Cüneyt Arkın ve Nuri Alço'da oyuna gelmiş. Trajikomik ve tam filmlik bir olay bu. Sülün Osmanların ölmediğini gösteren bir olay. 1990'lı yıllarda öylesine yaygın bir şöhreti vardı ki, büyüklü küçüklü bütün insanlar Nasrettin Hoca fıkrası anlatırdı Sülün Osman hikâyelerini.
Kimdi Sülün Osman?
1950'lerin ünlü dolandırıcısı. En bilinen macerası, trenle Anadolu'dan Haydarpaşa'ya gelip, vapurla ya da motorla Eminönü'ne geçen insanlara saatlerini ayarlatmak ve karşılığında para almak. Sonunda yeterince kazançlı bulmadığı bu işi toptan çözümleyip, saf bir Anadolu insanına Sirkeci'deki saati satmak.
Merhum Aziz Nesin, bir Sülün Osman hikâyesi yazmıştır. Bu öykü, Sülün Osman'ın daha da bir şöhretleşmesine, adının çevresinde yeni dolandırıcılık maceralarının türetilmesine neden olmuştur.
Sülün Osman kurnazlığın simgesi haline geldi. İçimizde yaşayan öylesine saf, temiz insanları bir tilki gibi avladı.
Onlara Dolmabahçe Sarayı'nın saatini, Galata Kulesi'ni, Boğaziçi Köprüsü'nü sattı. Öyle bir dolandırıcı karakteri çizdi ki, filmlere konu oldu. Sanatçılar üzülmesin, İlyaslar o filmleri seyrederek yetişiyor.