuyordu. İlk vuruşla, AK Parti'yi savunmaya sokmak.
Kendisi çok akıllı, herkesi bilgisiz zanneden bir proje adamıydı. Eylemi yapana, planlayan odakların ekmeğine yağ sürüyordu, fakat derdi başkaydı. Tam da eylemden belli amaçlar güdenlerin istediği gibi davranıyordu. Utanmadan, halkımızı ajite ediyordu. Başarabilirler mi? Hayır.
Karanlık odalara ışık girdikçe, PKK-KCK-Selahattin Demirtaş, kaybedendir.
KAOS'LA DİZAYN ETME: Artık, Türkiye'de klasik darbe yapılamayacaktır.
Bunu nasıl anladık? 2013 yılında, Taksim/ Gezi üzerinden Kaos'la iktidar değişimi organize edildi. Olmadı. 17/25 Aralık'ta CIA denetimindeki Fethullah Gülen Cuntasıyla, emniyet-yargı operasyonu ile iktidar sarsılmak istendi. Olmadı. Bugün de "olmaz" denilmesi "Koşullarının olmadığı"nın ileri sürülmesi mümkündür.
Koşullar yoksa yaratılır.
Daha önce örneği var. Toplumda kaos ve dehşet duygusunu derinleştirdiler. Bir "otorite zaafı" oluşturdular. "Güvende değilsiniz" duygusunu pekiştirdiler. "Kontrollü ve geçici iç savaş" tablosu oluşturdular. "Bizi bu durumdan kurtaracak yok mu?" duygusunu yerleştirdiler. Zincirleme, şok eylemlerle, darbe şartlarını acilen oluşturdular. AMAN DİKKAT. BİR OLALIM.
SONUÇ: Derin Odaklar'ın beynini dağıtmak için 1 Kasım'da İNADINA TEK BAŞINA İKTİDAR çıkarmalıyız.
İNADINA, KOALİSYON'LU sürecini engellemeliyiz. İNADINA, İSTİKRAR'IN DEVAMINI SAĞLAMALIYIZ. Bu sayede, halkımızın sindirilmesine, geriletilmesine, terör, yıldırma, korkutma yöntemlerine teslim olmadığımızı gösterebiliriz.
Aziz milletimizi baskılayarak, terörize ederek sonuç almayı ümit edenlerin beynini dağıtabiliriz. ZAFER, MİLLİ İNSANLARIMIZ'IN OLACAKTIR.