Son günlerde tırmanan Yahudi sermayeli ABD ve İngiliz gazetelerinde Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve MİT Müsteşarı Hakan Fidan'a yönelik çıkan yazı yorumlar içinde TAKVİM'in bir fark yarattığına tanık oluyorsunuz.
Bunun bir sebebi var... İstihbarat örgütlerinin kurnazca kurguladıkları olayların arka planını TAKVİM okurlarının daha net anlayabilmesine başta Genel Yayın Yönetmenimiz Ergün Diler olmak üzere gazetenizin tecrübeli yazarlarının kamuoyuna en doğru bilgiyi vermek için çalıştıkları çok titiz analizleri yardımcı olmaktadır.
Neo-Con ve İsrail planları
"Gerçekler zamanla daha iyi anlaşılır" düşüncesi parantezinde Davutoğlu ve Fidan'a yönelik saldırıların arka planına geçen zaman dilimi çerçevesinde bir göz atalım. Daha önce de belirtmiştik Erdoğan ve Türkiye'ye karşı yürütülen psikolojik harp, 2007 yılında başlatılmıştı. Ankara'nın 2007'de , ABD'nin yörüngesinden çıkarak bağımsız stratejik kimliğini kazanmasından sonra, Neo-Con-İsrail planları devreye sokumuştu. Ne oldu 2007'de? Çankaya, gerçekten halkın eline geçti. AK Parti ikinci kez oy artırararak iktidara geldi. Askeri vesayet kırılmaya başladı.
Yabancılara hizmet eden yerli işbirlikçi odaklar, Ankara'da kurulan MİLLİ MASA tarafından pasifize edildi.
Milli Masa, 2007 yılından itibaren yakın coğrafyada söz sahibi haline gelince Batı'nın derin odaklarında şafak atmaya başladı. Artık Türkiye'nin ABD'den izin alması söz konusu değildi. Başkan Obama'yı kuşatan Neo-Con çetesinin yönlendirdiği ABD ne derse desin, önemli olan Türkiye'nin milli menfaatleriydi.
Yeni Ankara'da kurulan MİLLİ MASA'nın girişimleri ile yakın coğrafyada tarih yazılmaya başlanmıştı.
Ankara'nın bağımsız stratejik kimliğini kazanması karşısında, Batı'nın derin odakları yazılar, yorumlar ve sızdırmalara başlamıştı. MİLLİ MASA'nın stratejik ataklarına kısaca göz atarsak olanı daha net görebiliriz: İsrail'e, Erdoğan'ın "One Minute" çekmesi. MİT ile Mossad arasındaki köprülerin yıkılması. Türkiye'nin milli savunma sanayi yatırımlarına hız vermesi.
Kafkasya, Ortadoğu enerji hatları üzerinde söz sahibi olmaya başlaması. Irak Kürt yönetimi ile yakın ilişki, özellikle Erbil-Ceyhan boru hattı inşaatına başlanması. Suriye, Mısır derinliklerine girilmesi. Ankara'nın IMF'ye kapıyı kapatması. Çin'le ortak askeri tatbikat yapılması...
Son hamle Başbakan'dan
Başbakan Erdoğan, Hava savunma sistemini Çin'le beraber kurmaya karar verdi. Türkiye'nin bağımsızlaşması yolunda bu son adım gerçekten derin odakları şaşırttı. Batı'ya anlayacağı dilden konuşan Türkiye karşısında, ABD ve NATO'nun şaşkınlığı halen sürüyor.
Arka arkaya açıklamalar yapılırken malum merkez medyanın her toplantıda füze sorusu da dikkatlerden kaçmıyor.
SONUÇ: 2014 Türkiye'yi değil, bölgesel dengeleri de çok yakından etkileyeceğinden, yerel-genel seçimlerin sonucunu etkileme, Başbakan Erdoğan'ın Çankaya'ya çıkışını engelleme yolunda yürütülen psikolojik harp teknikleri halkımızı tedirgin etmemelidir.
2007 yılında, iç ve dış tüm güçleriyle Çankaya'ya asılan derin odakların 2014 yılında da aynı sonuçla karşılaşmasının sonucunda tekrar çökmesi, "BÜYÜK TÜRKİYE'NİN BAĞIMSIZLIĞI" önündeki engellerin kaldırılması manasında tarihin beyaz sayfalarında yerini alacaktır.