Ahmet Özal, şunları söylemişti: "O dönemde Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Selçuk ve Emlak Bankası Genel Müdürü Bülent Şemiler'in babam tarafından görevlendirilerek İsviçre'de çalışmalar yaptıkları, bilgi ve isimlere ulaştıkları hatta bu bilgilerin İsviçre İstihbarat Örgütleri tarafından tespit edilip verildiğini biliyorum. Ahmet Selçuk'un İsviçre'de yaptığı araştırma banka hesapları, para hareketleri, para transferlerini de kapsıyordu. Bu işi en iyi çözenlerden bütün bilgilere belgelere vakıf olan kişilerden biri Eski Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Selçuk'tur. Bir diğeri de dönemin Emlak Bankası Genel Müdür Bülent Şemiler'dir. Bunlar çok iyi bilirler bu konuyu.
EYMÜR-AVCI KAVGASI
MİT Anti-terör Dairesi eski Başkanı Mehmet Eymür ile Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat eski Başkanı Hanefi Avcı, yıllar sonra yeniden kapıştılar. MİT ve Emniyet'i yakından bilenler, bu kavganın nereye varacağını şöyle yorumladılar: "Susurluk olayı enine boyuna yeniden tartışılır. Konuşulmayanlar konuşulur, susan kilit adamlar ve 'kara kutular' konuşmak zorunda kalır. Eski Başbakanlardan başlayarak, Mehmet Ağar ve çok önemli isimlerin konuşmasına kadar iş varır. Türkiye, Ergenekon'u daha net görür ve derinlikler iyi anlaşılır.'' Bu kavganın altında ne var?
Mehmet Eymür, 1965 yılında baba mesleği olan MİT'çiliği seçti. 12 Mart döneminde amiri ve arkadaşı Hiram Abas ile birlikte Ziverbey Köşkü'nde çalıştı. 1984 Şubat'ında Genel Kurmay'dan aldığı özel izin ile 'Babalar Operasyonu'nu başlattı. Bu sırada edindiği bilgilerle MİT raporunu kaleme almaya başladı. 1988'de MİT raporunun ortaya çıkması ile birlikte görevinden alınınca MİT'ten istifa etti. 1993 yılında Şenkal Atasagun'un teklifi ile MİT'e geri döndü.
Hanefi Avcı, 1996 yılında Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı oldu. Bu görevi sürdürürken 4 Şubat 1997'de Susurluk skandalını araştıran TBMM Komisyonu'na ifade verdi. İfadesinde terörle mücadele adı altında devlet içinde çete kurulduğunu ileri sürdü ve Mehmet Eymür'ü suçladı.
Emniyet'e Mehmet Ağar, MİT'e Mehmet Eymür hakimdi. Emniyet ve MİT derin kavga içine girmişti. Ve1996 yılında, Mehmet Eymür ve Hanefi Avcı kafa kafaya geldiler.
Mehmet Eymür, 16 Ekim 1997 günü MİT Müsteşarlığı'na bir mektup yazdı. Emin Arslan ve Hanefi Avcı'nın görevli oldukları dönemde Mehmet Ağar'ın yönlendirmesiyle "yeşil pasaport, sahte kimlik, silah ve patlayıcı" gibi konularda "illegal faaliyetleri sevk ve idare ettikleri" iddiasında bulundu. Görünen şu, bu kavga burada bitmez.
MUSTAFA SARIGÜL'ÜN PLANI
CHP'nin Abant kampı, 'derin CHP'nin direnişine sahne oldu.
CHP genel seçim öncesi parçalanır mı? CHP eski Genel Başkanı Deniz Baykal'ın kopmaları engellediği anlaşılıyor. Baykal, 2011 yılı 5 Haziran Pazar günü yapılacak genel seçime kadar genel başkanlığı gelmeyeceği net ve açık.
Antalya milletvekili olarak seçime girer, ortaya çıkacak tabloya göre tavrını koyar.
Mustafa Sarıgül'ün, genel seçimlere kadar CHP Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceği biliniyor. Genel seçimde, Kılıçdaroğlu başarılı olursa 2014 yılında CHP İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmayı planlıyor. Kılıçdaroğlu başarılı olamadığı taktirde, CHP lideri adayı olarak ortaya çıkması mümkün olacak. Seçimlere kadar CHP'ye karşı etkili bir alternatif ortaya çıkmayacağına göre, 'Derin CHP'nin bilinen isimlerinin konuşmaktan başka çarelerinin olmadığı anlaşılıyor.