Aradan 20 ay geçmesine rağmen halen yakalanamadı, ifadesi alınamadı, Türkiye'ye getirilemedi.
Nerede bulunduğu, ne yaptığı merak ediliyor.
Dalan'ın Ergenekon operasyonlardan haberdar olduğu daha sonra anlaşıldı. Dalan'a bir gücün "Kaç" dediği hep tartışıldı.
Dalan'ın gizli bir güç tarafından korunduğu yolunda kamuoyunda bazı söylentiler de bulunuyor.
Ergenekon'un, Dalan'ın da bulunduğu 10. dalga operasyonu çok ses getirmişti.
Olayı yakından takip eden kaynaklarda, Türkiye ile bağlantılı uluslararası güç odaklarının Dalan'ı korudukları konusunda bir şüphe bulunmuyor.
TARİH: 8 OCAK 2009.
10. dalga: Eski MGK Genel Sekreteri emekli Org. Tuncer Kılınç, Emekli General Kemal Yavuz, eski Genelkurmay Hukuk Müşaviri Tümg. Erdal Şenel, eski YÖK Başkanı Kemal Gürüz, Dalan'ın oğlu Barış Dalan, özel kalemi İlhami Ümit Handan, Coşkun Umur gözaltına alındı.
Dalan hakkında yakalama emri çıkarıldı. Operasyon sonrası kuvvet komutanları gece toplantısı yapmış, sonra Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, Başbakan Erdoğan'dan randevu alarak uzun bir görüşme yapmıştı.
Kılınç, Yavuz, Şenel ve Gürüz, serbest bırakılmıştı.
Davanın 8. iddianamesinde, Dalan bir numaralı sanık olarak yer aldı. Örgütün fikri ve mali lideri olduğu iddia edildi.
Oğlunun gözaltına alınması üzerine açıklama yapan Bedrettin Dalan, ABD'de tedavi gören eşi Ayseli Dalan'ın yanında olduğunu belirterek, "Ocak ayı sonunda döneceğim' demiş aynı zamanda kendi sağlık sorunları olduğunu da söylemişti. Ancak aradan 20 ay geçmesine rağmen Türkiye'ye dönmeyen Bedrettin Dalan, Amerika, Finlandiya, Hollanda, Almanya, Rusya, Belarus ve Suriye'ye giderek, bir süre kalmıştı. Son olarak Suriye'de Bekaa Vadisi çevresindeki şehirlerde yaklaşık bir ay kaldığı öne sürüldü.
GÜLERCE'NİN DALAN HATIRASI
Gazeteci-Yazar Hüseyin Gülerce, Star gazetesinde, Dalan hakkındaki bir hatırasını şöyle naklediyor: "1983'te Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, ANAP kurucusu olunca, 'Siyasete gelir misin?' diye teklifte bulundu. Cemil abiyi çok seviyordum. İstifa ettim öğretmenlikten ve Yalova kurucusu oldum. Beni asıl fark eden Dalan oldu. Milletvekili adayı olduğumda İstanbul İl Başkanı idi.
Adaylar Kadıköy Reks'te konuşma yapacak dediler. Mücadele Birliği'nden konferansçılığım var, biz çok rahleyi tedristen geçtik.
Konuşmam bitince Dalan fırladı, beni kucağına aldı havaya kaldırdı. Dalan beni çok sevdi, ben de onu sevdim. Bir jestini gördüm. Milletvekili seçilemeyince beni çağırdı, Milli Eğitim Bakanı Vehbi Dinçerler ile tanıştırdı.
Vehbi Bey hiç atlamadı Dalan'ın beni İstanbul Milli Eğitim Müdürü yapma teklifine. Şimdi Dalan, Ergenekon'dan yargılanıyor.
Siyasetin, bir yerlere gelmenin hırsı insanları asıl kendilerinden uzaklaştırıyor. Dalan aleyhine laf söylemek istemem. Çünkü insan olarak iyiliğini gördüm. İşi yargıya bırakıyorum, hissi olmak da istemiyorum. Benim tanıdığım o Dalan, kötü bir insan değildi.
Sonrasını bilmiyorum."
* * *
MUMCU VE AĞAR NE YAPIYOR?
2007'de Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, CHP'nin peşine takılıp oylamaya partilerini sokmadılar. Erkan Mumcu ve Mehmet Ağar; ikisi de şimdi pişmandır ama nafile. Kendi politik kariyerlerini sona erdirdiler.
Siyasette bireysel çıkar ve küçük kaprisler devreye girerse, şişmiş egolar fedakarlığa yanaşmazsa kurduğunuz büyük yapı çöküverir.
Emekler ziyan olur. Kimse inanmaz, bilgeler bile öngöremez ama minicik adımlar atılmadığı için kader bağlanır. Hata yapmasa idiler, bugün çeşitli siyasi rollerin içinde bulunacaklardı.