CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

"Türk ajanlar" kıymete bindi

Eklenme Tarihi 17 Ekim 2010
Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MİT), sitesinde geçen haftalarda yer alan "sıra dışı bir kariyer" başlığını taşıyan ilanda pratik zekâsına güvenen istihbarat uzman yardımcısı adayları alınacağı belirtilmişti.
İngiliz istihbarat teşkilatı MI6 da bir süre önce "Bizimle çalışmak ister misiniz" diye ilan vermiş ve Türkiye'de ajanlık yapacak kişiler aradığını bildirmişti.
Danimarka Çalışma Bakanı da önceki gün, Türkiye'de "ajan" kiralayacaklarını açıkladı. Kararın gerekçesi Türkiye'de konut satın alan Danimarka vatandaşlarının gelirlerini ve mal varlıklarını incelemek olduğu vurgulandı.

Bu 3 haberi birlikte analiz edersek...

Türk James Bond'lar göreve...
Türk ajanlar kıymete binmiş durumda. Türk ajanlarına yönelimin altında ne yattığını konuştuğum eski istihbaratçılar, ilginç bilgiler verdiler: "Türkiye coğrafi konumu itibariyle pek çok servisin ilgisini çekiyor. Bu yüzden Türkiye'de servisler arası bir rekabet de söz konusu. Bütün bunlara karşı Türkiye'nin kendi ulusal çıkarlarını koruma bağlamında kendi servisiyle yaptığı faaliyetler de buna eklendiğinde Türkiye bir 'Oyun Alanı'na dönüşüyor.
Türkiye'de de bu işi MİT yapıyor.
Özel Dedektiflik Kanunu Türkiye'de 1994'te TBMM'ye sunulmuş ve kabul edilmiştir. Ancak, Cumhurbaşkanı, yasayı TBMM'ye tekrar görüşülmek üzere geri göndermiş, yasa daha sonra bir daha TBMM Genel Kurulu'nda gündeme gelmemiştir.
2009'da, özel dedektifler derneği kurulmuştur. Şu an itibariyle Özel Dedektiflik ile ilgili bir yasa yoktur. Ancak bu, şu an yapılan Özel Dedektiflik Hizmetleri'nin yasa dışı olduğu anlamına gelmez. Yasanın varolması müşteriden ziyade bu işi yapan kişi ve kuruluşları olumlu anlamda etkileyecektir. Çünkü bu yasayla beraber Özel Dedektiflerin yetki ve sorumluluk alanları çizilmiş olacaktır."

Gizli servisler dünyası

Uzmanlar, "Bu bir beyin işidir.
Küçük ve ilgisiz parçaları bir araya getirme, sentezleme ve sonuç üretebilme yeteneği gerekir. Belli bilim dallarında yetkin olacaksınız.
Ve bunları bir gizlilik perdesi altında yapacaksınız. Bunu kimseyle paylaşamayacaksınız" diyorlar. Bahçeşehir Üniversitesi Stratejik Araştırmalar Merkezi başkanı Ercan Çitlioğlu, konuyla ilgili olarak düşüncelerini şöyle anlatıyor: "Ajan veya casus olması için hangi tür insanlara yaklaşılır? Hem kendi ülkesi içinde hem de yurtdışında çok seyahat edenler uygundur ki, sık seyahatleri dikkat çekmesin.
Bunlar da genelde sanatçılar, sporcular, diplomatlar, bilim adamları, basın mensupları, akademisyenler olabilir. Çevresi çok geniş olan ve bilgi toplamaya uygun kişilerle bir arada olanlar tercih edilir.

Gizi servisler bu kişilere nasıl yaklaşır?

Genelde angaje edilecek kişinin zaafları, özel yaşamı çok iyi bir şekilde izlenir. Karşı cinse mi, paraya mı, güç sahibi olmaya mı, önemli hissetmeye mi zaafı var bu tespit edilir.
Sonra kişi 'yemlenir'; bu da, bu jargon içinde kullanılan kelimedir.
Angaje edilmek istenilen kişiye yemi verdikten sonra geri çekilirler, kişinin yemin tadını aldıktan sonra daha büyük yem için kendilerine gelmesini beklerler. Böyle bir düzen kurmak, insan psikolojisini ve hatta felsefe ve sosyolojiyi çok iyi bilip çözmeyi gerektirir. Bu, profesyonel bir dünyadır.
Ajanlar ekonomi, sosyoloji, medya gibi alanlardan seçiliyor.
Sürekli kendini güncelleyen bir sistemle karşı karşıyayız. Eskiden ajanlık ya da doğru adıyla 'espiyonaj' sadece askeri bilgiler üzerineydi. Şimdiyse askeri bilgiler bu olayın en küçük parçası halini aldı. Bugün neyle ilgileniyorlar: Ekonomiyle, finansla, sosyolojiyle, toplumun sosyal dokusuyla. Psikolojik savaş diye bir kavram çıktı ortaya.
Bunun ülkeler üzerinde silahlı bir savaştan çok daha yıkıcı etkileri olduğu da görüldüğü için alan buraya doğru kaydı. Bu tür yöntemlerle ülkeler üzerinde çeşitli oyunlar oynanıyor. Buna göre ajan modeli ve toplaması gereken bilgi türü de değişti. Eskiden askeri bilgilere ulaşabilecek kişiler angaje edilebilecek bir hedefken bugün mesela ekonomiyi yönlendiren kişiler, toplumdaki kanaat önderleri veya medyayı yönetenler hedef.