Bir telefon şakasının son kurbanı eski Başbakan Tansu Çiller olmuş. Ünlü radyocu Ayça Şen, Radyo Eksen'deki sabah programında Çiller'i aramış. Şen, Çiller'e ABD Başkanı Obama'nın davetlisi olarak kendisini Washington'a davet ettiklerini söylemiş.
Kadere bakın, Çiller Başbakan olduğu sırada da bir şahıs tarafından dolandırılmıştı.
Siyasette şaka vardır, laf atma vardır, iğneleme vardır, ima vardır.
Mesela rahmetli Osman Bölükbaşı. Bölükbaşı konuşurken, aşağıdan bir milletvekili laf atıyor...
Bölükbaşı konuşmasını kesiyor: "Oynama balık, yutarım seni!"
Bölükbaşı'nın cevap yetiştirdiği milletvekilinin soyadı: Balık...
Politika artık hiç şaka kaldırmıyor.
Günümüzde mizah ustası isimler politik mizah için ya malzeme bulamıyor ya da kimilerinin eleştirdiği gibi politikacıları mizah yoluyla eleştirmekten çekiniyor.
Telefon şakası derken, ünlü güldürü ustası Cem Yılmaz'ın, telefon şakalarında çok başarılı olduğunu söylememiz lazım.
Cem Yılmaz, babasını 45 dakika nasıl işlettiğini anlatmıştı: "Sesimi değiştirerek babamla aynı odada 45 dakika konuştum. Onların evindeyiz. Cep telefonu ile ev telefonunu çaldırıp, önüme bir gazete alıp 45 dakika babamla konuştum. 'Bilmem ne dergisinden arıyorum. Siz Cem Yılmaz'ın babası mısınız? Asıl mevzu sizmişsiniz, asıl komedi sizdeymiş. Bu Cem Yılmaz tıraş' falan...
Sonra dedim ki, 'Arif Bey, sizi çok seviyoruz. Hiç de demiyor ki, 'Niye seviyorsunuz kardeşim?'. 'Arif Bey, bırakalım bu Cem Yılmaz işini bir kenara... 'Evet' diyor. Gerçek Arif Yılmaz kimdir, biz bunu anlamak istiyoruz. Tamamen kavram sizsiniz, etrafınızda manken arkadaşlarla bir kapak çekimi. 'Tabii, hı hı' diyor. 'Sarışın mı, esmer mi olsun. Tek konu bu şu anda' dedim. Dedi ki, 'Ben ne anlarım'. Dedim ki, 'Annem mi var yanında'. 'Cem ben, Cem' dedim. 'Amannn tanıdım canım' diyor.
Bizimkiler böyledir, heyecanlıdır birazcık."