Acımızı anlatmaya kelimeler yetmiyor. Ama devletimizin bekası ve milletimizin birliği için gözyaşlarımızı içimize akıtıp, acımızı içimize gömeceğiz. Dik duracağız.
Birlik ve beraberliğimizi, metanetimizi koruyacağız.
Bir taraftan, terörü, teröristi, destekçilerini ve milletimizin yaşama hakkını gasp edenleri, susanları nefretle kınayarak Türkiye'nin parlak geleceğini engellemeye çalışanları birer birer yok edeceğiz, diğer yandan model ülke olarak hamlelerimizi sürdüreceğiz.
ABD eski Başkanı Bill Clinton 1999 yılında TBMM'de yaptığı konuşmada tarihi bir mesaj vermiş, "Türkiye'nin geçmişi, 20.Yüzyıl'ı anlamak için önemlidir.
Türkiye'nin geleceği, 21. yüzyılı şekillendirecek. 21 YÜZYIL TÜRKİYE OLACAK" demişti.
Clinton diyor ki , "20 Yüzyıl'ı Osmanlı'nın yıkılışı belirledi.
21 Yüzyıl'ı da Türkiye'nin yükselişi belirleyecek. Avrasya satranç tahtasında Türkiye, çok önemli bir aktör olacak."
Ortadoğu'da dünya düzeni yeniden kuruluyor. Türkiye burada önemli aktör. İçteki ve dıştaki hain çevreler bunu görüyor.
Bu gerçeğin ışığında neler yapmalıyız?
Türk insanı evrensel değerlerin insanı ve insanlığı öne çıkaran demokratik uygulamaların ve hukukun üstünlüğünün karşısında değildir. Tarih boyunca medeniyet kurucusu olmuşuzdur. Şimdi iş bize düşüyor. Yaşadığımız Yüzyıl, Türkiye'nin bir dünya devleti olduğu tescil edecektir.
Bill Clinton, yıllar önceden, bu gerçeği dünyaya açıkladı.
Mümtaz Türkiye yurttaşlarının görevi, Türkiye'yi dünyaya taşımaktır. Sivilleşme demokratikleşme insan hakları ve hukukun üstünlüğünü yani evindeki demokrasiyi derinleştirme işi bize düşüyor. Dünyanın gözü bizim üzerimizde. Türkiye, Yüzyılımızın kendisine yakışan sıçramasını yaparken, dün olduğu gibi, bugün ve yarın da hainlerle mücadele etmek zorunda. Tarihi kaderin bizi yükselmeye kilitlediğinin farkındayız.
Bu yükselmenin gereği kararlar alacağımız günlerden geçiyoruz.
Başarmak zorundayız.
Değişimler ne yönde olursa olsun, büyük sancılara, iç çatışmalara, kaybedenlerin sinsi oyunlarına, kanun dışı çetelerle işbirliğine yöneldiğini gösterir... Bugün PKK saldırıları üzerinden yaşanan "Türkiye'nin parlak geleceğine" sinsice vurulan darbelerdir.
ARKA PLAN
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Sedat Laçiner, TAKVİM'e yaptığı analizde bunu söylemişti:
Yapılanlar PKK ötesi iş, Türkiye'nin geleceğine yapılan saldırılardır'' Prof. Dr. Laçiner'in dikkati çeken analizine devam edelim:
En sağlıklı genel seçimlerinden biri yapıldıktan sonra ve Yeni Anayasa sloganıyla Meclis toplanırken büyük bir terör saldırısı olması tesadüf değildir. AB ile uyum yönünde atılan her kritik adımdan önce ve sonra buna benzer büyük saldırı kampanyaları yaşanmıştı. Şimdi PKK, bir şeyleri elde etmekten ziyade Türkiye'ye zarar vermek istiyor.
Türkiye'nin Ortadoğu'daki rolü engellenmek isteniyor.
Türkiye'nin Kürt meselesinden kurtulmaya çok az bir mesafe kaldığı da hissedilerek bu engellenmeye çalışılıyor. Burada içerinin ve dışarının bir koalisyonu da söz konusu, koordineli çalışıyorlar.
İçerideki bazı unsurlar, ülkede geçmişe dönme planlarında başarılı olamadı. Bu sefer PKK üzerinden hem içeridekiler hem de dışarıdakiler bu mutabakatı kırmaya çalışıyor."