CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Siyasette 'Ankara', ticarette 'İstanbul' kriterleri

Eklenme Tarihi 30 Eylül 2009
Başbakan Tayyip Erdoğan, 24 Eylül Perşembe günü ABD'de Princeton Üniversitesi'nde verdiği konferansta Türkiye'nin AB üyeliği üzerine hayati açıklamalar yaptı. Almanya'da seçimler 3gün sonra 27 Eylül Pazar günü yapıldı. Başbakan Erdoğan, Almanya seçim sonuçlarını adeta 3 gün önce okudu, Avrupa Birliği'ne sert uyarılarda bulundu. Erdoğan, "Ne yaparsanız yapın, biz bu yola girdik, ta ki 'Biz sizi almıyoruz' diyeceğiniz ana kadar devam edeceğiz, hedefimiz bu. Diyoruz ki eğer almayacaksanız, 'Almayacağız' deyin. Eğer alacaksanız da durmadan yeni yeni kurallar üretmeyin. Sıkıntı çıkarmaya devam ederseniz, siyasi kriterlerde, 'Ankara', ticari noktada da 'İstanbul kriterleri' diyerek yola devam ederiz" dedi. Almanya'da seçim bitti. Türkiye'nin AB üyeliğine olumlu bakmayan Merkel seçimi kazandı. Şimdi herkes, "Almanya'da yeni koalisyon, bizim 'AB üyeliğimize' nasıl bakar?" diye düşünüyor. Eski Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup SPD üyesi Vural Öger, Almanya'da seçimleri kazanan Merkel ile liberallerin kuracağı hükümetin Türkiye- AB müzakere sürecine olumsuz yansımaları olacağını söyledi. Merkel'in seçimlerden güçlenerek çıkmasıyla AB'de Türkiye karşıtlarının ellerinin güçlendiğini hatırlatan Öger, "Şimdi bunlar AB içinde müzakere sürecini durdurmak için ellerinden geleni yapacaklar. Türkiye'yi AB'den dışlayıcı anlayış Almanya'daki seçimlerinden güçlü çıktı. AB'deki diğer Türkiye karşıtları bundan cesaret alacak" diye konuştu. Başbakan Erdoğan'ın Alman seçimlerinden 3 gün önce yaptığı açıklamalara bakmak lazım. Erdoğan'ın bu uyarıları anlamlıdır. Anlayana.

Türkiye-AB ilişkileri

Almanya, Avrupa Birliği'nin merkezi ülkesi. AB'nin temel politikalarında onun etkisi büyük. Bir bakıma AB'yi sırtlayan ve bir noktalara doğru taşıyan ülkelerinden başında Almanya geliyor. Bu bakımdan Almanya'nın destek vermediği bir politikanın gerçekleşebilme şansı yok gibidir. Birliğin pek çok ülkesi Almanya'nın politikasına bakarak kendi yolunu ve tutumunu belirlemektedir. Bu bakımdan Almanya'nın Türkiye'nin tam üyeliği konusundaki politikasının niteliği çok önemlidir. Almanya'da Muhafazakar Hıristiyan Birlik Partileri (CDU/CSU) Türkiye'nin üyeliğine olumsuz bakmakta ve imtiyazlı ortaklık gibi farklı önerileri savunmaktadırlar.

Destek düşüyor

Erdoğan, Türkiye'deki kamuoyu yoklamalarında AB'ye desteğin düştüğünü ifade etti. Eurobarometre Ulusal Rapor verilerine göre, AB üyeliğine bakış Türkiye'de bir yılı aşkın bir süredir olumsuz bir eğilim içindedir. Üyeliğin iyi bir şey olacağını düşünenler 2004 başından bahar 2006'ya yüzde 71'den yüzde 44'e gerilemiştir. Üyeliğin kötü bir şey olacağını düşünenler, aynı süreçte yüzde 25'e yükselirken, kararsız görünen kitle artmış ve yüzde 23'e çıkmıştır. AB üyeliğinin kötü bir şey olacağı fikrini destekleyenler 2004 başında ancak yüzde 9 iken bu oran Bahar 2005'te iki katından biraz fazla olarak yüzde 20'ye çıkmış; kararsız kitle ancak yüzde 13 iken yüzde 4 puan artışla yüzde 17'ye gelmiştir. Güz 2005'e gelindiğindeyse AB üyeliğinin kötü bir şey olacağını düşünenler yüzde 15 düzeyine gerilerken, Ne iyi ne kötü bir şey olur diyerek kararsızlık gösteren kitle yüzde 21 ile en yüksek düzeyine ulaşmıştır.

2006 yılı

Bahar 2006'da ise AB üyeliğinin iyi bir şey olacağını düşünenler ilk kez yüzde 50'nin altına inmiş ve her dört kişiden biri de üyeliğin kötü bir şey olacağını söyler olmuştur. Türkiye kamuoyu 2004 yılından bu yana AB üyeliği konusunda zihinlerde soru işaretlerinin giderek arttığı bir dönemden geçiyor. "Ankara-İstanbul" kriterleri dönemine gidiliyor.