Türkiye'nin ve bölgenin güvenliği açısından büyük önem taşıyan "Terörsüz Bölge" stratejisi, hem ülkemizde hem de Irak ve Suriye sahasında önemli sonuçlar ortaya koyuyor. Başkan Recep Tayyip Erdoğan'ın kararlı siyasi iradesi ve Türkiye'nin güvenlik stratejisi doğrultusunda yürütülen etkili hamleler, emperyalist güçlerin aparatı olarak nitelendirilen PKK terör örgütünün tasfiyesine yönelik önemli bir süreç başlattı.
Türkiye'nin uzun süredir kararlılıkla yürüttüğü "Terörsüz Bölge" stratejisi, Suriye sahasında da somut sonuçlarını vermeye başladı. Ankara'nın sınır güvenliğini sağlama ve terör koridorunu parçalama hedefiyle yürüttüğü askerî, diplomatik ve idari hamleler, bugün yalnızca sınır hattını değil, bölgenin jeopolitik dengelerini de önemli ölçüde değiştirdi.
Suriye'de PKK'nın kolu ve aparatı olarak değerlendirilen SDG/YPG yapılanmasının feshedilmesi, bu sürecin en önemli gelişmelerinden biri oldu.
GÖNÜLLÜ DÖNÜŞ OLACAK
Fırat Kalkanı ile başlayan, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarıyla devam eden süreç, Irak-Suriye-Akdeniz hattında kurulmak istenen terör koridorunun parçalanmasında belirleyici oldu. Kahraman Türk ordusu, bölgede kurulmak istenen terör yapılanmalarına ağır darbeler indirdi.
Sahadaki bu fiziki bariyer, Suriye'nin toprak bütünlüğünü savunan Türkiye tezini güçlendirdi ve Ankara'nın Suriye politikasında elini kuvvetlendirdi.
Türkiye'nin kontrolündeki bölgelerde güvenliğin sağlanmasıyla Suriye'nin kuzeyi, istikrarsız bir çatışma alanı olmaktan çıkarılmaya başlandı. Altyapı, sağlık, eğitim ve yerel yönetimlerin desteklenmesiyle bu bölgeler, milyonlarca Suriyeli için yaşanabilir ve güvenli alanlara dönüştü.
Bu durum, hem bölgedeki göç hareketliliğinin durdurulmasına katkı sağladı hem de Türkiye'deki sığınmacıların gönüllü geri dönüşleri için sürdürülebilir bir zemin hazırladı.
Suriye'de sonuç veren "Terörsüz Bölge" modeli, ABD, Rusya ve İran gibi küresel ve bölgesel aktörlerin Suriye politikalarını yeniden değerlendirmesini zorunlu kıldı.
Evet...
Yıllardır PKK/YPG ideolojisinin baskısı altında yaşayan, çocukları zorla silah altına alınan ve göçe zorlanan insanların terör örgütünün vesayetinden kurtulması, bölgenin geleceği açısından olumlu bir gelişme olacaktır. Bu durum, Suriye Kürtlerinin Şam yönetimiyle terörden arındırılmış, siyasi ve demokratik bir diyalog zemini kurmasına imkân sağlayabilir. Bölgenin PKK/YPG'den temizlenmesi, altyapının yeniden imar edilmesi ve güvenliğin sağlanmasıyla birlikte, yüz binlerce Suriyelinin kendi topraklarına gönüllü ve onurlu geri dönüş sürecinin hız kazanması mümkün olacaktır.
SONUÇ: Terörsüz Bölge hedefi, Türkiye'nin güvenlik stratejisinin ötesinde, Suriye'nin geleceğini ve bölgenin jeopolitik dengelerini şekillendiren tarihî bir süreçtir. Bu sürecin en önemli şartı ise açıktır: Teröre geçit yok. Terör koridoruna izin yok.