Uluslararası diplomaside kartların yeniden karıldığı, yeni dünya düzeninin inşa edildiği bir süreçte, Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te dev bir zirve yapılıyor.
Bişkek'te büyük satranç ve yeni dünyanın ayak sesleri geliyor. Bişkek'te düzenlenecek (31 Ağustos-1 Eylül) Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi kapsamında Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Rusya lideri Putin ve Çin lideri Şi Cinping bir araya geliyor. Başkan Erdoğan- Putin görüşmesinde, Karadeniz ve Ukrayna başlıklarını masaya yatıracak olması tesadüf değil.
Peki, bu hamle savaşın ilk günlerindeki o tarihi "İstanbul Masası" ruhunu geri getirebilir mi? Başkan Erdoğan- Türkiye, her iki tarafla da (Rusya- Ukrayna) konuşabilen yegâne NATO üyesi olarak stratejik ağırlığını koruyor. Başkan Erdoğan, tecrübeli bir lider olarak tıkanıklıkları aşma imkânı bulabilir. Bişkek'te doğrudan bir ateşkes ilanı çıkmasa bile, tarafların pozisyonlarını esnetebilecek çeşitli alternatifler gündeme gelebilir. Erdoğan'ın, çok yıkıcı hâle gelen ve beşinci yılına giren savaşta ateşkes için İstanbul Masası'nı yeniden kurmak adına bir zemin yaratması söz konusu olabilir.
Başkan Erdoğan'ın Karadeniz'de seyrüsefer güvenliği ve yeni ticari mekanizmalar üzerinden "adım adım barış" stratejisini gündeme getireceği değerlendiriliyor. Bişkek'te atılacak adımların, kış aylarından önce İstanbul Masası'nın önünü açması ve yeni bir diplomatik trafiğin fitilini ateşlemesine imkân verebileceği değerlendiriliyor.
ABD VE AVRUPA TAKİPTE
Amerika ve Avrupa'nın çok dikkatle takip edeceği Bişkek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi'nin yansımalarının derin stratejik analizlere konu olacağı değerlendiriliyor. Amerika'nın başını çektiği Batı'nın korumacı ve yaptırım odaklı politikalarına karşı Avrasya coğrafyasında ŞİÖ, kendi alternatif ekonomik ve askerî güvenlik mimarisini inşa ediyor.
ŞİÖ Zirvesi'nin Başkan Erdoğan tarafından ilmek ilmek örülen Türk Devletleri Teşkilatı üyesi Kırgızistan'da yapılması apayrı bir önem arz ediyor. Türkiye, hem NATO üyesi hem de Doğu ile bu seviyede stratejik bağ kurabilen tek aktör olarak küresel denklemin merkezine oturuyor. Türkiye, sadece Avrupa eksenli değil, Asya merkezli yükselen ekonomilerle de masada olduğunu ve oyun kurucu rolünü pekiştirdiğini gösteriyor. Özetle Bişkek buluşması; küresel siyasetin ağırlık merkezinin Doğu'ya kaydığının, Türkiye'nin ise bu yeni denklemde vazgeçilmez bir anahtar aktör olduğunun en net tescilidir...
STRATEJİK REKABET
Şimdi Türkiye'nin stratejik rekabeti konusunda hazırlanan bir rapora göz atalım. Millî İstihbarat Akademisi'nin hazırladığı "Teknopolitik Düzende İttifaklar, Stratejik Rekabet ve Türkiye" başlıklı raporda Başkan Prof. Dr. Talha Köse, "Türkiye açısından belirleyici meselenin, jeopolitik avantajını teknoloji ve üretim kapasitesine dönüştürerek kritik değer zincirlerinde vazgeçilmez bir konum elde etmek olduğunu" vurguladı.
Raporda, Türkiye'nin hareket alanını, jeopolitik konumuyla birlikte teknoloji ve üretim ağlarında üstleneceği somut işlevlerin belirleyeceğine işaret edildi. Raporda, yapay zekâda kamu hizmetleri, savunma, finans, lojistik ve sanayi alanlarında güçlü uygulama ve uyarlama kapasitesinin geliştirilmesi önerilirken, yarı iletkenlerde ise Türkiye'nin mevcut imalat, elektronik ve savunma altyapısıyla uyumlu belirli değer zinciri halkalarında uzmanlaşmasının daha gerçekçi bir yönelim olduğu bildirildi. Türkiye açısından gerçekçi hedefin, 'seçilmiş değer zincirlerinde stratejik ağırlık ve kolay ikame edilemeyen kapasite üretmek olduğuna' işaret edildi.