CANLI YAYIN
BÜLENT ERANDAÇ
BÜLENT ERANDAÇ

Siyasette istikrarın getirdiği başarılar

Eklenme Tarihi 26 Mart 2013
Türkiye son günlerde tarihi olaylara imza atıyor. 21. yüzyıla damgasını vuracak hamleler arka arkaya yapılıyor. Bu hamlelerin arkasındaki sır nedir?
Israr ve istikrar, başarıyı getiren en önemli 2 etken olarak karşımızda durmakta.
İstikrar, toplum hayatının her sahasında vazgeçilmez bir unsurdur. Ekonomide, siyasette, eğitimde, çalışmada, kalkınmada, iç ve dışla iyi ilişkilerde, sonuç itibariyle her alanda istikrara ihtiyaç vardır.
Siyasette istikrarın başarıyı nasıl getirdiğini bir örnekle ele alalım.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 19 Mart'ta merhum Adnan Menderes'in 10 yıl 5 gün süren kesintisiz Başbakanlık yapma rekorunu kırarak, çok partili hayatın en uzun süreli Başbakanı oldu. İç ve dış olayların hızı içinde, bu rekorun ne manaya geldiği detaylı biçimde tartışılamadı.
Türkiye, 1950'de çok partili hayata geçti. Birçok hükümet kuruldu, kısa süreli Başbakanlar ülkeyi idare etti. Yıllarca bedelini ağır ödediğimiz koalisyonlar geldi gitti. 2002 seçimleri öncesi, Türkiye'de sadece 12 yıl içinde 11 ayrı hükümet kuruldu. 2002-2012 yılları arasında kesintisiz iktidar dönemine imza atan halkımız, son ayların başarılarının arkasındaki esas gücü de temsil etmektedir.
İktidarının, dış politikada gösterdiği ısrarın en somut örneği de, İsrail'in özür dilemesinin sağlanmasıdır.
Siyasette istikrar ve kararlarda ısrar, Erdoğan'a, "İsrail'e özür dilettiren Türk lider" sıfatını kazandırırken, Türkiye'nin Ortadoğu'daki bölgesel liderliği açısından da kazanıma yol açtı.

'SOYLU' ÇALIŞTAYLARI
Son yapılan kongreden sonra Numan Kurtulmuş ve Süleyman Soylu, AK Parti Genel Başkan yardımcılığına geldiler.
Muhafazakâr kesimin iki partisi, Has ve Demokrat Parti Başkanlıklarını yapan bu iki ismin katılması, AK Parti'nin sürekli hücre tazelenmesi yaşadığının işareti olarak görülmüştü. Bu katılımların, AK Parti'de adeta taze kan özelliğinde olduğu bazı somut çalışmalarda da kendini göstermeye başladı.
Süleyman Soylu, ülkemizin bugünlerini ve yarınlarını kurgulamak adına önemli bir çalışmayı 'Nüfus Politikaları ve Türkiye'nin Geleceği Çalıştayı' ismiyle bu hafta gerçekleştiriyor.
Başbakan'ın çok önem verdiği bu çalıştay hakkında Soylu'nun söyledikleri çok dikkati çekici: "Dünyanın olduğu gibi ülkemizin geleceği açısından da en önemli kaynak şüphesiz ki insan kaynağıdır.
Nesillerimizin geleceği adına kritik öneme sahip Nüfus politikaları gerek insan kaynağımızın gerekse Türkiye'nin rekabetçi gücünün korunması, 2023 hedeflerine ulaşılması adına kritik öneme sahiptir."

100 MİLYONLUK NÜFUS

TÜİK tarafından açıklanan "2012 Yılı Yaşlılar İstatistikleri"ne göre, yeni nüfus politikaları uygulamadığı takdirde Türkiye'nin yaşlı nüfus oranı 2023'te yüzde 10.2'ye yükselerek yaşlı nüfus ülkesi olacak. Tahminlere göre Türkiye nüfusu, 2050'de 96 milyon 498 bine ulaşacak.
Projeksiyona göre, toplam doğurganlık hızı, 2025'te nüfusun kendisini yenileme düzeyi olan 2'nin altına (1.97'ye), 2050 yılında ise 1.79'a kadar inecek. Bu durum zamanla Türkiye nüfusunun kendisini yenileyemeyip, nüfusun azalmasına neden olacağını gösteriyor. Başbakan Erdoğan, en az 3 çocuk demiş ve bunun bile yeterli olmadığını savunuyordu.
TÜİK'in SON nüfus artış oranı verileri Başbakan Erdoğan'ı haklı çıkardı.
Süleyman Soylu'nun gerçekleştireceği çalıştayın, Türkiye'nin geleceği için son derece önemli sonuçları çıkarması bekleniyor.