28 Şubat sürecinde etkili olan küresel ekonomik çevrelerle iç içe olan 'büyük sermaye'nin temsilcisi TÜSİAD'ı incelemek önemli ipuçları sağlayacaktır. Post modern darbe soruşturmaları derinleştirilirken, TÜSİAD Başkanı Ümit Boyner "Araştırdım, TÜSİAD 28 Şubat'a destek vermedi. Darbe sürecinde yer almadı" şeklinde ilginç bir açıklama yaptı. Ancak o dönemin içinde bulunanlar ve gazete arşivleri araştırıldığında TÜSİAD'ın olayın başından beri muhalefet partilerini aratmayan yoğunlukta devrede olduğunu yazmaktadır. 28 Şubat sürecinde TÜSİAD'ın Anadolu Kaplanları'nın temsilcisi MÜSİAD'ın kapatılmasına yol açacak düğmelere basılmasını sağladığı gerçekleri apaçık ortadadır. MÜSİAD'ın, o dönemindeki Başkanı Erol Yarar, perde gerisini şöyle anlatıyor: 28 Şubat süreci, siyasi bir müdahale değil, iktisadi tekellerin rahatsız olmasından dolayı askeriyeyi kullanma sürecidir.
Büyük sermaye, Anadolu sermayesini kapatma davalarıyla durdurmak istedi."
ANADOLU KAPLANLARI
Büyük sermaye ve temsilcisi TÜSİAD'ın 28 Şubat sürecinin arkasında nasıl konumlanma içinde bulunduğunu, gözden geçirelim: Rahmetli Turgut Özal'ın, projesiyle Anadolu Kaplanları 1985-1991 döneminde canlandı. Bu gelişmenin bir sonucu olarak Mayıs 1990'da Müstakil İşadamları Derneği (MÜSİAD) kuruldu.
TÜSİAD'a doğru akan önemli kaynakların bir kısmının Anadolu kaplanlarına yön değiştirmesi ekonomide yeni dinamikleri tetikledi. TÜSİAD karşısında Anadolu Kaplanları aktif pozisyona geçtiler... İşte bu pozisyon,1997 yılında büyük sermaye destekli medya aracılığıyla askerin darbesi olarak karşımıza çıkmaktadır.
DÖNEMİN TANIKLARI
Dönemin tanıklarının aşağıda aktaracağım sözleri, 28 Şubat post modern darbesi arkasındaki büyük sermayenin konumunu net biçimde ortaya koymaktadır: Medyada, "Genelkurmay'dan MÜSİAD'a ambargo" manşetleri atıldı. MÜSİAD üyelerinin ürünleri askeri ihalelere sokulmaması tebliğleri yayınlandı. Anadolu iş camiasına yönelik tasfiye amacı güdüldü. Birçok yatırımcı ürkütülmek istendi. 28 Şubat sürecindeki baskılar nedeniyle MÜSİAD üyelerinde yüzde 20 bir küçülme oldu. MÜSİAD eğilimli işadamları, gece yarısı evlerinden özel harekât timlerinin baskınıyla savcılıklara götürüldü. MÜSİAD üyelerinin kurduğu bir sigorta şirketi bahane edilerek 12 MÜSİAD üyesi gözaltına alındı. Savcı Nuh Mete Yüksel'in başkanlığını yaptığı bir hareketle 28 Şubat sürecinin, askeri harekâtın bir kanadı olarak adalet mekanizmasını kullanarak harekata geçirildiği iddiaları yoğundur. Hızla büyüyen Anadolu sermayesi çökertilmek istedi.
MÜSİAD'ın 28 Şubat dönemindeki başkanı Erol Yarar'ın, davalarla ilgili yorumu: General Çevik Bir'in imzasıyla MÜSİAD'ın kapatılma davası, benim 25 yıl ile DGM'de yargılanmam talimatı veren yazılarını, mahkeme dosyalarında gizli olarak okudum.
Gazetede çıkan bir haber üzerine basın savcısı inceleme yaptı, ancak dava açmadı. Çevik Bir tekrar yazı yazıyor, 'Niye dava açmıyorsunuz' diyor, Olayı direkt fiilen etkiliyor, tetikliyor.
Kapatılma davası dışında, bir haber üzerine DGM'de yargılandım.
SONUÇ: Gerçekler ortaya çıktı. 28 Şubat darbesi, Türkiye'nin iktisaden 10 yılını kaybettirdi. 28 Şubat'ın ana hedefinin ekonomi olduğu unutulmamalıdır. İktisadi yapıyı kimlerin yönettiği gözden uzak tutulmamalıdır.