CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Taşeron PKK, boğulmaya yok olmaya mahkum...

Eklenme Tarihi 23 Ekim 2011
Başbakan Erdoğan'ın 'intihar ettiğini' belirttiği PKK'nın 'sonunun başlangıcı' sözlerinin arka planında neler var? "Büyük fotoğraf" gelecek için nasıl mesajlar vermektedir? "Büyük fotoğraf" karelerini tek tek analiz edince Yeni dünya Düzeni Ortadoğu ve Afrika'da kurulurken, bölgenin yeni dinamikleri içinde taşeron PKK'nın boğulacağı net biçimde görülmektedir. ''Büyük fotoğraf" içindeki yeni parametreler şöyle: Türkiye'de Hükümet-Genelkurmay ilişkileri bu kez eşgüdümlü. Devlet yönetiminde tam birlik var.
Yeni Anayasa ve demokratikleşme adımları hız kesmiyor. Küresel lider ülke ABD'nin Başkanı Obama'nın Tayyip Erdoğan'ın arkasında durduğu apaçık ortada.
Amerikan ordusu, Irak'tan çekiliyor. Irak ve Suriye'de yeni düzenler kuruluyor.
Kuzey Irak Kürt yönetimi ve Barzani 'stratejik Ufukları'nı Türkiye ile beraberlikte görüyor. Şii Irak Başbakanı Maliki derin anlamı olan bir konuşma yaptı.
Mesut Barzani'nin Türkiye ile birlikte ilk kez bu kadar yakın hareket edeceği seziliyor.
Bölgenin çok önemli ülkesi İran dışişleri Bakanı ile çok önemli bir görüşme yapıldı. İspanya'da bağımsız devlet için 43 yıl silahlı mücadele eden ETA silah bırakmak zorunda kaldı."
Bu parametrelere dikkatle bakalım. Yeni dinamikleri okuyamayan, yabancı istihbarat örgütleri ve uyuşturucu baronlarının oyuncağı haline gelen PKK boğulmaya doğru adım adım yaklaşıyor. PKK, Kürt vatandaşlarımızı temsil etmiyor, demokratik gelişmeler devam ederken, kan kusturarak efendilerine hizmet ediyor, yakında yıkılacak Suriye diktatörü Esad'ın yanında yer alıyor.
KCK operasyonları halkımız tarafından daha net biçimde görülürken, PKK'nın 'halksız devrimci halk savaşı', bu durumda, sivil halka zarar veren terör saldırılarına, şu konjonktürde uygulanması mümkün olmayan, bir nevi kendi diktatörlüklerine imkân verecek 'demokratik özerklik' zorlamasına dönüşmüş durumda.
Amerikan'ın Yahudi asıllı Neo-Con'ların derdinin uzun süredir Türkiye ile İran'ın arasını açmak olduğu bilinmektedir. Son zamanlarda kurdukları tezgâh PKK'nın arkasındaki adres olarak Tahran'ı göstermek. Güya "ABD'nin İran'a saldırıldığında Türkiye'yi yanında görmek" için bu tezgâh kuruluyor.
En hassas günlerimizde Ankara'ya gelen İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ile Ahmet Davutoğlu, tarihi bir görüşme yaptı.
Buradan Neo-Con'lara da anlayacakları dilde mesajlar verildi.
İranlı bakan "Türkiye'nin sorunu bizim sorunumuzdur" diyerek Tahran'ın terörle mücadelede Türkiye'nin arkasında olduğunu vurguladı ve anlamlı mesajlar verdi:

Ortak çalışma

PKK ve PJAK' karşı mücadele kararlılığı devam edecek ve ortak eylem düzenlenmesi için işbirliğinde bulunacağız. Bütün bölge ülkelerini tehdit eden terör karşı bölgesel hareket oluşturulması kaçınılmazdır'' Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun "Türkiye ve İran, PKK ile PJAK arasında fark gözetmemektedir.
Özellikle bugünlerde Türkiye ile İran arasındaki dostluğu bozmak için birçok açıklama olabiliyor. Biz bunlara fırsat vermiyoruz"
ifadelerini kullanması önemli bir işaret olarak okunmalıdır.
SONUÇ: Köklü devlet geleneği olan İran, Kuzey Irak'ta Barzani ve Talabani, devrilecek Esad'tan sonra Suriye'de ulusal kurtuluş cephesi yeni stratejik kararlarını değiştirmediği sürece bir uluslararası ticaret şirketi haline gelen taşeron PKK, barınacak toprak ve işbirliği yapacak diktatörleri yanında bulamayacaktır. Yeni Anayasa ve demokratik atılımlarla Kürt yurttaşlarımız kan peşinde koşan, yabancı istihbarat örgütlerine hizmet eden PKK beyin takımına ve dar çevresine Türkiye topraklarında da yaşama imkânı asla vermeyecektir.
Ermeni terör örgütü Asala nasıl kaybolduysa, işte bu dinamikler nedeniyle taşeron PKK da 'Sonun başlangıcında' bulunmaktadır.
Ortadoğu'nun yeni dinamikleri ve kurulmakta olan yeni düzeninde sinsi çalışmalar yapan istihbarat servislerinin dışında taşeron PKK'ya ihtiyaç kalmamıştır.