Demokrasilerde seçmenlerin görevi, sadece temsilciler seçmek değildir. Seçmenler, anayasa yapma ve yasama yetkisine oylarıyla katılırlar.
Halkımız, 12 Eylül referandumunda tercihlerini sandıkta gösterecektir.
Sonuçları birçok olaya gebedir. En önemli sonucu, statükonun sadık bekçilerinin demokrasiye aşık milletimiz tarafından cezalandırılması olacaktır.
Referandum "Evet"le sonuçlandıktan sonra, Türkiye'de referandum kültürünün oturmasına katkı sağlayacaktır. "Hayır"cı partilerin liderlerinin karizması çizilecek, yönetimleri yaptıklarının hesabını vermekte zorlanacaktır. Hatta yönetim değişiklikleri olacaktır.
Yeni bir anayasa yapmak için siyasetçiler cesaret bulacaktır. Yeni bir heyecan fırtınası esmeye başlayacaktır. 1982'den bugüne çok şey değişti. Soğuk savaş bitti, iç ve dış düşman kavramları değişti, ferdin haklarında büyük aşamalar kaydedildi. Bu nedenle artık bu anayasa modern ve gelişmiş Türkiye'yi taşımıyor, yenisi için kollar hemen sıvanacaktır.
* * *
HALKIN DEĞİŞİM TALEBİ
Değişime karşı çıkan statükonun yandaşıdır.
Mevcut sistemin tuzağına düşmek, değişime kapalı olmak ve belki mevcut durumu koruma içgüdüsüne teslim olmak, yine sistemi korumaya matuftur.
Demokrasi mücadelesinde statükoyu savunmak olamaz.
Türkiye genç nüfusu ve dinamik yapısıyla değişim istiyor.
Türkiye,12 Eylül'de statükoya teslim olursa, 80 yılda elde edeceğiniz ancak resmi ideolojiye teslim olmuş, nisbi temsilden azıcık nasiplenmiş, bürokratik oligarşik bir rejime devam anlamı çıkacaktır. Her şeye "Hayır" diyerek, çarpık yapılanmayı devletçi öğreti yüzünden savunmak, müesses sistemi korumaktır.
Günümüz demokrasi için mücadele zamanıdır.
Katılmayanlar, yapılanlara karşı çıkanlar, her şeye "Hayır" diyenler muhafaza tarzları ve muhafaza ettikleri yüzünden,13 Eylül'den sonra statükonun sadık bekçileri olarak anılacaklardır.
* * *
DOĞU AKDENİZ'İN ALTINDA NE VAR?
Rum Filelefteros gazetesi, Amerikalı Nobel Enerji'nin Güney Kıbrıs ve İsrail arasında 100 yıllık doğalgaz ihtiyacını karşılayacak rezerv bulduğunu iddia etti. Bölgede 300 milyar metreküplük doğalgaz rezervi bulunduğu ve yılda 40 milyon küp doğalgaz çıkarılacağı kaydedildi. Hatırlayalım, bu yılın başında, ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi (USGS) tarafından yayımlanan bir raporda, dünyanın en büyük doğalgaz yataklarından birinin Doğu Akdeniz'de, Kıbrıs ile Suriye arasında yer alan "Levandinis Çukuru"nda olduğu açıklanmıştı. Raporda, Levandinis Çukuru'nda 112 trilyon metreküp doğalgaz ve 1 milyon 7 yüz bin varil petrol rezervi bulunduğu iddia ediliyor. Bu iki haberi beraber yorumlarsak, Doğu Akdeniz'in önemi bir kez daha ortaya çıkar. Doğu Akdeniz ve Kıbrıs Adası, Ortadoğu ve Hazar Bölgesi enerji merkezleri ile bu merkezlere ilişkin boru hatlarını kontrol ediyor. Keza önümüzdeki dönemde bölgede kaçınılmaz olacak su sorununda da, su paylaşımında da ticaretinde de Kıbrıs tartışılmaz bir öneme sahip olacak. Kıbrıs'ın Türkiye için önemi İskenderun Körfezi'nin esenliği ile sınırlanamaz. Bu bölgede Amerika, Rusya, Türkiye, İsrail, Suriye ve Kıbrıs Rum kesimi (Yunanistan) geleceğin kavgasını veriyor. Doğu Akdeniz gelişmelerine bu bakımdan daha geniş gözlükle bakmak zorundayız.