YENİ dünya düzeninde ekonomi ile enerji arasında çok güçlü bir bağ vardır. Enerji kaynaklarına hakim olan olan ülkeler hem ekonomik olarak bağımsız hale geliyor hem de siyasi olarak güçlü manevra alanına sahip oldukları bir gerçektir. Bu nedenle, enerji kaynaklarına sahip olma, yeni enerji kaynaklarının yurt içi ve yurt dışında keşfi ekonomiler için bir başarı hikayesine konu olmaktadır. 100 yıl önce Emperyalist İngiltere-Fransa tarafından Ortadoğu'daki kadim topraklarımız Sykes-Picot Anlaşması'nın sinsi planlarıyla cetvellerle çizilmiş, özellikle MUSUL VE KERKÜK İngilizler tarafından Türkiye'den koparılmıştı.
Yani, Osmanlı İmparatorluğu'ndan bir filiz gibi doğan Türkiye Cumhuriyeti ENERJİ'den uzaklaştırılmıştı.
Aradan yüzyıl geçtikten sonra Başkan Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye, Bölgesel güçküresel aktör olarak Avrasya'da oyun kurucu konuma geldi. Güçlü Türkiye, son yıllarda içte ve dışta keşfedilen petrol-doğalgaz kaynaklarıyla, enerjide dışarıya bağımlılığı devamlı düşürerek ekonomik olarak da BAĞIMSIZ hale geliyor.
Son 2 enerji hamlesi şöyle:
1) Türkiye, Hazar Denizi'ndeki Şafak- Asiman Doğalgaz Sahası'na ortak olacak.
2) Diyarbakır'da kaya gazı bulundu.
Diyarbakır, Batman, Şırnak ve Trakya olmak üzere dört bölgede KAYA GAZIPETROLÜ aranıyor.
Türkiye-Azerbaycan enerji işbirliği stratejik konuma geldi. İki kardeş ülke, özellikle Hazar Denizi'ndeki çalışmaları arttırarak başka sahalarda da beraberlik içinde olacak. Bakan Bayraktar, Türkiye ve Azerbaycan'ın enerji projelerinin Avrupa'nın arz güvenliğine katkı sunduğunu dile getirerek, "Avrupa'ya ilave ve farklı kaynaklardan gazın gitmesiyle alakalı projelerde de önümüzdeki dönemde inşallah yeni gelişmeler olacak" ifadelerini kullandı.
Türkiye, enerji açığı ihtiyacını karşılama noktasında yurt dışında faaliyetlerini hızlandırdı. Türkiye, Azerbaycan'da, Irak'ta ve Rusya'da aktivitelerini sürdürürken Oruç Reis gemimiz de Somali'de derin denizde sismik faaliyetlerine devam ediyor, 2026'da ilk sondaja başlayacak. Somali kara topraklarında da faaliyetlere geçildi.
Somali ile 2024'te imzalanan anlaşma, Hint Okyanusu'nda 30 milyar varillik üç deniz blokunu kapsıyor. Afrika-Nijer'de petrol, 3 altın sahası ve uranyum için anlaşmaları yapıldı. Mısır'la LNG ticareti ve Doğu Akdeniz'de ortak üretim çalışmaları devam ediyor.
Libya'da 2022 MEB anlaşmasıyla Trablus kıyılarında üç saha için ruhsat alınmıştı; 2025'te de sondaj planlanıyor.
TPAO, ABD'li Continental Resources ve TransAtlantic Petroleum ile imzaladığı anlaşmayla, kaya petrolü ve gazına yönelik çok büyük bir adım attı.
ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu (USGS) tahminlerine göre, Şırnak, Mardin ve Adıyaman'ı kapsayan bu bölgede 6 milyar varil kaya petrolü ve 566 milyar metreküp kaya gazı bulunmaktadır. 2026 yılında, Şırnak'ta Kaya gazı ve petrolü için hidrolik çatlatma ve yatay sondajla günlük 100 bin varil ek üretim hedeflenmekte.
Trakya Havzası'nda ise Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli'yi kapsayan bölgede 566 milyon ila 1.275 milyar metreküp gaz rezervi tahmin ediliyor.
Nükleer enerji de Türkiye'nin sıfır emisyonlu ve kesintisiz enerji arayışında stratejik bir unsur. Akkuyu Nükleer Santrali, Rusya iş birliğiyle 4 bin 800 MW kapasite sunacak; ilk reaktörün Aralık-2025 devreye girerek yıllık 35 milyar kWh elektrikle ihtiyacın yüzde 10'unu karşılayacak ve 30 bin kişilik istihdam yaratacak.
SONUÇ: TÜRKİYE'DE, 2030- 2040 arasında nükleer ve hidrojen öne çıkacak, Elektrik üretiminin yüzde 80'i sıfır emisyonlu olacak. TÜRKİYE, 2040-2053 arasında ENERJİDE TAM BAĞIMSIZLIKLA, KÜRESEL ENERJİ TİCARETİNDE LİDER BİR KONUMA YERLEŞECEK. TÜRKİYE'NİN, BAĞIMSIZ VE KÜRESEL BİR LİDER OLMA YOLU AÇIK OLSUN.