CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Erdoğan ve Putin

Eklenme Tarihi 05 Mayıs 2012
Küresel güç, yakın komşumuz Rusya'da yeni dönem başlıyor. Devlet Başkanı Putin, muhtemelen 2024'e kadar sürecek yeni iktidar döneminin dümenine 7 Mayıs'ta oturuyor.
Putin'in Kremlin'deki üçüncü döneminde Rusya'yı ve dünyayı bekleyen gelişmeler neler?
Türk-Rus ilişkileri önümüzdeki yıllarda nasıl seyredecek?
Bu önemli soruları, Türkiye'nin önde gelen Uluslararası Stratejik Araştırma analistleri, Putin'in üçüncü dönemini TAKVİM'e analiz etti:
Yeni Putin süreci, mevcut ilişkilerin çok ötesinde yeni stratejilerin geliştirilmesi olarak yansıyacak.
Putin'in bölgesel ve uluslararası ilişkilerde ön plana çıkaracağı birkaç temel noktaları sıralayalım. Orta Asya'yı kapsayan Asya- Avrasya Devletler Birliği sürecini tamamlamayı hedefleyecek. Hatta Çin ve İran ile oluşturacağı kıtasal birlikte, Rusya'yı Asya kıtasının kolektif lider güçlerinden biri olabilir.
Rusya'nın silahlanmaya çok önem vereceğini düşünmek lazım. Putin seçimler öncesi, 'Rusya, stratejik caydırma potansiyelinden asla vazgeçmeyecek ve önümüzdeki 30 ila 50 yıla bakacağız" dedi. Rusya'nın askeri stratejisini belirleyen bu yönelim önümüzdeki süreçte çok hızlı bir şekilde yaşama geçirilecek.
Özellikle Ortadoğu Rusya için oldukça stratejik bir öneme sahiptir. İran, Rusya için hiç şüphesiz ki çok önemli. Hem karadan bağlantı kurmak hem de Ortadoğu bakımdan oldukça stratejik olan Hürmüz Boğazı'nda etkin olmak için İran'a oldukça önem vermektedir. Irak'ta güç kaybeden ABD'nin etki alanını çok daha fazla daraltmak bir bakıma İran ve Suriye'deki dengelere bağlıdır.
Bu gerçekler dışında, bölgesel güç konumuyla, küresel olaylara aktif şekilde katılan Başbakan Erdoğan ve Türkiye için Putin'in yeni dönemi birçok sürprizlere gebe. Uluslararası stratejist, Doğu-Batı Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Ömer Özkaya, sürprizlerden birisini TAKVİM'e açıkladı: Rusya-İran beraberliğine dikkat. Rus-İran İttifakı'nın arka planına bakarak, gelişmeleri yorumlamak istiyorum. Türkiye, enerjide Rusya ve İran'a bağımlı ama aynı zamanda, bu iki ülke ile Asya, Ortadoğu ve Kafkasya'da rekabet içinde. Yıllar önce, "Büyük Oyun", Nahcivan ile Azerbaycan arasında bir Ermeni bölgesi oluşturmakla başladı. Söz konusu bu bölge olmasaydı, İstanbul'dan yola çıkan bir otomobil, Nahcivan'dan Azerbaycan'a geçebilecek, buradan da Hazar üzerinden tüm Türk Dünyasına ulaşabilecekti. Türkiye ile Türk Dünyası arasına bir ERMENİ DUVARI örülerek bu hat, kapatıldı. Çünkü Türkiye ile Türk Dünyası'nın karasal irtibatı, dünyada en çok İran ve Rusya açısından yüksek risk. "Tek açık kapı" Gürcistan'ın kısa bir süre önce Rusya tarafından işgal edilmesiyle de, Kafkasya'ya açılmak, Türkiye için zorlaştı.
Rus-İran İttifakı, bugün Irak ve Suriye'de Şii yönetimleri işbaşına getirerek Akdeniz'e ulaşmış durumda. Arap baharı sonuca ulaşamazsa, Türkiye'nin Sünni İslam dünyası ve Asya'yla irtibatında da sıkıntılar olacak.
Türkiye'nin Suriye konusundaki aktifliğinin altında bu sıkıntının izlerini bulmak mümkün."
Türkiye, son yıllarda Rusya açısından ilişkilerin son derece olumlu seyrettiği bir ülkedir.
Karşılıklı resmi ziyaretler ve antlaşmalar sayesinde ilişkiler Soğuk Savaş sonrasında ilk kez zirve noktasına ulaşmıştır. Önümüzdeki gerçekler şudur: Türk-Rus ilişkilerinin temelini oluşturan enerji alanındaki işbirliğinin, inşaat sektöründeki yatırımların, turizmin ve ticari ilişkilerin Putin'in yeni döneminde artarak devam edecektir. Türkiye ve Rusya, birlikte kalkınma prensibini benimsemiştir. Şüphesiz bunda iki ülke liderlerinin büyük payı vardır.
Tayyip Erdoğan'ın ve Putin'in paylaştığı bu vizyon sayesinde Türk-Rus ilişkileri, her alanda gelişme gösterecek.
SONUÇ: Başbakan Erdoğan ve Putin, yeni süreçte kendilerinden daha çok söz ettirecek küresel rekabet kadar işbirliği ve barışın da baş aktörleri olmaya devam edecekler.