Türkiye-Suudi Arabistan ortaklığı derinleşiyor. Orta Doğu'nun yeni şafağı doğuyor. Osmanlı İmparatorluğu'nun emperyalist İngiltere ve Fransa'nın kirli planlarıyla gücünü kaybetmesi sonucu Orta Doğu, yüzyıldır çatışmaların, vekâlet savaşlarının ve İngiltere Başbakanı Churchill'in cetvellerle çizdiği yapay sınırların gölgesinde, makûs talihini yenmeye çalışan bir coğrafya konumuna geldi.
Başkan Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif'in imzaladıkları tarihî Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile İslam dünyasında esen güçlü diplomatik rüzgârlar, bölgenin kaderini kökten değiştirecek yeni bir dönemin kapısını aralıyor. "Mekke Anlaşması", Orta Doğu'nun jeopolitik dengelerini yeniden inşa eden gelişmelere konu oluyor.
Ankara- Riyad ortaklığı, bölge dışı küresel güçlerin Orta Doğu üzerindeki "böl ve yönet" politikalarına karşı en net yerli ve millî duruşu temsil ediyor. Mekke Anlaşması'nın getirdiği yeni iklim, önümüzdeki süreçte bölgede somut gelişmeleri tetiklemeye başladı. Ortak savunmadan yenilenebilir enerjiye, lojistik hatlardan altyapı projelerine, karşılıklı yatırımlardan ticari iş birliklerine kadar uzanan geniş yelpaze, Türkiye ve Suudi Arabistan ekonomilerini birbirine daha fazla kenetliyor.
Suudi Arabistan'ın "Vizyon 2030" projesinde Türk şirketleri başrol oynamaya başlıyor. Türkiye ile Suudi Arabistan arasında enerji projelerini içeren hükümetlerarası anlaşma, Başkan Erdoğan'ın onayının ardından Resmî Gazete'de yayımlanarak dün yürürlüğe girdi.
Suriye ve Suudi Arabistan arasında demiryolu ve lojistik alanlarında iş birliğini güçlendirecek iki mutabakat zaptı, Şam'da gerçekleştirilen görüşmelerde imzalandı. Bu anlaşma, Türkiye, Suriye, Ürdün ve Suudi Arabistan hattında yeniden canlandırılması planlanan Hicaz Demiryolu projesi açısından tarihî bir adım olarak değerlendiriliyor.
Projenin bölgesel ticaret açısından bir diğer stratejik hedefi ise Körfez ile Avrupa arasında Hürmüz Boğazı'na alternatif bir kara ve demir yolu koridoru oluşturmak.
ORTAK UÇAK ÜRETİMİ
Türkiye'nin dünyanın merakla takip ettiği savunma teknolojileri devrimi ile Suudi Arabistan'ın finansal gücü ve vizyonu birleşiyor.
Başta KAAN savaş uçağı ve SİHA'lar olmak üzere ortak üretim ve teknoloji transferi, bölgeyi dışa bağımlılıktan kurtaracak bir savunma kalkanı oluşturma potansiyeli taşıyor.
Sonuç: İslam İşbirliği Teşkilatının iki motor gücü olan Türkiye ve Suudi Arabistan'ın ortak hareket etmesi, küresel platformlarda Müslüman coğrafyasının sesinin çok daha gür çıkmasını sağlayacak yeni bir dönemin habercisi olarak değerlendiriliyor.
Evet. Orta Doğu artık gözyaşı, terör ve istikrarsızlıkla anılan bir coğrafya olmak zorunda değil. Şimdi, 2 milyarlık İslam dünyası için inşa zamanı.